Kötü bir kitaba para veren ahmak kadar, kötü kitaptan para kazanan yazar da vardır; halkın zevkini tanıyanlar, arada bir anlamsız ve yavan şeyler yazmaktan çekinmezler.
"Sevgili Taavur,
Senin bir kitabın varmış, az yazan Dağlarca'nın “Lacivert” şiiri. O kitapta “Biz hayvanları yerdik” diye başlayan bir şiir var, ben onu çok severim, seni de! Emel sana o şiiri okusun. Sonra sen hep git. Çook uzaklar olmasa bile, yakın uzaklara git. Mesela Barlas'a git. Ama bu arada Öneden ve Kodekan'a acı, bazen onları da düşün yanında götürmesen bile, onların da çook uzaklara gitmek isteyebileceklerini düşün."
Hangi ülkede, hangi toplumda, hangi okulda, hangi sınıfta olursa olsun öğretmenle öğrencinin göz göze geldiği bir an vardır. Bu âna kitapta potansiyel gelişim ânı diyorum. Potansiyel gelişim ânı, öğretmenin gücünün yaşamla temas ettiği,* hayat bulduğu andır. Ve bu kitap, öğretmenin gelişim ânı içinde kendini, gücünü nasıl ifade ettiğini anlatıyor.
Bazen balonlar ilk uçtuğunda Chapters'in otoparkında olurum. Uzaktan bakınca kocaman bir kırmızı kuş sürüsü gibi görünür. Balonları bulan ve belki de yiyip boğulan tüm zavallı gerçek kuşları düşünürüm. Okuduğum bir kitapta adamın biri öfkenin nasıl kanla dolu bir yumurta gibi olduğundan bahsediyordu. Şimdi de salınan bunca balonu görüp aynı şeyi düşünüyorum. Patlayınca birer yaraya döneceklerdi. Her yerde renkli yıldızlar olacaktı.