10/10
·302 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
Yılmaz Özakpınar / Kültür ve Medeniyet Üzerine Denemeler. Prof. Dr. Yılmaz Özakpınar, 1934 yılında Sinop Boyabat’ta doğmuştur. 1957’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nden, 1960’ta Cambridge Üniversitesi Biyololoji Fakültesi Psikoloji Bölümü’nden mezun olmuştur. İstanbul Üniversitesi Tecrübi Psikoloji kürsüsünde 1964’te doktorasını vermiş ve 1978 yılında profesör olmuştur. Alexander von Humbolt bursu ile 1972-1974 yılları arasında Köln Üniversitesi Sosyoloji Araştırma Enstitüsü’nde , aynı bursla 1978’de Bern Üniversitesi Pedagojik Psikoloji Bölümü’nde ve Fulbright bursu ile 1980-1981 yılları arasında Oregon Üniversitesi Bilişsel Psikoloji Labaratuvarı’nda araştırmalar yapmıştır. Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi dekanı olarak 1982-1988 yılları arasında görev yapmıştır. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde öğretim üyeliği yaptıktan sonra çeşitli özel üniversitelerde çalışmalarını sürdürmüştür. 2022 yılında vefat etmiştir. Türkiye'de sosyal psikoloji ve deneysel psikoloji alanlarının öncü ismi, akademisyen, sosyolog ve eğitimci kimliğiyle öne çıkan Mümtaz Turhan'ın üç asistanından birisi olan yazar, ülkemizde kültür ve medeniyet alanında fikir ileri sürecek yolbaşçılarındandır. Kültür ve medeniyete dair değişik gazete ve dergilerde yayımlandığı, 20 makaleyi bir kitap halinde toplamıştır. Ziya Gökalp, Mümtaz Turhan, Erol Güngör başta olmak üzere alanda saygın yeri olan bilim adamlarının fikirleriyle yoğurduğu düşünceleri yol göstericidir. Eser, kültür, medeniyet, milliyetçilik İslamiyet, Türk İslam Milliyetçiliği için konuya meraklı olanlar ve alanda ilmi çalışma yapanlar için kaynak eserdir. #Kitapşuuruinsanlıkşuurıdur.
Kültür ve Medeniyet Üzerine DenemelerYılmaz Özakpınar · Ötüken Neşriyat · 20149 okunma
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 78. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2026 00:00
"AGRİPPİNA" "Kendini koruyabilmenin tek yolu, güce sahip olmaktır. Ancak bir kadın olarak, doğrudan güçle yüzleşmek aptallık olurdu. Genç Agrippina, doğuştan gelen hakkını geri almak için yeni bir yol inşa etmek zorundaydı. Bunu da öğrendi: O, ilahi bir soyun torunuydu ve yönetmeyi hak ediyordu. Bu, tartışmasız onun hakkıydı. Tek yapması gereken, oraya ulaşmanın yolunu bulmaktı. İşte bu dersler, Genç Agrippina'yı ileride olacağı kadına dönüştürmüştü." Roma İmparatorluğu denince aklımıza genellikle Sezar, Augustus ya da Nero gibi isimler gelir. Peki tüm bu imparatorların kız kardeşi, yeğeni, karısı ve annesi olan bir kadını hiç düşündüküz mü? İmparatorların gölgesinde kalmış ama aslında onlardan çok daha ilginç bir hayat hikâyesine sahip bir figür Agrippina. Emma Southon'un kaleme aldığı bu biyografi, Agrippina'yı tarih boyunca yapıştırılan "canavar anne", "hırslı entrikacı" ve "zehirli dul" gibi etiketlerden arındırarak yeniden değerlendiriyor. Tacitus ve Suetonius gibi dönemin tarihçilerinin erkek egemen bakış açısıyla yazdığı metinlerin ardındaki gerçek Agrippina'yı gün yüzüne çıkarıyor. Julius-Claudius Hanedanı'nın en güçlü ve tartışmalı figürlerinden biri olan Genç Agrippina, M.S. 15 yılında doğdu. O, Roma imparatorluk ailesinin tam merkezinde, adeta bir imparatorlar zincirinin halkası olarak dünyaya geldi: İmparator Augustus'un torununun kızı, İmparator Tiberius'un büyük yeğeni, İmparator Caligula'nın kız kardeşi, İmparator Claudius'un yeğeni ve daha sonra dördüncü karısı ve nihayet İmparator Nero'nun annesiydi. Hayatının ilk yılları, Roma siyasetinin acımasız yüzünü gösterir nitelikteydi. Babası Germanicus, oldukça sevilen bir generalken M.S. 19'da şüpheli bir şekilde öldü. Annesi Yaşlı Agrippina ise imparator Tiberius'la girdiği mücadele sonucu sürgüne
Edebiyat
AgrippinaEmma Southon · Pinhan Yayıncılık · 20256 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·172 syf.··
2026 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2026 22:21
Roman, şiddete eğilimli gençlerden oluşan bir çetenin lideri olan Alex’in hikâyesini anlatır. Alex ve arkadaşları geceleri aşırı şiddet içeren suçlar işler. Yakalandıktan sonra Alex, devlete ait deneysel bir rehabilitasyon yöntemi olan Ludovico Tekniği’ne tabi tutulur. Bu yöntem, kişiyi şiddetten zorla uzaklaştırır; ancak aynı zamanda özgür iradesini de elinden alır.
