Kitap delileri vardır meselâ. Bunlarda kitap toplama arzusu durdurak bilmez. Kitabı okumak için almazlar, seyretmek, üzerinde yatıp uyumak, okşamak için edinirler. Bazıları da kitapgizlerdir. Kitabı kilit altında tutar, kimseye göstermez, kıskanırlar. Kitap düşmanları vardır kitaptan tiksinir, nefret eder, elini bile süremez. Sonra kitap yakanlar, kitap yırtanlar.
-Vay be!.. Ama bunlar çok af edersiniz, yani bir tür manyak oluyor değil mi?
⁃ Elbette.. Nasılsa içlerinde ben de varım.
⁃ Sizinkisi hangi sınıfa giriyordu.
⁃ Benimki en zararsızı. Kitapsever, tutkun. Kitapları seçip alırlar ama kafalarına koydukları kitaba sahip olmak için her fedakârlığa katlanırlar. Sahip oldukları kitaplardan başkalarına övgüyle bahsetmekten hoşlanırlar.
Benimki en zararsızı.Kitapsever,tutkun.Kitapları seçip alırlar ama kafalarına koydukları kitaba sahip olmak için her fedakarlığa katlanırlar.Sahio oldukları kitaplardan başkalarına övgüyle bahsetmekten hoşlanırlar.
Bir kitapsever olmaya heveslenseydim, farklı türde bir kitapsever olurdum; bir kitabın gerçek değerinden bağımsız olan güzelliği, kitap meraklılarının nazarında, hangi kütüphaneleri dolaştığını, hangi münasebetle hangi hükümdar tarafından hangi ünlü kişiye verildiğini bilmekten, kitabın hayatını satıştan satışa izlemiş olmaktan gelen güzelliği, yani bir anlamda tarihî güzelliği benim için de bir anlam taşırdı gerçi. Ama benim nazarımda kitabın asıl güzelliğini, kendi hayatımın tarihçesi oluştururdu, yani sıradan bir kitap meraklısı olmazdım; çoğunlukla bu güzellik, belirli bir nüshayla değil, eserin kendisiyle bağlantılı olurdu.
Kapağına böylesine hayran kalınan kitabı okumak, tüm güzelliğin kaybolmasına yol açabilir. Merak duygusunu diri tutmanın bir yolu da merak ettiklerimizi öğrenmemektir.
Şimdi, kitaplardan anlamıyor diyebilir misiniz bana? Kütüphanem zengin. Âdeta bir “kitap sarayı”m var benim. Şahsen “kitapsever” değilsem bile en azından “kitapsayar”ım...