Kitbuka..
Kitbuka Noyan, gayreti ve hamiyeti yüzünden sağa sola saldırıyordu. Bazı kimseler onu kaçmaya teşvik ettiler. Dinlemedi ve "Ölmekten kaçamayız. Şöhret ve ün ile ölmek, zillet ve aşağılıkla kaçmaktan daha iyidir," dedi. Bu ordunun küçüğü ve büyüğünden bir kişi padişahın kulluğuna gidip benim şu sözümü ona iletsin: Kitbuka, utanç içinde dönmek istemedi. Saldırı sırasında tatlı canını feda etti. Moğol ordusunun telef olması, padişahın mübarek hatırına ağır gelmemelidir. Askerlerinin karılarının bir sene hamile kalmadığını ve sülverinin kısraklarını doğurmadıklarını düşünsün. Padişahın başı sağ olsun. Onun şerefli zâtı sağ olduğu sürece her kaybedilen karşılığını bulacaktır. "Biz kulların varlığı veya yokluğu denli değildir," diye arz etsin, dedi. Askerler onu yalnız bırakmalarına rağmen, bin kişilik bir güç sarf etti. Kutuz'a "Senin fermanına ölürsem, bunu senin yaptığını değil, Tanrı'nın öyle istediğini düşünürüm. Bu olaya bir an bile gururlanıp avlanma. Benim ölmemin haberi Hülagü Han’ın huzuruna ulaşırsa, onun öfke deryası kaynayacak ve Azerbaycan'dan Mısır kapısına kadar her yer, Moğol atlarının tırnağı altında ezilip çökecek. Mısır’ı, kumunu, atlarının torbasıyla geri götürecek. Hülagü Han’ın, Kitbuka gibi 300.000 atlısı var. Onlardan birini eksik bil" dedi.
Kıtbuka'nın, Kutuz'a verdiği cevap
Kıtbuka, Ayn-Calüd ( 3 eylül 1260 ) muharebesini kaybedip, elleri bağlı bir şekilde Kutuz'un huzuruna çıkarılmıştı. Kutuz, '' Bunca hanedanı devirdikten sonra işte nihayet kapana kısıldın' '' Moğol kumandanının cevabı Çengiz destanına layık bir cevaptı: '' Eğer senin elinden ölürsem, bu senin değil Tanrı'nın bir eseri olacaktır. Bir anlık bir başarıdan dolayı başın dönmesin. Ölüm haberim Hülegü Han'ın kulağına gittiği an hiddeti, dalgalı bir deniz gibi kabaracaktır. Azerbaycan'dan Mısır'a kadar bütün ülke Moğol atlarının nalları altında çiğnenecektir! ''
Sayfa 402·Kitabı okudu