Ne malum? dersen:
dövüştük pir aşkına
yaralandık birkaç kere
ve saire.
Ve kavga bittiği zaman
ne çiftlik aldım, ne apartıman.
Kavgadan önce Kartal'da bahçıvandık
kavgadan sonra Kartal'da bahçıvan.
Yalnız işte ara sıra
yerli yersiz böyle anlatırız...
"- Usta!.."
Alaeddin döndü kömürcü İsmail'e :
"- Ne var İsmail?"
"- Usta ne olacak bu harbin sonu?"
"- Iyi olacak."
"- Nasıl yani?"
"— Yemekli vagonda rakı içeceğiz."
"- Biz mi?"
"- Biz."
"— Kömürü kim atacak
kim sürecek makinayı?"
"_ Onu da biz."
"— Alayı bırak usta, kim kazanacak?"
"_ Biz...”
Bilinçle kavradığımız ve yaptığımız şeylerin, bireysel gelişimimizle hiçbir ilgisi olmayan gizli kalmış duyusal izlenimlere kıyasla hayatımız üzerindeki etkisi ne kadar az.
Ne yazık! İnsan denen varlık, hayvandan üstün hassasiyetleriyle ne diye böbürlenir ki? Bunlar onu daha kendisi dünyaya gelmeden önce oluşan şartların belirlediği davranış biçimine yönlendirmekten başka hiçbir işe yaramıyor