Kilise, sapkınların eleştirilerinin üstesinden gelmek için tam aksi yönde hareket ederek, kutsal kalıntı edinmeyi teşvik etti. Böylece çok büyük paralar, çok büyük zamanlar harcanarak, genellikle kalıntıların biçimine göre tasarlanmış, onlara değer katan muhafazalar yapıldı. 1578'de, katakompların tesadüfen keşfedilmesinden sonra, kutsal bedenlerin kurumsallastırılması yönünde Roma merkezli politika yeşerdi. Bu da kutsal kalıntıların iyice yayılması, harap durumdaki ibadethanelerin ayağa kaldırılması, bedensel hazinelerin parasal desteği olan, gücü yeten kiliselerde birikmesi demekti. İlk zamanlarda yaşamış onca şehidin kemiklerinin gömülü olduğu yeraltı kentine karşı hayranlık arttıkca, bitip tükenmez bir kaynak olan Roma'dan gelen kalıntılara talep arttı. Henüz o kıymetli kalıntılar bile bulunmamışken Philippe de Néri'vi katakomplara dua etmeye sürükleyen hayranlık... İspanya'da efsanevi Sacromonte'yle, Almanya'da Köln'le yeniden karşımıza çıkan hayranlıktır bu; Köln'de Roma dönemine ait bir mezarlık gün ışığına kavuşturularak pervasızca sömürülmüş, böylece on bin bakirenin kemiklerine giderek artan talep doyurulmuş, ayrıca zengin bir ikonografik tema doğmuştu.