Franz Kafka ile "Dönüşüm" kitabıyla ilk olarak tanışmıştım ve kitabın sonu beni öylesine bir dehşete sokmuştu ki gerçekten anlayamamıştım neden böyle oldu diye aslında kitabı okurken de bunu sorgulamıştım.Babaya Mektup kitabı ile aslında kafamdaki parçalar oturdu.Her zaman Franz Kafka'nın kitaplarında sanki kendim yaşıyorum ya da Kafka ile sohbet ediyorum gibi hissederim.Onunla üzülür, ağlarım.Babaya Mektup içerdiği duygular neticesinde de beni çok kez alıp maziye götürdü,sorguladım.Bu nedenle kitabı sindire sindire daha yavaş okudum.
Kitabın konusuna gelecek olursak aslında adı nihayetinde bir babaya mektup söz konusu.Kitabı okurken sanki bunları otuz altı yaşında bir adam değilde çocukluğunu yaşayamamış,ruhu hala çocuk kalmış birini okuyor hissettim.Kafka'nın babası "Hermann". Hermann Yahudi ve dinine düşkün biri.Son derece kendini düşünen, bencil,başkalarını küçümseyen ve önemsemeyen.Dahası tüm kötü özelliklerin gerçekten bulunduğu bir "baba" modeli.Kafka ve babası tamamen zıt görüşlere sahip aslında buradan da nasıl bir ilişki içerisinde olduklarını tahmin edilebilir.
Kafka, bir bölümde şöyle söylüyor; " Kendi eylemlerime güvenimi yitirmiştim.Sebatsız ve kararsızdım.Yaşım ilerledikçe, değersizliğimin kanıtı olarak önüme sürdüğün malzeme büyüyordu.Senin yüzünden böyle olduğumu savunmaktan bir kez daha sakınırım." Aslında Kafka mektubunda düpedüz babasını suçlamıyor çünkü mektubu okurken aslında baba sevgisinden hatta genel olarak aile sevgisinden çok uzak büyümüş bir çocuk var.Ve görüyoruz ki babasını rol model olarak alıyor.Ben bunu iki sebepten olduğunu düşünüyorum.Birincisi; Baba sevgisi görmediği için, ilgi ve alaka babası göstermediği için eğer onun gibi olursa onu sevebileceği düşüncesi.
İkincisi; Çevresinde kendinden büyük ve daha çok vakit geçirdiği başka
Öncelikle saatler şu anda 04.37 kitabı tam beş dakika önce bitirdim.İncelememi yazarken ufak hatalar olursa mazur görün:).
İlk olarak "Yeraltından Notlar" kitabı Dostoyevski'nin Sibirya sürgününden sonra kaleme aldığı bir kitap.Dolayısıyla kitap aslında ruhsal çözümlemelerinin, psikolojik çatışmaların, benliğiyle yüzleşmenin ve daha bir çok duygunun ana teması yalnızlık olmak üzere ele alınıyor.
Kital "Yeraltından" ve "Notlar" olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Yeraltından bölümü psikolojik olarak her şeyi ele alıyor.Okumaya başladıktan sonra bu ifadelerin kime olduğunu, niye olduğunu belirlemekte zorlandım ama Notlar bölümünde her şey yerine oturdu.
Aslında kitap tam anlamıyla bütün gerçekleri yüzümüze soğuk su gibi çarpıyor ama kitaptaki yer alan ifadelerin beni ele geçirmesine izin vermedim.Kitapta bazı cinsiyetçi ifadelere katılmamak ile beraber aynı zamanda yazarın hem bir şey söyleyip hem de bunu inkar etmesi beni çok baymaya başladı ileriki sayfalarda.Evet yazar psikolojik ruhsal çatışma yapıyor fakat beni biraz sıktı diyebilirim. İyi okumalar!