Puan vermedi·320 syf.··
Beğendi
·
2025 93. kitabı
Le Clézio’nun Göçmen Yıldız’ı, savaşın kazananı olmaz dercesine iki genç kızın yollarını kesiştiriyor: Biri N*zi Almanyası’ndan kaçıp İsrail’e yerleşen Esther, diğeri ise Filistin kamplarından kurtulmaya çalışan Nejma. Farklı yönlere savrulsalar da aslında aynı acının içindeler: yerinden edilmek, sürgün edilmek, çocuk yaşta coğrafyanın kaderine hapsolmak. Yazar ne ajitasyon yapıyor, ne de taraf tutuyor. Öyle sakin, öyle sessiz anlatıyor ki her şey kendiliğinden içe işliyor. Ben de bu yalın anlatımı o kadar sevdim ki, her sayfanın ağırlığı üzerimde kaldı diyebilirim. Kitabın gücü tam da burada gizli: Abartmıyor, süslemiyor… ama insanın yüreğine dokunmayı başarıyor. Le Clézio’nun daha önce Madalyonun Öteki Yüzü adlı kitabındaki öykülerini severek okumuştum. Göçmen Yıldız, o öykülerin taşıdığı insanlık halini bir romana yayıyor ve İster istemez düşündürüyor da tabi: “Kim gerçekten yuvasında?” Aysel Bora çevirisi @kitapsemasi #1nobel1klasik grubumuzla okuduk Öyle akıcı ki bir günde okudum Çok çok #tavsiye #alıntılarım “Güneş herkes için parlamıyor mu?” “Quebra tus cadenas” Kurtul zincirlerinden! “ …insan gölgelerden kurtulabilir mi? #savaş #sürgün #göç #fransızedebiyatı #nobeledebiyatödülü #2008nobelprize #book #bookstagram #kitapalıntıları #kitapönerisi #ödüllükitap #göçmenyıldız #leclezio #jmgleclézio #aysegulvekitaplar
Göçmen YıldızJean-Marie Gustave Le Clezio · Can Yayınları · 2020104 okunma
Puan vermedi·414 syf.··
Beğendi
·
2024 152. kitabı
“Sallan, hareket et, ancak bu biçimde onu atlatırsın.” Hareketin anlamında bir portre “Koşucular”; yalnızca bir roman değil, insanlık durumuna dair parçalardan oluşan bir mozaik aslında. Sürekli bir akış, bir yer değiştirme halindeyiz Koşucular’da. Yo kitabın adı bu nedenle “Koşucular” değil. İçerisindeki deneme, anı, öykü gibi birçok tarzda yazılmış anlatılardan birinin başlığı Koşucular;(sf. 205’teki anlatı) ama tabi ki başlık içerikle uyumlu. Harekete odaklı bir metin okuyoruz, hareketin insan yaşamındaki kaçınılmaz ve dönüştürücü gücüne tanık oluyoruz. Hareketten kasıt da sadece yolculuk fikri değil; bireylerin fiziksel ve ruhsal yolcuklarına işaret eden metinde modern dünyada sürekli bir hareket ve arayış içinde olmanın anlamını sorguluyoruz. Metinden kendi payıma düşen; evrenle kendi aramdaki dengeyi kurmanın yolunu bu geçicilikte arayabilirsem zamanın akışına ve dünyanın karmaşıklığına bir nebze olsun anlam verebileceğim oldu. Hadi bakalım diyorum kendime o halde. Dördüncü Tokarczuk kitabımdı ve beklentimi fazlasıyla karşıladı. Birçok ödülü göğüsleyen eserle ilgili bir de not düşeyim: Sosyal medyada Türklük veya Atatürk ile ilgili rahatsız edici bölümlerin varlığına dair bir şeyler görmüştüm; ama bu fikirlerin sahipleri sanırım kitabın tamamını okumamışlar; çünkü ben bu konuyla ilgili rahatsız edici hiçbir bölüme rastlamadım. Hayırsız Ada olayına dair yarım sayfadan kısa bir bölüm var sadece ki oradaki yanlışlık da uzun çevirmen notuyla düzeltilmiş. Başka hiçbir bölümde de yokuz; kaldı ki Yakup’un Kitapları da Türklerle ilgili övgülerle dolu. Özetle yazarın Türklerle ve Türklükle bir sorunu yok; bence kendi dışında kimseyle de sorunu yok; yoksa böylesi derin metinler nasıl ortaya çıkabilsin ki. Yazarla tanışacağınız ilk kitap olmasın; ama bence mutlaka
