Bkz. Köln Katedrali
"Batı'da mimarinin başta Katolik kilisesi olmak üzere çeşitli güçler tarafından bir çeşit güç gösterisine dönüştürüldüğünü, devasa yapıların sadece Ziya Paşa gibi yabancıları değil, o ülkelerdeki insanları bile ürküttüğünü ve yönlendirdiğini belirten Turgut Cansever'e göre, dev şehirlerin dev ölçekli yolları ve binaları arasında küçülüp yok olan insan, çevrenin oluşumundaki sorumluluğunu unutmuştur."
Sayfa 122·Kitabı okudu
Alıntı
Öte yandan Almanya’daki MHP tartışması da devam ediyor, Alman parlamentosunda Sosyal Demokrat Parti’nin verdiği soru önergesi üzerine yapılan toplantıda Devlet Bakanı Baum önergeyi cevaplıyor ve şöyle diyordu: Parti, Berlin, Hannover, Köln, Manheim, Münih ve Stuttgart olmak üzere altı özerk bölgede örgütlenmiştir. Çoğu güney Almanya’da olmak üzere 50 üsse sahip bulunmaktadır. Üye sayısı 2000 ile 3000 kadardır. Kesinlikle belirlenemeyecek ancak tahmin edilebilecek sayıda da sempatizanı vardır. MHP sağcı hedefleri bulunan milliyetçi bir partidir. Kurduğu gençlik kolları Türkiye’de askerî eğitim görmektedir. Türkeş’in bozkurtları denilen eğitilmiş komandolar, Türkiye’de sağ ve sol gruplar arasındaki çatışmaları sürekli olarak sertleştirmektedir. MHP’nin Federal Almanya’daki siyasal etkinlikleri daha çok Türk işçileri arasında etkili biçimde üye kazanma hedefine yöneliktir.
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İkinci Bölüm, Köln, I
"Büyük bir risk," dedi hamal, fakat kadının paraları eline bastırmasına izin verdi. "Dikkatle dinle. Kaiser Wilhelmstrasse 33 numaraya git. Londra Clarion'ın bürolarını bulacaksın. Mutlaka biri vardır orada. Ona Bayan Warren'ın Şark Ekspresi'yle Viyana'ya gittiğini söyle. Bayan Warren röportajı bu gece veremeyecek, yarın telefonla Viyana'dan gönderecek. Ona Bayan Warren'ın bir sansasyonel haber peşinde olduğunu söyle. Şimdi bunu tekrarla. Adam mesajı yavaşça kekelerken kadının bir gözü saatteydi. Bir otuz bir. Bir otuz bir buçuk. "Tamam. Bu kadar. Bunu onlara saat bir elliye kadar ulaştırmazsan senin rüşvet aldığını ihbar edeceğim." Büyük kare dişlerini göstererek ona şeytanca bir cilveyle sırıttı ve sonra merdivenlere koştu. Bir-otuz-iki. Bir düdük çalındığını duyduğunu düşündü ve son üç adımı bir sıçrayışta attı. Tren hareket ediyordu, bir kondüktör yolunu kesmeye çalıştı ama onu bir kenara yıkıp omzunun üzerinden "Kart," diye kükredi. Üçüncü mevkinin son üç vagonu artan bir hızla geçiyordu. Tanrım, diye düşündü, içkiyi bırakacağım. Bir hamal bağırarak ona doğru koşarken eliyle son vagonun parmaklığına yapıştı. Uzun süren bir on saniye boyunca, kolunda giderek artan ağrıyla, güvenlik minibüsünün tekerleklerine doğru peronda sürükleneceğini düşündü. Yüksek basamak onu korkuttu. Yapamam...
Sayfa 36 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 9.Basım, Ekim 2024·Kitabı okudu
Kolonya
Şimdi olduğu gibi, o günlerde de eczaneler başta kolonya olmak üzere ilaç dışında birçok şey satarlardı. Kolonya; "Köln Suyu" veya kısaca kolonya anlamında, Almanya’nın Köln şehrinden gelen bir parfümdü.
Sayfa 328·Kitabı okudu
Günümüzde Yahudi karşıtlığının egemen olduğu pek çok yerde Yahudiler nüfusun en yaşlı kesimleri arasında yer aldığından ya da şimdiki sakinlerinden bile önce orada bulunduklarından ilk gruptan olan yabancılar suçlaması belki de en zayıflarıdır. Bu, örneğin, daha Almanlar tarafından işgal edilmeden önce Yahudilerin Romalılarla birlikte geldiği Köln kentine de uyar. Yahudilerden nefret etmenin diğer nedenleri daha güçlüdür. Çoğunlukla diğer insanlar arasında azınlık olarak yaşamış olmaları; çünkü grupların toplumsal duygusu onu tamamlamak için yabancı bir azınlığa karşı düşmanlık gerektirir ve bu dışlanmış azınlığın sayısal güçsüzlüğü baskılanması için cesaret verir.
Sayfa 272·Kitabı okudu
Kilise, sapkınların eleştirilerinin üstesinden gelmek için tam aksi yönde hareket ederek, kutsal kalıntı edinmeyi teşvik etti. Böylece çok büyük paralar, çok büyük zamanlar harcanarak, genellikle kalıntıların biçimine göre tasarlanmış, onlara değer katan muhafazalar yapıldı. 1578'de, katakompların tesadüfen keşfedilmesinden sonra, kutsal bedenlerin kurumsallastırılması yönünde Roma merkezli politika yeşerdi. Bu da kutsal kalıntıların iyice yayılması, harap durumdaki ibadethanelerin ayağa kaldırılması, bedensel hazinelerin parasal desteği olan, gücü yeten kiliselerde birikmesi demekti. İlk zamanlarda yaşamış onca şehidin kemiklerinin gömülü olduğu yeraltı kentine karşı hayranlık arttıkca, bitip tükenmez bir kaynak olan Roma'dan gelen kalıntılara talep arttı. Henüz o kıymetli kalıntılar bile bulunmamışken Philippe de Néri'vi katakomplara dua etmeye sürükleyen hayranlık... İspanya'da efsanevi Sacromonte'yle, Almanya'da Köln'le yeniden karşımıza çıkan hayranlıktır bu; Köln'de Roma dönemine ait bir mezarlık gün ışığına kavuşturularak pervasızca sömürülmüş, böylece on bin bakirenin kemiklerine giderek artan talep doyurulmuş, ayrıca zengin bir ikonografik tema doğmuştu.
Sayfa 110 - Alfa Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı