Fantastik roman okumaya bayılırım fakat kitabı sipariş etmeden önce elimde hiç kalmamıştı bir kaç öneriyle karşıma Dokuzuncu Cemiyet çıktı. Yorumlar çok iyiydi üstelik Stephen King'in "Son yıllarda okuduğum en iyi fantastik eser." olarak nitelendirmesi de kitabı merak etmeme sebep oldu. Sipariş ettim geldi derken okumaya başlayacaktım ama önce incelemelere bakayım dedim bakmaz olaydım. okuduğum incelemelerdeki çoğu kişi kitabı beğenmemiş gereksiz abartıldığını düşünmüşler hatta bir yorumda Stephen King kitabın reklamını yapmak için mi böyle bir cümle kurmuş diye bir yazı görmüştüm. Dolayısıyla içimde kitaba karşı bie önyargı oluştu almadan önce bir konusuna baksaydım keşke dedim ama o an da bakmadım ve kitabı rafa kaldırdım başkalarını okudum. Dediğim gibi keşke incelemeleri okuyup ertelemeseydim onların aksine ben kitabı çok beğendim kurgusu mükemmeldi. Alex'in geçmişi, yaşadıkları, küçük yaşta kim olduklarını bilmeden mücadele ettiği griler (hayalet) , Cemiyetler, cinayetler, geri dönüşler ve gizemleriyle Dokuzuncu Cemiyet bir harikaydı sonu da baya şaşırtıcıydı devamı gelecek mi bilmiyorum ama bence gelmeli.
Stefan Zweig'in eserlerini okumaya bayılıyorum. Henüz okumadıklarım ama listemde olanlar da var. Fakat Korku benim için vazgeçilmez.
Yirmi dört saatlik zaman dilimi bir kadının hayatının geri kalanını belirleyebilir mi?
Sevgi dolu bir evlilik yaşayan fakat eşinin ani ölümü ile çöküş yaşayan, hayatını amaçsız anlamsız bulan bir kadın ve ilerleyen zamanlarda karşılaşacağı yaşamına son vermek üzere olan bir genç. Kadının aniden gelişen isteğiyle genci kurtarma çabası ve ilerleyen olaylar çerçevesinde ruhunun derinliklerinde hissettiği yaraları şu şekilde dile getiriyor: "O zamandan sonra bir tabutun içinde ölü gibi yatmanın nasıl bir şey olduğunu iyi anladım. " ve "...sadece hemen ölmek istiyordum."
Şizofren canım kitabım bu kadar beklettiğim için gerçekten pişman oldum bir solukta okunabilecek bir kitap. John Katzenbach'ın bu kitabında yıllar önce ailesinin zoruyla akıl hastanesine yatırılmış olan Francis'in hikayesini okuyoruz. 41 yaşında olan Francis bize 21 yaşında yatırıldığı hastanedeki Melek' olarak adlandırdıkları psikopat suikastçinin cinayetlerini anlatıyor aslında yazıyor(evinin duvarlarına). Geçmişle günümüz arasında sürekli bir geçiş var, tabi halisünasyon ve sesleri de unutmayalım. #233918642 "... delilik aynı zamanda yalnızlığın en kötü, en gerçek biçimini kapsar. Bende hem deli hem yalnızdım. " diyor Francis'im. Psikoloji+polisiye sevenler için muazzam bir eser. "Okumayı bitirdiğinizde bile, onun hikayesi zihninizi kurcalamaya devam edecek..."( The Miami Herald)
Okunmaya değer
John KatzenbachŞizofren
Başlarda sıkıcıydı bitsin artık diye düşünüyordum ama sonlara doğru okuduğuma deydiğine inanıyorum. Bende daha çok 'Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu' nun erkek versiyonu hissiyatı uyandırdı, güzeldi. Gustave Flaubert