Puan vermedi·128 syf.··
2026 85. kitabı
“İnsan neden bazen yaşarken eksilir?” Félix ve Görünmez Kaynak’ı okurken zihnimde en çok bu soru dolaştı. Çünkü bu kitap, hastalıkları değil; görünmeyen yaraları anlatıyor. Bir gün Fatou’nun içindeki yaşam sevinci sessizce çekilip gidiyor. Ne bir doktorun koyabildiği kesin bir teşhis var ne de kolay bir çözüm. Fakat oğlu Félix, yetişkinlerin vazgeçtiği yerde umut etmeyi sürdürüyor. Ve beni en çok etkileyen şey de buydu. Bir çocuğun sevgisinin, dünyanın bütün açıklamalarından daha güçlü olabilmesi… Schmitt’in kalemi yine çok sade ama o sadeliğin altında insanı derinden sarsan bir bilgelik var. Sayfalar ilerledikçe hikâyeden çok kendinizi okumaya başlıyorsunuz.Félix ve Görünmez Kaynak bana, insanın yalnızca bugününden ibaret olmadığını hatırlattı. Köklerimiz, anılarımız, sevdiklerimiz ve iyileşmeyi bekleyen taraflarımız da bizimle birlikte yaşıyor.
Félix ve Görünmez KaynakEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 202641 okunma
10/10
·64 syf.··
2026 14. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 14:38
Eric Emmanuel Schmitt'in Şişmanlamayan Sumocu kitabını çok büyük bir beğeni ile okudum. Öyle nazik, sanatsal ve esprili bir dili var ki, okurken ruhum okşandı. Şu cümleye bir bakın: "Kendi gözlerimle izlemeye başladığım halde, gece ilerlerken gösteriyi bambaşka gözlerle izleyen diğerlerinin gözlerini ödünç aldım. " Romanın en etkileyici bölümlerinden biri ise Cun’un annesinin okuma yazma bilmeden nesneler aracılığıyla yazdığı mektuplardı. Bu bölümler, dilin yalnızca sözcüklerden ibaret olmadığını; sevginin, aidiyetin ve özlemin bazen bir nesnenin sessizliğinde bile aktarılabileceğini gösteriyordu. Yazar burada modern insanın unuttuğu sezgisel ve duygusal iletişim biçimlerini hatırlatmış bizlere. Ben şiir okuduğumda kısacık bir yazıya dünyalar üstü düşünceleri sığdıran şairlere hayran kalırım. Eric Emmanuel Schmitt bana bu romanında aynı hissi verdi. Kitap sadece 64 sayfa ama bazen öyle bir an geliyor ki bir sayfa okuyup saatlerce düşünmek istiyorsunuz. Roman boyunca kullanılan zarif mizah, incelikli anlatım ve şiirsel üslup, metni sıradan bir “kişisel dönüşüm hikâyesi” olmaktan çıkarıp neredeyse felsefi bir deneyime dönüştürüyor. Ailemiz ve köklerimiz ile olan bağımızın bugünümüzü ve geleceğimizi, kendimize olan inancımızı ne kadar etkilediğinin bir kanıtı daha oldu bu roman. Hayata dair düşündüren, sorgulatan bir metindi.
Şişmanlayamayan SumocuEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20121,087 okunma
10/10
·
Beğendi
#fundaokuyupyorumluyor Mutluluk Ormanı'nda devasa bir porsuk ağacı vardı, bu ağaç yaklaşık iki bin yaşındaydı. Küçük kırmızı meyveleri güneş ışığında pırıl pırıl parlarken sonbaharda esen sert bir rüzgar, devasa porsuk ağacını ve üzerindeki meyveleri sağa sola savurdu. Küçük kırmızı meyve sarsılmanın şiddeti ile anne ağacın dalından düşerek uzaklara sürüklendi. Minik meyve kendini toprağın şefkatli kollarına bıraktı, toprak onu sarıp sarmaladı, yağmurlar ona besin oldu ve zamanla tohum çatladı ve filizlenmeye başladı. Artık o da bir minik bir porsuk ağacı olmuştu. Yanına sığırcık kuşu geldi ve ona Woody ismini koydu. Woody, neşe dolu genç bir porsuk ağacıydı. Dallarına kuşlar konan, rüzgarda yapraklarını döken, zamanı gelince meyveler veren bilge bir ağaçtı. Rüzgâr savurur, insanlar zarar verir, hayat bazen köklerinden sarsar ama yine de bahar gelmeyi asla bırakmaz. Çünkü yaşam bir yolculuktur. Belki de mesele, ne yaşadığımız değil; neye tutunmayı seçtiğimizdedir. Doğayla kurduğumuz bağı unuttuğumuz her an, biraz daha eksiliyoruz hayattan. Ama bu hikâye hatırlatıyor; köklerimiz hâlâ orada ve biz istersek yeniden tutunabiliriz. Yazarın da dediği gibi: "Eğer vazgeçmezseniz bahar gelmekten asla vazgeçmeyecek." Küçük gibi görünen ama kalpte büyük iz bırakan kocaman bir masal. Okurken siz de kendinizden mutlaka bir şeyler bulacaksın. 8 yaş ve üzeri herkesin okumasını önemle tavsiye ederim Kitapla ve sağlıkla kalın
WoodyÖzgür Balpınar · İndigo Çocuk · 202624 okunma
Destan...Efsane... Kültür...
