Ebû Hureyre'ın bildirdiğine göre Rasulullah ﷺ şöyle buyurmuştur:
"Sizden hiç kimseyi amelleri kurtaramaz"; yanında bulunanlar, "Seni de mi ya Rasûlallah?" diye sorarlar. "Evet, beni de. Ancak Allah rahmeti ile bizi kuşatırsa o zaman kurtuluruz."
İşte bizlerin hiçbir zaman bu hadisi aklımızdan çıkarmamamız gerekiyor. Nitekim yüce Allah'ın rahmeti olmazsa bizler hiçbir nimetten faydalanamayız. Rasulullah bile bu gerçeği bize kendi zatından örnek vererek anlatmıştır.
Hasan-ı Basri şöyle demiştir;
İman süs ve temenniden ibaret değildir. Ancak iman, kalbte yerleşen ve amellerle doğrulanarak pekiştirilenlerden ibarettir." Allah bundan dolayı şöyle buyuruyor:
إِلَيْهِ يَصْعَدُ الْكَلِمُ الطَّيِّبُ وَالْعَمَلُ الصَّالِحُ يَرْفَعُهُ}
"O'na ancak güzel sözler yükselir (ulaşır). Onları (güzel sözleri) da Allah'a salih amel ulaştırır."
Hz. Peygamber ﷺ'in biyografisi tarihin erken dönemlerinden itibaren sayısız çalışmaya konu edilmiştir. Bu çalışmaların bir kısmında onun hayat serencamı kronolojik olarak anlatılmış, bazılarında ise belirli bir özelliğine odaklanılmıştır. Elimizdeki kitap, siyer yazımına farklı ve yeni bir tarz kazandırarak Hz. Peygamber'in hayatının stratejik yönlerini tespite çalışmakta, bu sayede günümüz toplumları için bir anlayış tarzı ve algı haritası belirlemeyi hedeflemiştir.
- Nebevî yöntem, iktidar ve servet ile olan ilişkilerde izlenecek yöntem, evrensel ve benzersiz bir tanıtım sunmuştur. Siyasetin yaptığı tanıma göre iktidar, gücü en üst düzeye çıkarma, serveti kullanarak birilerini kontrol altında tutma ve tam bir üstünlük sağlana eğilimine sahiptir. Çünkü lider insanın taşkınlığı onu ilahlığın sınırına götürür ve kendini kendine yeter ve başkalarından müstağni görmeye başlar. Nebevi yöntem bununla tam aksi yöndeydi: İktidarı toplumun tamamına ait kılmıştı, insanların işleri aralarındaki şûra ile yürütülürdü, kendi kişisel görüşü farklı olsa bile şûranın sonucu Hz. Peygamber ﷺ'i de bağlardı. Dahası servet insanların elindeydi, Hz. Peygamber insanların izni olmaksızın malları üzerinde tasarrufta bulunamazdı.
- Hz. Peygamber siyasi ve stratejik ilişkilerde çatışmaya değil, yönlendirici mücadeleye dayalı yeni bir yaklaşım sunmuştu. Hz. Peygamber ﷺ'in insan ve plan arasında benzeri görülmemiş bir ilişki kurmuş olmasıdır. Her bireyi pların bir ortağı ve sahibi haline getirdi, bu bireyler kendi rollerinin önemine inanarak ve kişisel iman saikleriyle hareket ediyorlardı. Hiç kimsenin diğeri üzerinde soy, servet ve iktidar yönünden üstünlüğü bulunmuyordu. Söz konusu ilişki, sahâbenin genelinde bulunan üretkenlik, keşif ve girişim ruhunu gün yüzüne çıkarmıştı.
- İslâm toplumu,
Çoğumuz epistemik bir kriz yaşıyoruz. Yöntem olarak geçmişte olanı benimsiyor ve güzel buluyoruz, pratikteyse şimdiyi yaşıyor ve sevimsiz buluyoruz. Sonra geleceğe uzanıyor ve onu Ürpertici görüyoruz. Bu denklem, hayalperest veya ne yapacağını bilmeyen nesillerden başka bir şey üretmiyor.