Fareler ve kafesler
7/10
·352 syf.··
2026 6. kitabı
Ortaokul okuma listelerinden neden bir türlü çıkarılmadığını anlamadığım bir kitap daha. 1984 distopyasıyla, karanlık kurgusuyla, sarsıcı kelimeleri, yazımı ve sahneleriyle dehşet iyi ve gerçekten dehşet bir kitap. Nefesimi tutarak okuduğum sahneleri ile bu kitabı tanımla dediğinizde söyleyebileceğim tek şey "dehşet" olur. Önerir miyim? Öneririm ama giriş yaptığım cümleye de dikkat çekerek liseye gitmiyorsanız acele etmeyin diyeceğim. Gelgelelim kitabın yazımına. Orwell her ne kadar benim son derece rahatsız olduğum açıklıkta betimlemeler yapsa da kitabın gerektirdiği dil kesinlikle buydu ve Orwell'dan başkası yazabilir miydi, bilmiyorum. Kitap her şeye rağmen gayet hızlı okunabilecek bir kitaptı benim için ta ki dokuzuncu bölüme kadar. Sayfalarca ama sayfalarca kuru bilgi okumak hem kitabın akışını kesti hem de kitabı okuma süresini benim için birkaç gün kadar uzattı. Bu mutsuzluğumu ve sitemimi de böylelikle eklemek istedim Orwell'ın yazarken esinlendiği "Biz" kitabına da yazımı bitirmeden dikkat çekmek istiyorum. İyi okumalar dilerimm
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,3bin okunma
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
2021’ den beri kitaplığımda olan bu kitabı sürekli erteliyordum. En son kitaplığımda artık okumadık kitap bırakmamalıyım dedim ve listede bu kitap da vardı hatta okumasam mı neden bir anda galeyana gelip aldım ki deyip biraz da kızdım kendime. Ama yine önyargı işte. Kitap kesinlikle okutturuyor kendini. Hastalıklar ve altında yatan travmaları çok güzel hayattan örneklerle sunuyor yazar. Neuroformat yöntemine merak uyandırıyor açıkçası. Yazar örnekleri vermeden önce bazen tekrara düşüyor açıkçası. Kitabın başlarında hastalıklarınızın çözümünü bulacaksınız tarzı cümleler kursa da tam olarak ne yapmamız gerektiğini söylemiyor sadece verdiği örneklerde çalışmalar yaptık diyor ve yapın diyor çalışmanın detayı tam olarak ne anlamadım:). Genel anlamda beğendim ama.
Gecikmeli TeslimiyetM. Barış Muslu · Doğan Kitap Yayınları · 2021963 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Herkes bir gün evine döner
Puan vermedi
Fatih Duman'ın 152 Gün adlı kitabı, kısa olmasına rağmen duygusu yoğun bir hikâye sunuyor. Kitapta Fatime Teyze ve Hacılar Ömer'in yıllara yayılan sevgisi, vuslatı ve bekleyişi anlatılıyor. Bana göre Fadime Teyze'nin sabırla bekleyişi ve sevgisinden vazgeçmemesi hikâyenin en etkileyici yönlerinden biriydi. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey, yazarın olayları oldukça sade ama etkileyici bir şekilde anlatması oldu. Karakterlerin yaşadıkları duygular bana gerçekçi geldi ve onların hissettiklerini anlayabildim. Özellikle sevginin sadece kavuşmak değil, bazen beklemek ve sabretmek olduğunu göstermesi kitabı daha anlamlı hâle getiriyor. Kitap boyunca Hacılar Ömer'in başına ne geldiğini düşünerek okudum. Olayların nasıl sonuçlanacağını öğrenmek istediğim için kitabı elimden bırakmak istemedim. Hikâye ilerledikçe karakterlerin yaşadıkları beni daha çok içine çekti ve kitabı kısa sürede bitirdim. Bir yandan hikâyenin devamını merak ederken diğer yandan bazı soruların cevapsız kalması kitabın etkisini uzun süre hissetmeme neden oldu. Genel olarak 152 Gün, sevgi, özlem, sabır ve umut temalarını işleyen etkileyici bir kitap. Okurken zaman zaman hüzünlendim, zaman zaman da karakterlerin yaşadıklarına içtenlikle eşlik ettim. Kitabı bitirdikten sonra aklımda en çok kalan düşünce ise kitabın da sık sık hatırlattığı şu cümle oldu: “Herkes bir gün evine döner.”
Edebiyat
152 GünFatih Duman · Nesil Yayınları · 2024564 okunma
Üç Yıl — Anton Çehov
8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 22:55
Üç Yıl — Anton Çehov Üç Yıl, ilk kez 1895 yılında yayımlanmış bir novelladır. Konusu: Bir tüccarın oğlu olan Laptev, yerel bir doktorun kızına aşık olur. Yulia, Laptev’i sevmek bir yana başta adeta ondan iğrenir. Ama gariptir ki yine de evlenirler. Kitabın genel hikayesi evliliğe bakış, kadın - erkek ilişkileri üzerine ilerliyor. Sevgisiz evlilikler, aşkın ömrü, zamanla değişen duygular, hayat, ölüm, ihanet, mutsuzluk gibi temaları var. Laptev karakterini başta sevmesem de sonradan kendini sevdirdi. Çünkü hikaye ilerledikçe Laptev’in daha bir olgun, idraki daha yüksek birine dönüştüğünü gördüm. Çehov’un bu novellası bana çok ince bir ruhla işlenmiş gibi geldi. İnsan duygularını, fikirlerini abartısız, ham şekilde ve büyütmeden gösteriyor. Düşündürüyor, bazen öfkelendirip bazen güldürüyor. Ayrıca eser Çehov’un en iyi novellarından biri olarak adlandırılıyor. Okurken tek şikayetim isimler nedeniyle kişileri bir ara karıştırmış olmamdır ama o da benim kendi kabahatim. :slight_smile: Kitabı okumak dönemin Rusyasına kısa bir yolculuk yapmak gibi hissettirdi. Klasikleri seviyorsanız, özellikle de Rus Klasiklerini seviyorsanız, okumanızı tavsiye ederim.
