Bir gün gelir…
Kalbine hiç dokunulmamış bir yerden biri girer.
Ne sesi gürdür onun, ne gelişi gösterişli…
Ama içini öyle bir sessizlikle sarar ki,
İlk kez suskunluğun bile anlam kazanır.
Onunla tanıştığında değil,
Ona güvenmeye başladığında başlar aşk.
Adını duyduğunda değil,
Adını anmadan içini ısıttığında başlar.
Aynı cümleleri kurmanıza gerek yoktur,
O gözlerinle neyi sustuysan o onu duyar.
Aşk, sana benzeyen birini bulmak değil;
Sana hiç benzemeyen birinde kendini tamamlamaktır.
Sen eksikken bile seni tam görebilen,
Kendinden çok seni düşünen,
Gururdan değil, sevgiden susan biridir gerçek seven.
Aşk, dokunmadan sarılabilmektir.
Kokusu uzaktayken bile tenine sinen bir varlıktır.
O, gece yarısı aklına düştüğünde değil,
Sabahları uyanınca da hâlâ yüreğinde kalan kişidir.
Ve aşk…
Birlikte geçirilen zaman değil,
Zamanın bile aşamadığı bir bağdır.
Onunla geçen her an, sonsuzluğun küçük bir provasına dönüşür.
Kaybolmazsın…
Aksine en çok onun yanında kendine rastlarsın.