“Kabahatlerimiz demek zorunda olduğum şeylerin en acımasız sonucu, bu kabahatleri işlemediğimiz günlerin hatırasına varıncaya kadar her şeyi lekelemesi.”
Bayıldım. Uzun zamandır bu kadar kaliteli bir distopya okumamıştım. 900 sayfanın tek bir sayfasında bile sıkılmadım. Bu kitap bana birbirinden farklı hayatların; salgın hastalık, sömürgecilik, despotizm gibi dünya tarihini şekillendiren olgularla nasıl aynı umutsuz noktalara evrilebileceğini; yalnızlığın, hüznün ve sevginin nasıl zamandan ve mekandan bağımsız olduğunu gösterdi.