Üç YılAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20186bin okunma
Bu kitabı açtığımda; karşıma doksan yaşında bir ihtiyar değil, adeta bu topraklardan gelip geçmiş nevi şahsına münhasır bir kalemin aksi çıktı. Kitabın başkahramanı; o huysuz, kimseleri beğenmeyen ama kabuğunun altında yufka bir yürek taşıyan, nostaljinin o koyu, puslu dehlizlerinde kaybolmuş gazeteci adam, bana her satırda unuttuğumuz bir dostu hatırlattı: Engin Ardıç. ​Okurken sanki Márquez’in kurgusunu değil de, Ardıç’ın fani dünyaya veda etmeden evvel bir kenara iliştirdiği, o kendine has müstehzi ve aristokrat anılarından birini okuyormuş hissine kapıldım. Düşünce tarzındaki o keskin, tavizsiz ama bir o kadar da melankolik tını, tam anlamıyla onun ruhunun bir yansıması gibiydi. Ne hazindir ki, kaderin mukadderatı buradaki en büyük tezatı önümüze koyuyor. Kitabın kahramanı doksanıncı yaşının eşiğinde hayatın ve aşkın o en rafine sırrına ererken, Engin Ardıç değil doksanın seksenin bile ne menem bir şey olduğunu göremedi. Bu hüzünlü kıyasın ötesinde, kitap beni başka bir iklimin sultanı ile tanıştırdı. Bu eser, bugüne dek yazılmış, aşkın o en saf, en el değmemiş ve en büyüleyici betimlemelerini barındıran bir şahaser. Márquez, şehvetin kirli sularından, aşkın o her şeyi temizleyen, ruhu arındıran göksel nehrine öyle bir köprü kurmuş ki, hayran kalmamak elde değil. Kitap, aşkın fiziksel bir doyumdan ziyade, iki ruhun zamanın ötesinde, sessizce birbirine dokunuşu olduğunu fısıldıyor kulaklarımıza. ​Hülasa; Benim Hüzünlü Orospularım, bana hem edebiyatın o evrensel ve sınır tanımaz gücünü bir kez daha gösterdi hem de bu topraklardan geçen keskin bir kalemin, Engin Ardıç’ın hatırasını hüzünlü bir tebessümle yad ettirdi. Aşkı, nostaljiyi ve bir ömrün muhasebesini böylesine muazzam anlatan bu eser, kütüphanemin en mahrem köşesinde yerini aldı.
Benim Hüzünlü OrospularımGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 201925bin okunma
Sanatçı güzel şeylerin yaratıcısıdır
8/10
·258 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 12:08
Dorian Gray'in Portresi - Oscar Wilde "Yaşamın amacı kendi kendini geliştirmek, tekâmül etmektir. Dünyaya gelme sebebimiz özümüzün farkına varmaktır." Oscar Wilde'ın en önemli ve tartışmalı eserlerinden birisi olan Dorian Gray'in Portresi, Dorian adında oldukça yakışıklı ve çevresi tarafından hayranlık duyulan bir adamın, ebedi gençlik arzusu sonucu yapılan sanat eserinin, bir insanın ömrünü nasıl bu kadar etkileyebileceğini anlatmaktadır. Hikâyede üç önemli karakter ön plana çıkmaktadır. Ana karakter Dorian, Lord Henry ve ressam Basil. Lord Henry, felsefi ve sanatsal olan konuşmaları yüzünden Dorian'ı etkisi altına almış, son derece bilgili ve kültürlü birisidir. Yaptığı yerinde tespitler ve dünya görüşü, onu diğer insanlardan farklı bir konuma yerleştirmesine sebep olmaktadır. Lord Henry'nin, insana dair önemli görüşleri şunlardır: "Modern çağın ideali iyi eğitimli insandır. İyi eğitim görmüş insanın zihni ise korkunçtur; her şeyin ederinin üzerinde satıldığı canavarlarla dolu, tozlu bir çıfıt çarşısı gibidir." "Bir insanı etkilemek ona kendi ruhunu vermektir. Etkilenen kişi artık kendi fikirleriyle düşünemez, kendi tutkularıyla yanıp tutuşamaz hale gelir." "Yaşamın amacı kendi kendini geliştirmek, tekâmül etmektir. Dünyaya gelme sebebimiz özümüzün farkına varmaktır." "Sahip olunabilecek en kıymetli şey gençliktir." "Günümüzde insanlar benliklerini sinsice kuşatan sağduyudan ölüyor; aslında asla pişman olunmaması gereken tek şeyin hataları olduğunu anladıklarındaysa iş işten geçmiş oluyor." Lord Henry'nin söylediği bu çarpıcı sözler belki de günümüz açısından değerlendirildiğinde dahi oldukça önemli olan, insana dair birçok şeyi hatırlatmaktadır. Bunlardan en dikkat çekicisi çevremize karşı en faydalı olacak şekilde yaşamak ve bu hayatta; kalıcı,
Edebiyat
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202399,3bin okunma