Fakir Baykurt'un ilk kez bir kitabını okuyan bendeniz şimdiye kadar bu kitabı nasıl okumadım şaşırıyorum. Kitap o kadar içten o kadar akıcı ve o kadar samimi ki...
Kitabta genel olarak konumuz, kendi halinde bir grup köylü, yaşama sevinci tükenmemiş olması dikkat çekilsin efendim..Tozak kırı denen yerde bütün zorluklara, kuraklığa, çileye yoksulluğa rağman ayakta duran bir köy... Okurken insanın içini parçalayan, acıtan o kadar sahne var ki ama bir o kadar da huzurun, doğallığın ve samimiyetin var olduğu bir yer..
(Spoiler!) Bir gün birşey olur; köyün eğitmeni Rıza, köy halkına bir teklifte bulunur. Bu teklif ki herkesi ayağa kaldırır ve Tozak kırı için artık bir umut YEŞERİR. Ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
Bin bir zorlukla, bin bir mücadele ile birbilerine destek ile kazıp diktikleri üzüm bağları onlar için yeşilliğin,suyun ve hayatın ta kendisidir. Ve bu sevinç kısa sürer, hüsrana dönüşür. Çünkü "Hökümet" el koyar bu köylümün umuduna...Napsın şimdi bu insanlar.. artık Tozak kırı için geri dönüş vaktidir, yine susuz çileli kupkuru bir hayat....
Karakterler o kadar içten ve doğaldı ki, insan her sayfayı çevirirken kendinden bir parça bırakıyor.
Bir de şöyle insan tipleri var kaskın kaskın yürüyen memurlar, "beyim Dilekçe dilekçeyi getirdim diyen köylüm.." karşısında yukardan bakan küçümseyen " Paydos şimdi gitt yarın getir!!" Diyen bürokrasi.. böyle insanlar sahii siz kimsiniz!!!
Son olarak benim köylüm her zaman köylü,her zaman mahçup, her zaman saygılı her zaman gönlü bol..ekmeğini taştan çıkaran bunun için de sızlanmayan canım köylüm iyi ki varsınız!!!!