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,2bin okunma
Puan vermedi·172 syf.··
2026 1. kitabı
Eser, şiddetten zevk alan genç Alex’in çetesiy­le birlikte işlediği suçları, ardından tutuklanışını ve devlet tarafından uygulanan “Ludovico Tekniği” adlı koşullandırma yöntemiyle “zorla iyileştirilmesini” anlatır. Devlet, Alex’i şiddet göstermeyecek şekilde koşullandırınca, Alex dışarıdan bakıldığında iyidir. Ama özgürce seçilemediği için ahlâken iyi değildir — sadece mekanikleşmiş bir “portakal” (yani canlı görünümlü ama makine gibi çalışan) olmuştur. Burada Burgess, insanın kötülüğü bile özgür iradeyle seçme hakkının ahlaki bir hak olduğunu savunur. Tedavi sonrası, bir anlamda “iyi” değil, işlevsiz olur. Burgess’in kendi ifadesiyle: Portakal = canlı, doğal Otomatik = mekanik, programlanmış Bu ikisinin birleşimi, insanı makine gibi programlama metaforudur. Ek olarak Alex hapisten çıktıktan sonra ona yardımcı olmak isteyen otomatik portakalın kitaptaki yazarı ilk etapta iyi gibi görünüyor fakat o da hükümetin bir uzantısı gibi. O ve arkadaşları da kendi doğrularını Alex’e dayatarak kendi küçük iktidarlarını kurma çabasında. Alex’e özgürlük vaat edip yine hiçbir seçim hakkı vermiyorlar. Gerçekten iyilik bir seçim mi olmalıdır yoksa dayatma mı? Dayatılmış iyilik gerçekten iyilik midir? Keyifli okumalar
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,2bin okunma
Zorla Gelen İyilik, İyilik Değildir
Puan vermedi·172 syf.··
2025 15. kitabı
​"Otomatik Portakal", okuyucuyu ahlaki bir ikilemin tam ortasına fırlatan, rahatsız edici bir başyapıt. Kitap, gecelerini "Nadsat" adını verdiği kendi argosuyla konuşarak "ultra-şiddet" ile geçiren Alex'in hikâyesini anlatıyor. ​Burgess'in dehası, şiddetin kendisini göstermekten çok, şiddete verilen toplumsal tepkiyi sorgulamakta yatıyor. ​Alex yakalanıp hapse girdiğinde, devlet onu "iyileştirmek" için Ludovico Tekniği'ni kullanır. Bu teknik, Alex'i şiddet düşüncesine bile fiziksel olarak dayanamayan, iradesi elinden alınmış bir "otomatik" makineye dönüştürür. ​Kitabın sorduğu sarsıcı soru şudur: Kötülüğü seçme hakkı elinden alınmış birinin "iyi" olması bir erdem midir, yoksa sadece bir programlama mıdır? ​"Otomatik Portakal", özgür iradenin, toplum düzeninden daha mı değerli olduğunu sorgulatan, okuması zor ama unutulması imkânsız bir distopya. Toplumsal ikiyüzlülüğe ve "iyilik" kavramına atılmış sert bir tokat.
Edebiyat
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,2bin okunma
9/10
·312 syf.··
2025 141. kitabı
Okuyucularını derin ve anlamlı bilgileri ile karşılayan bu kitabı sizlere elimden geldikçe anlatmaya çalışacağım. Elimden geldikçe diyorum çünkü bu kitabı kesinlikle okumak gerek. Bu kitabın yeri bende ayrı olacak çünkü içeriğinden birçok yeni şey öğrendim. Kitap bir kahve sohbeti tadında olduğu için direkt kahveyle başlıyoruz konuya. Kahvenin kültürümüzdeki yerine, isminin nereden geldiğine ve bizler için kahvenin anlamının ne olduğuna değiniyor yazar. Bu anlatımlarını öyle dersleri nitelikte değil de eğlenceli bir şekilde bizlere aktarıyor. Verdiği bilgilerin arasına sıkıştırdığı deyimler ve atasözleri, bunların açıklamaları kitabı keyifli bir hale getiriyor. Kahvenin 40 yıl hatırından başlayıp 40 sayısının kültürümüzdeki önemine değiniyor yazar. Kitap sayesinde oldukça yeni bilgi öğrendim diyebilirim, şehir isimlerinden dilimize yerleşen bir çok kelime olduğunu fark ettim. Kolonya kelimesinin aslında Köln şehrindeki Köln suyunda geldiğini biliyor muydunuz? Bu tarz şaşırtıcı ve doyurucu yeni bilgiler öğreniyoruz. Tarihi açıdan okuyucularını bilgiye doyuran ve aynı zamanda kültürümüzde önemli yere sahip deyimler ve atasözlerini bizim bilmediğimiz açıdan bizlere sunan, bir kahve sohbeti tarzında ilerleyen bir okumaydı benim için. Bu kitapta bilgiler birbirlerine sanki zincirle bağlı gibi. Heybemize kattığımız her bilgi peşine bir yenisini daha ekliyor. Kitapta ilgimi çeken bir çok şey var fakat, çocuklar ve yetişkinler tarafından çok sevilen Şirinler animasyonu tarihi hakkında öğrendiklerim gerçekten ilgi çekiciydi. Animasyonun çizgi romanında yazarının komünizm, sosyalizm yanlısı pekçok propaganda öğesi gizlemiş olması iddiası ilgi çekiciydi Kitaptaki diğer keyifli detay ise tarihi bilgilerden sonra verdiğimiz etimoloji molaları. Bu molalar sayesinde kelime hazineme
Öteki Şeylerin TarihiSema Soykan · Alfa Yayınları · 0580 okunma