Bu kitap azmin ve zaferin öyküsüdür. %99 bedensel engelli Rukiyenin sadece tek bir parmağı ile iki yılda yazdığı kitabıdır. Farkındalık yaratmak için çıktığı bu yolda azmin özgürlüğünü yazdığı karakterlerin bedeninde okuyucularına sunuyor. Yürüdükkeri ayakları, tuttukları el oluyor. Bir azmi iliklerinize kadar hissedeceğiniz bir kitap okumadıysanız tavsiye ederim
"onlar vahşi siz medeni misiniz?
" elbette. Bir mülke medeniyet sahip olur, vahşiler orada kaç bin yıldır yaşarlarsa yaşasınlar, sahip sayılmazlar. "
Kitaptaki bu alıntıyı okuduğumda şuanki durumumuzu ne kadar özetliyor. Ülkemizde bir salgının çıkmasıyla evlerimize kapandık ve doğanın asıl sahibi hayvanlar dışardaydı ve biz insanlar içerideydik.. Doğanın asıl sahiplerinin dışarıda olmasıyla doğanın kirlenişi ve hayvanlara zarar azaldı.. İnsan doğayla hep bir savaş ve mücadele içinde tahakküm kurma peşinde..
Bu kitapta da onu göreceksiniz. Kitap ütopyadan distopyaya geçişi çok güzel kurgulayarak anlatıyor.
"kapitalist ruh" taşıyanlar bugün, tümüyle kiliseye tümüyle karşı olmasalarda kayıtsızdırlar. Cennetle ilgili can sıkıcı temalar onların neşeli kişilikleri ile uyuşmaz;din onlara insanları bu dünyanın işlerinden uzaklaştıran bir araç olarak görünür.
Yai kapitalistler sadece burada çalışmayı amaçlar daha çok çalış daha çok kazan mantığını insanlara empoze eder fakat burada dini de araç olarak kullanır. Nasıl derseniz, çalışmak ibadettir. Yani burada çalıştığın senin ebediyetteki mükafatın olarak algılatılır...
Öncelikle kitap özgün sade ve anlaşılır bir şekilde yazılmıştır. Kitapta feminizm nedir? Ne zaman başlamıştır? Feminizm türleri nelerdir? Ve son olarak da Türkiye de ne zaman ortaya çıkmıştır? Başlıklarıyla okuyucuya feminizm kavramını anlatan bir kitaptır. Her okuyucu rahatlıkla okuyabilir akademik bir dilli yoktur feminizm hakkında bilgiye sahip olmak istiyorsanız ilk seçim olarak idealdir.
Ahlak, bugün yaşadığımız ülkenin temel çatışma noktasıdır. Ve dahada vahimi bu durum artık "birlikte yaşama" adına sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır. Çözüm ise insan bireyciliği ve egoizminin bir inanç vasıtasıyla değil, güçlü bir ahlaki merkez, yeni bir sosyal ahlak aracılığıyla genel çıkarlara uygun hale getirilmesinde yatmaktadır. Bu da ancak toplumda seküler bir ahlak eğilimi ve eğitimiyle, yeni bir adalet duygusu ve kamu vicdaniyle mümkün olabilir