KoşucularOlga Tokarczuk · Alabanda Yayınevi · 2021198 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2024 127. kitabı
Dar Kapı / André Gide “Dar kapıdan girmeye çabalayınız. Çünkü kişiyi yıkıma götüren kapı büyük ve yol geniştir. Bu kapıdan girenler çoktur. Yaşama götüren kapı ise dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar çok azdır.”  İncil’deki bu alıntı ile başlayan ve bir metafora dönüşen kapı imgesi romana damgasını vuruyor “Dar Kapı”da. İmkansız bir aşka düşen Alissa ve Jerome ile aşk romanından çok çok öte insan varlığına ilişkin bir sorguyu otobiyografik özellikte bir metinle irdeliyoruz. Peki nedir bu dar kapı derseniz: Jerome için Alissa’dır, ona ulaşmak için geçilmesi gereken yol, açılması beklenen kapıdır; ama Jerome o kapıdan geçemez. Alissa içinse Tanrı’ya ulaşmak için açılan bir kapıdır; ama çok da dar bir kapıdır o, tek kişiliktir, iki kişi yan yana yürüyemez o yolda. Dar kapıdan geçebilmek için kalpte yalnızca tek bir aşka yer vardır, ilahi ya da beşeri aşka. Jerome için aşk beşeriydi; Alissa içinse beşeri aşk hep kaçınılması gereken bir ateşti. Yanmaktan bu denli korkmasının gerekçeleri de yok değildi; ama bu denli kahroluş neden diye de sormadan edemiyoruz sayfalar ilerledikçe. Sonunda Alissa kendi dar kapısından geçerek Tanrı’ya ulaşır da. Kimileri ferahı seçer; kimileriyse Alissa ve Jerome gibi “Dar Kapı”yı. Ancak mutluluğun hangi yolda gizli olduğu hâlâ bir muammadan öte de değildir bence. Kavuşmak mı özlemek mi? Belki de ölüm bütün hayatı boyunca ayrı kalmışlar için bir kavuşma anlamına da gelir, kim bilir? #1nobel1klasik grubumuzla okuduğumuz bu yılın en çok sevdiğim kitabı Dar Kapı oldu. Andre Gide’den okuduğum üçüncü kitaptı ve üçünde de dini öğeler ön plandaydı. Sohbetimiz de çok hararetli geçti:) Benim bu düşündüklerime katılmayan çok arkadaşım da var. Siz okuyunca bakalım ne düşüneceksiniz? Edebiyat dolu bir hafta olsun @kitapsemasi #tavsiye #darkapı
Dar KapıAndré Gide · Can Yayınları · 20244,533 okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2024 109. kitabı
Erewhon / Samuel Butler Darwin 1859’da “Türlerin Kökeni” kitabını yayımlayınca İngiltere’de büyük bir fırtına koptu, özellikle kilise ve yakın çevresi Darwin‘e karşı gardını aldı hemen. Ancak evrimle birlikte birçok düşünce de değişim adına yoğun bir sorgulama sürecine girdi. Evrimin etkilediği yazarlardan biri de Samuel Butler‘dır. Psikopos bir dede ve rahip babalı ailesi Samuel’in de kendileri gibi bir din adamı olmasını ister ama onun planları bambaşkadır. Günü geldiğinde de ailesiyle iplerini koparır, Yeni Zelanda‘da çobanlık yaparak geçimini sağlamaya başlar. Erewhon da yazarın otobiyografik izler taşıyan ilk eseridir. Kelime oyunları ile aslında “hiçbir yer” anlamındaki “Nowhere” den alır adını eser. Ve kitaptaki kişilerin de adları bu şekilde oluşturulur: Nosnibor’un Robinson’un anagramı olması gibi. Eser Victoria döneminin ağır bir eleştirisidir aslında. Din ve sanayi uygarlığı irdelemesi tüm metne hakimdir. Gelecek ırk nasıl olur diye ütopyacı bir hiciv planlamıştır yazar. Güçlü olanların yaşayacağı; hasta ve yaşlı olanların ise kendi haline bırakıldığı bir yerdir Erewhon. Normal bir evrende hiç etik olmasa da Erewhon’da öjeni bir idealdir. Bununla birlikte kurgunun oturmayan birçok taşı da var. Hızlı geçişleri, içi doldurulamayan bölümleri