9/10
·283 syf.··
2026 14. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2026 18:20
Kitabı okurken sanırım bu üç kelime arasında yolculuğa başladım. Destansı anlatımdan ziyade bir destan okudum diyebilirim. Yaşar Kemal, Dede Korkut'u dinleme ve onu anlama şansına sahip olamayan biz insanlar için çağımızın Dede Korkut'u diyebilirim. Genel olarak Yaşar Kemal'in eserleri; anlatımıyla bir destan havasında ve bu havayı solumak fevkâlade. Efsane... Bu toprakların geçmiş zamanlarında var olan kültürle, gelenek ve göreneklerle yaşayan ve bunları yaşatıp sürdüren bizden insanların bu ve benzeri eserlerde ele alınması gerçek anlamda kökümüze ve bu toprakların ilâhına, geçmişine ışık tutup aydınlatması okurken heyecan verici hissettiriyor. Kültür... Bir birikimin, öğrenmiş ve öğretilmiş gerçekliğin, hayatta var olmanın, maddesel nesnelerden ziyade soyut anlamda duygu, düşünce ve davranışların bir yaşamda nasıl filizlenip dallanıp budaklandığını ve özüne köküne sahip çıkılmaz ve doğru beslenmezse nasıl büyüyüp şekillenirken var ediyorsa insanı, aynı şekilde yok etmesini de biliyor. Binboğalar Efsanesi; insanın yüreğine dokunan, köklerini sorgulatan, hayata başka başka bakmayı, dünya üzerinde bağlı olunan köklerin, kök salarken başka köklere zarar vermeden toprağa tutunması gerektiğini ele alan Kartal Gözlü yazarımız Yaşar Kemal "Dede Korkut Hikayeleri" tadında bir eserle ifade etmiş, Horasan'dan bu tarafa yakılan ve alevi sürekli yükselen bir ateş etrafında bağdaş kurup oturmuş olan bizlere destan ve masal tadında anlatmış... Efsanelerimiz; destanlarda yaşayıp, kültürde can buldukça köklerimiz hep taptaze varolacaktır... İyi ve keyifli okumalar. :)
Binboğalar Efsanesi
Binboğalar Efsanesi
Yaşar Kemal
Yaşar Kemal
1000Kitap
Binboğalar EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20206,7bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
#fundaokuyupyorumluyor Biz gerçekten sadece bildiğimiz dünyaya mı aitiz, yoksa köklerimiz sandığımızdan çok daha uzaklara mı uzanıyor?
Menry - Kök AtalarKaan Şıvkın · Elpis Yayınları · 202517 okunma
Çünkü bu hikaye yalan değil, bir gerçek.
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 01 Mart 2026 22:54
Malcolm X'in Amerika'daki yaptığı konuşmalardan derlenen bu eser, 38 yıllık kısa bir hayatın özeti gibi. Kitabı okurken onunla aynı ortamda bulunup onu doğrudan dinliyor gibi hissediyorsunuz. Amerika'nın Afrikalılara yaptıkları eziyetleri, dillerini nasıl yok saydıklarını, hamile bir kadının gözünün önünde kocasını nasıl öldürdüklerini, kadının ve doğmamış bebeğin korkusunu, onları insandan aşağı görüp adeta bir mal gibi nasıl sattıklarını, daha yeni doğan bebeği annesinin kucağından alıp istedikleri zaman sattıklarını okuyorsunuz. Molcolm X'in ise onlara tekrar tekrar siyah adamın aslında kim olduğunu ve isterse yaşadıkları eziyetlere karşı gelecek güçleri olduğunu hatırlatır. Molcolm X'in yaşantısındaki o yoğun mücadeleyi onun ağzından okumak, karakterindeki değişimi ve kararlılığını anlamayı kolaylaştırıyor. İçeriği fotoğraflarla zenginleştirilmiş akıcı ve sürükleyici bir kitap. Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar diliyorum diyeceğim ama o eziyetleri okurken insanın kanı çekiliyor. Bu kitap, sadece okunmaz; hissedilir. Ve bir kez okunduğunda, bir daha asla aynı şekilde bakamazsın.
KöklerimizMalcolm X · Beyan Yayınları · 2017178 okunma