Biraz Oğuz Atay okuyormuş gibi hissettim, bunu belirtmeden edemeyeceğim. Karakterler olsun, yazım tarzındaki derinlik olsun bana Atay' ı anımsattı. Burada asıl karakterimiz Bay C, herkes gibi olmaktan çekinen bir adam. Bir yere ve şeye alışmak istemiyor o yüzden sürekli yaşadığı ortamı değiştiriyor ve hep bir arayış içinde. Hayatını değiştirecek bir kadın, bir olay istiyor. Geçmişinde yaşadığı şeyler yüzünden bugününden kaçan bir adam kendisi. Hayatına giren insanlara bir süre katlanabiliyor sadece. Sonrasında ya o uzaklaşıyor ya da insanları kendinden uzaklaştırıyor. Aşık oluyor ama herkes gibi yaşamak istemediği için hissettiği şeye özellikle aşk demiyor. Sevdiği halde sevdiğini söylemiyor vs vs.. Biraz hayatı sorgulayan ve sorgulatan bir kitap genele bakıldığında. Bayıla bayıla okuduğum bir kitap olduğunu söyleyemem ama düşündüren bir kitap. Yani Bay C' nin yaptığı çoğu şeyi sorguladım, saçma buldum. Ve sonra düşününce o, aslında geçmişinde takılı kalmış bir adam. Hangimiz takılı değiliz ki geçmişimizde? "İnsanlar girdikleri yerden bir iz bırakmadan çıkamazlardı." diye bir cümle geçiyor kitapta. Düşününce aslında sadece iz bırakmakla kalmıyoruz bir iz alıyoruz aynı zamanda. Girdiğimiz her mekandan, konuştuğumuz her insandan, hayatına girdiğimiz her kadın veya erkekten ve bu aldığımız izlerin bazıları geleceğimizi de etkiliyor. Bay C de tam olarak böyle bir insan. Okumanızı tavsiye ederim, bir şey kaybetmezsiniz. Hayatınızda iz bırakan bir kitap olur mu onu bilemem ama Yusuf Atılgan' ın yazı dili bende bir iz bıraktı onu söyleyebilirim. Diğer kitaplarını da en yakın zamanda okuyacağım. Şimdilik bu kadar.