Zehir içme saati gelmeden, öğrencilerinin birinin elinde bir saz gördü. Sazın nasıl çalınacağını öğrenmek istedi.
Öğrencisi, "Üstadım, az sonra zehri içeceksiniz, çalmaya vakit olmayacak. Bir zevk duymayacaksınız" deyince Sokrat, son dersini verdi:
"- Asıl zevk, çalgı çalmak değil, çalmasını öğrenmektir."
Malazgirt Fatih'inin son nefesinde söyledikleri bilhassa devleti idare edenlere gerçek bir ibret levhası olacaktır :
"Akıllı ve tecrübeli bir adam bana" Kimseyi hakir görme, kendi kuvvetine güvenme "demişti. Bu nasihatleri ihmal etmekle büyük hata ettiğimi şimdi ölüm döşeğinde daha iyi anlıyorum. Bir tepenin üzerine geldiğim zaman, ordumun azametinden ve askerimin çokluğundan, altımda yerin titrediğini hissettim ve kendi kendime :"Ben dünya sultanıyım, bana kimsenin kudreti yetmez, bu ordu ile Çin'i dahi fethederim" dedim. Bu gurur yüzünden, şimdi bu aciz duruma düştüm. Halbuki herhangi bir sefere girişirken daima Allah'tan yardım dilerdim. Meğer Cenab-ı Hak beni zulmedeceğim aciz bir kulu ile cezalandıracakmış..."
Bir gün kendisine "Sabır nedir?" diye sorduklarında ; "Sabır odur ki; iki elini ayağını keserler, onu köprünün üzerine asarlar ve hatta bundan daha acayip muameleler yaparlar da bir kere ah etmez" cevabını verirdi. İlginçtir ki bir bakıma kendisinin ölümünü tarif etmiştir.