Koltuğundan dünyayı yönetiyordun. Senin fikrin doğruydu, başka her fikir çılgıncaydı, aşırıydı, kaçıklıktı, normal değildi. Bu arada özgüvenin öylesine büyüktü ki, tutarlı davranma zorunluluğu hissetmiyor, ama yine de haklılıkta diretmekten vazgeçmiyordun.
Eğer çocuğu git, gel, kal, bunu yap, şunu yapma diyerek durmadan yönetirseniz, onu alıklaştırırsınız; çocuğun kollarını kendi kafanızla yönetirseniz, kafası gereksiz olur.
Ama insan bu kadar cesareti nereden buluyor, kendi türüne karşı bu kadar güveni nasıl besliyor? Bu kadar inancı insana verebilecek pek az şey var dünyada.