ve finalini #1nobel1klasik grubumuzla bir hayli tartışsak da kitabı genel olarak sevdim ben. Biraz alanıma yakın bulduğumdan biraz da ütopya/ distopya edebiyatını sevdiğimden. #1nobel1klasik grubumuzda son dört ay ne okuyacağız derseniz motivasyon kraliçemiz @kitapsemasi nın dünkü hikayesini görsellerime ekledim. Bekleriz efendim Kitapla, müzikle ve çayla kalalım #alıntılarım “Delilik suçtan daha az bulaşıcıdır.” “Uzaktan ulaşılmaz gözüken yerlere insan gidecek bir yol bulması ne harika bir şeydir.” “Bu ülkede
ErewhonSamuel Butler · Can Yayınları · 2022112 okunma
Puan vermedi·320 syf.··
Beğendi
·
2024 80. kitabı
Yeşil Evler / W. H. Hudson Yazar kimliğinin yanı sıra bir ornitolog da ( Kuş bilimci ) olan Hudson okuru fantastik öğelerle bezeli bir doğa romanı okumaya davet ediyor. Düşle gerçek arasında gezinen dokusuyla roman; yemyeşil ormanlara türlü kuş sesleri eşliğinde bir maceraya hazırlıyor okuru. Konusuna gelince: Venuezuela’daki devrimin ardından ülkenin ıssız ormanlarının derinliklerine sığınan Abel ile kuş kız Rima arasında büyük bir aşk başlar. Ancak doğayı vahşilerden koruyan Rima için daha büyük bir aşk da vardır ki bu aşk onu çok zor bir sınava tabi tutar. Yerliler mi Rima mı mutlu sona erecek? Bunu günümüz diliyle söylersek hangi yeşil: Ağacınki mi dolarınki mi? Çok keyif alarak okuduğum bir romandı. Bazen dünyanın gerçekliği katlanılamayacak kadar yorucu olabiliyor ki benim de kitapla buluşmam öyle bir dönemime denk gelmiş, bu fantastik evren bana çokça huzur vermişti. Canım @kitapsemasi ile #1nobel1klasik grubumuzun ayın kitabı #yeşilevler türü seven tüm kitapseverlere #tavsiye olsun. Eserin Audrey Hepburn’ün başrolünde oynadığı 1959 yapımı filmi de var. Edebiyat dolu bir gün olsun #alıntılarım “Ama artık sana huzur yok, çoktan aşk illetine tutuldun bile.” “Birinin görüşlerine göre, her ulusun hak ettiği bir yönetimi vardır.” “Güzeli sezinlemek, Tanrı’nın insan ruhuna bahşettiği en güzel lütfudur.” @birdahaoku #birdahaoku #yeşilevler #tavsiye
Edebiyat
Yeşil EvlerWilliam Henry Hudson · İthaki Yayınları · 202177 okunma
Puan vermedi·440 syf.··
Beğendi
·
2024 71. kitabı
Akıntı Adaları / Hemingway Hemingway’in ölümünden sonra yayımlanan ilk eserinde ressam Thomas Hudson’un yaşadığı adadaki hem duygusal gelgitlerine hem de maceralarına konuk oluyoruz. Aslında üç ayrı kitap olarak tasarlanan eser Hemingway’in eşi tarafından bölüm adları değiştirilip tek kitap halinde yayıma hazırlanmış. Hemingway’in müdahalesi olamadığından da yer yer bazı kopuklar olmakla beraber yine de duygulu ve serüven dolu bir eser ortaya çıkarılmış. Ressam Thomas Hudson’un rolüyle aslında Hemingway’in çalkantılı hayatın izini sürdük roman boyunca. “Yaşlı Adam ve Deniz” havası da belirli bir bölümlerde hakimdi. Genel olarak sevdim romanı, Hemingway okumalarım “Çanlar Kimin İçin Çalıyor” ile devam edecek. “Akımtı Adaları” canım @kitapsemasi 🩵#1nobel1klasik grubumuzla Mayıs ayı etkinlik kitabımızdı. Haziran’da “Yeşil Evler” kitabında görüşmek dileğiyle.. #alıntılarım “Durum kötüleştiğinde herkes herkesin dostudur.” “Keşke ağlayabilsem ama içimde yalnızca bir boşluk var.” “Gittiğin yere kendini de götürdüğünü unutma.” @bilgiyayinevi @birdahaoku #hemingway #akıntıadaları #birdahaoku #bilgiyayınevi #tavsiyekitap
Akıntı AdalarıErnest Hemingway · Bilgi Yayınevi · 2006196 okunma