Deniz

Deniz
@kitap__esintileri
İnstagram kitap__esintileri bookblog
Puan vermedi
“Bazı yalanlar sadece bir kişiyi değil, tüm dünyayı kandıracak kadar büyüktür.” Dan Brown yine bildiği işi yapıyor: Bilim, siyaset, güç hırsı ve bitmek bilmeyen bir tempo… Kitabın ilk sayfalarından itibaren kendimi olayların içinde buldum. Her bölümün sonunda merak duygusunu diri tutması nedeniyle kitabı elimden bırakmakta zorlandım. Özellikle bilimsel keşifler ile siyasi çıkarların çatışması oldukça etkileyiciydi. Hikâye ilerledikçe kime güveneceğinizi bilemiyorsunuz ve tam her şeyi çözdüğünüzü düşündüğünüz anda yeni bir sürprizle karşılaşıyorsunuz. Bazı karakterlerin derinliği daha fazla olabilirdi ancak sürükleyicilik konusunda Dan Brown yine beklentiyi karşılıyor. Gerilim, komplo teorileri ve yüksek tempolu maceraları sevenler için kesinlikle okunabilecek bir kitap.
1000Kitap
İhanet NoktasıDan Brown · Altın Kitaplar · 200515,3bin okunma
Reklam
Aşk mı ? Takıntı mı?
Puan vermedi
“Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.” Bir cümle bazen bir kitabın değil, bir hayatın özeti oluyor. Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi’ni bitirdiğimde içimde tam olarak böyle bir his vardı: Geç kalınmış bir mutluluğun hüznü. Kitap boyunca yer yer çok hüzünlendim. Yer yer Kemal’e çok kızdım. Aşkın böyle bir yüzü olabilir mi diye düşündüm. Bu aşk mıydı gerçekten, yoksa herkesin düşündüğü gibi bir takıntı mı? Sanırım ben de çoğunluk gibi bunun bir takıntı olduğunu düşündüm. Ama yine de Kemal’in Füsun’dan bahsederken her defasında “güzelim” demesi… İşte o kelime kalbime dokundu. Sevginin dili bazen en zayıf insanın ağzında bile şiire dönüşebiliyor. Eşyalar… Toplanan sigara izmaritleri, tokalar, küçük objeler… Bir insanı kaybetmemek için zamanı durdurmaya çalışma çabası… Bu beni çok etkiledi. Aşkın hatıralar üzerinden yaşatılması, somutlaştırılması… Belki de en acı tarafı buydu. Ve beni en çok etkileyen şeylerden biri de yazarın kendisini romana dahil etmesiydi. Orhan Pamuk’un hikâyeye girip müzeyi kurma fikrinden bahsetmesi… Önce müzeye karar verip sonra kitabı yazması… Böyle büyük, böyle katmanlı bir düşünce… Gerçekten dahice. Kurgu ile gerçeğin iç içe geçmesi beni hayran bıraktı. Kitabın sonunda ağladım. Ve bu kitap, beni derinden etkileyenler arasına girdi. “Nereye gidiyorsak onunla birlikte gidiyorduk ve bu dünyadaki mutluluğu kaçırmıştık. Çok yazık olmuştu, ama bu sanki kaçınılmaz bir şeydi.” Belki de romanın özü buydu: Kaçınılmaz bir kayıp hissi. Şimdi tam da bugün bir dijital platformda dizi olarak uyarlanacak olması içimde ayrı bir merak uyandırıyor. Ama ondan önce bir hayalim var: İlk fırsatta Masumiyet Müzesi’ni gidip görmek. O vitrinin önünde durmak. Kemal’in sakladığı eşyaların karşısında kendi kalbimin sesini dinlemek. Bazı aşklar yaşanmaz. Sadece
Duygu ve Düşünce
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma
Siz okurken ne hissettiniz?
Puan vermedi
Bekle Beni, Zülfü Livaneli’nin edebiyatında çok tanıdık bir yerden sesleniyor: aşk, bekleyiş, kayıp ve memleketin ağır tarihi… Ama bu kez sanki o güçlü Livaneli romanlarının bir adım gerisinde duruyor. Duygusu var, tanıklığı var; fakat okuru sarsan o derinlik yer yer yüzeyde kalıyor. O bildiğimiz derin çarpıcılık bu kez daha sakin. Livaneli’nin şu cümlesi kitabın ruhunu özetler gibi: “Ben bu dönemin hem tanığıyım hem sanığı.” Evet, bu roman bir kurmacadan çok bir hatırlama gibi. Belki de bu yüzden güçlü ama eksik; samimi ama biraz mesafeli. Yine de o tanıklığın içtenliği, kitabı okumaya değer kılıyor. Ben okurken şunu düşündüm: Bu kitap bir zirve değil ama samimi bir durak.
1000Kitap
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,2bin okunma
Puan vermedi
Roman ilk olarak 1945 yılında yayımlanmış. Başlığı “Aganta Burina Burinata” denizcilik jargonundan geliyor: antik Akdeniz’de denizcilerin kullandığı lingua franca dilinden bir komut ya da halatın çekilmesiyle alakalı bir ifade.. Cevat Şakir’in kaleminden, Mahmut’un gözünden denizi, doğayı ve özgürlüğü hissetmek öyle büyüleyiciydi ki, sayfaları çevirdikçe kendimi Akdeniz’in mavi sularında hayal ettim . “Deniz, en büyük öğretmendir; insan onun içinde kendini tanır.” Kitap, sadece bir deniz romanı değil; aynı zamanda insanın doğayla ve kendi iç dünyasıyla hesaplaşmasının bir anlatısı. Halikarnas Balıkçısı, Mahmut’un serüveni aracılığıyla bize cesaret, dostluk ve özgürlük kavramlarını hatırlatıyor.
Duygu ve Düşünce
Aganta Burina BurinataHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 20226,2bin okunma
Puan vermedi
Montaigne’in Denemeler’i, yalnızca bir kitap değil; adeta yüzyıllar öncesinden gelen bir sohbet daveti. Fransız yazar, kendi düşüncelerini, deneyimlerini ve hayat gözlemlerini samimiyetle kaleme alırken aslında hepimize bir ayna tutuyor. Sayfaları okurken “Ben de böyle düşünüyorum” dediğim çok an oldu. Bazen en sıradan bir konu üzerinden derin bir felsefeye ulaşıyor, bazen de en ağır meseleleri günlük bir sohbet havasında anlatıyor. Belki de kitabı zamansız kılan şey bu: İnsanı insana anlatıyor. Montaigne’i okurken onunla yan yana oturmuş, kahve eşliğinde sohbet ediyormuş gibi hissettim. Hiçbir şeyi kesin doğrularla sunmuyor; aksine, sürekli sorguluyor, kendini de eleştiriyor. Bu yüzden okuruna hem düşünme hem de kendini sorgulama alanı açıyor. Neden okunmalı? -Felsefeyle ilgilenenlerin yanı sıra gündelik yaşam üzerine düşünmeyi seven herkes için birebir. -Bugün hâlâ güncelliğini koruyan sorular soruyor. -İnsanlık hâllerini yalın bir dille anlatıyor. Benim için Denemeler, kitaplığımda sadece bir “klasik” değil; dönüp dönüp açıp okuyacağım bir dost kitabı oldu.
DenemelerMontaigne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202065,7bin okunma