İşte bildiğim bu. Şimdi bilmediğim sayın kontum, o kadar az şeye saygı gösteren Roma haydutlarının bu kadar büyük saygısını kazanmayı nasıl başardığınız. Franz'ın ve benim büyük bir hayranlık duyduğumuzu size itiraf etmeliyim."
"Bundan basit bir şey yok, mösyö,” diye yanıt verdi kont, “ünlü Vampa'yı on yıldan fazla zamandır tanırım, çok genç iken, daha çobanlık yaparken, bir gün bana yolumu gösterdiği için hangisi olduğunu hatırlamadığım bir altın parayı ona verdim, o da bana, hiçbir borcu yok iken kendisinin yonttuğu ve benim silah koleksiyonumda görmüş olmanız gereken bir hançer verdi. Daha sonra ya aramızda bir dostluk oluşturması gereken küçük armağanların değiş tokuşunu unuttuğundan, ya da beni tanıyamadığından, yolumu kesmeye kalkıştı ama tam tersine adamlarımdan bir düzinesi ile onu yakalayan ben oldum. Elini çabuk tutan ve onun bir an önce defterini dürmek isteyen Roma adaletine teslim edebilirdim onu, ama hiçbir şey yapmadım. Onu ve adamlarını serbest bıraktım."
“Bir daha avlamamaları koşuluyla,” dedi gazeteci gülerek. “Onların sözlerini titizlikle tuttuklarını zevkle görüyorum."
"Hayır efendim," diye yanıt verdi Monte Cristo, "bana ve dostlarıma her zaman saygı göstermeleri koşuluyla.Size söyleyeceklerim belki garip görünebilir toplumcu, ilerici, insanlıkçı beyler; ama ben insanlıkla hiç ilgilenmiyorum, beni korumayan hattâ genellikle benimle sadece bana zarar vermek için ilgilenmiş olan toplumu korumaya çalışmıyorum hiç; onlara olan saygımı yok ederken ve onlara karşı tarafsızlığımı korurken, toplum ve insanlığın bana hala borçlu olduğunu düşünüyorum.
Bir görüntüyü gözümün önünden bilinçli olarak defetmeyi ilk başardığımda yaklaşık on iki yaşınday- dım fakat daha önce söz ettiğim ışık flaşlarını kont- rol etmeyi hiç başaramadım. Bunlar belki de en tuhaf deneyimlerimdi ve anlaşılmazlardı. Genelde kendimi tehlikede ya da stresli hissettiğim durumlarda orta- ya çıkıyorlardı ya da çok coşkulu olduğumda. Bazen çevremdeki tüm havanın canlı ateş uzantıları ile dolu olduğunu görürdüm. Bunların şiddeti azalmak yerine zamanla arttı ve neredeyse yirmi beş yaşıma geldiğim- de maksimum seviyeye ulaştı.
"Yeni öğretim, çocuklar için çok zararlı." Dedi kont.
" matematikle dolduruyoruz kafalarını, bilim yumruklarıyla öldürüyoruz onları, zamanından önce yıpratıyoruz."
"Her şeye biraz gizem katınca, bu gizem saygıyı canlandırır."
— BALTASAR GRACİÁN
Aristokrat dolandırıcı Kont Victor Lustig bu oyunu kusursuzca oynardı. Daima çok farklı ya da anlamsız gibi görünen işler yapardı. En lüks otellere Japon bir şoförün kullandığı limuzinle gelirdi; hiç kimse daha önce bir Japon şoför görmediğinden, bu davranışı egzotik ve sıra dışı gibi algılanırdı. Lustig pahalı giysiler giyerdi ama her zaman bir madalya, bir çiçek, bir kol bandı gibi garip ya da en azından geleneksel anlamda yersiz bir şey bulundururdu. Bu davranışı zevksiz ama tuhaf ve ilginç olarak görülürdü. Otellerde geç saatlere kadar Japon şoför ona birbiri ardına telgraflar taşırdı ve Lustig büyük bir ilgisizlikle yırtıp atardı. (Aslında telgraflar sahte, bomboş kâğıtlardı.) Yemek salonunda tek başına oturup büyük boyutlu, etkileyici bir kitap okur, insanlara gülümser ama soğuk davranırdı.
Elbette birkaç gün içinde tüm otel bu garip adama karşı ilgiyle çalkalanırdı. Bunca ilgi Lustig'in avlarını kolayca yemlemesini sağlardı. Hepsi onun yakınlığı ve dostluğu için yalvarıyordu. Herkes bu gizemli soyluyla birlikte görünmek istiyordu. Bu akıl dağıtıcı bulmacanın yanında hiç kimse kazıklandığını fark etmiyordu.
Günün Yasası: İnsanlar gizemleri ve bulmacaları sevdiğinden, onlara istediklerini verin.
Yasa 6: Ne Pahasına Olursa Olsun, Dikkat Çekin
Funk Adası kuşları tuzlanıp, yolunup ve kızartılıp bilinmeze gönderildiklerinde, dünyada büyük tek bir auk kolonisi kalmıştı... Aukların şansına, Geirfuglasker 1830'da volkanik bir patlamayla yok oldu. Bu da kuşlara sığınacakları tek bir yer bıraktı; Eldey olarak bilinen bir adacık. Bu noktada, büyük auklar yeni bir tehditle karşı karşıyalardı: Nadir oluşlarının yarattığı tehlikeyle. Kont Raben gibi koleksiyonlarını çeşitlendirmek isteyen insanlar derilerinin ve yumurtalarının peşine düştüler. Bilinen son auk çifti, bu gibi meraklılara hizmet etmek üzere, Eldey'de 1844'te öldürüldü
Sayfa 83 - Okuyan Us Yayınları 7. Basım 2022·Kitabı okuyor
-Kont nasıl? diye sordu.Görebilir miyiz kendisini?
-Kont hasta; bedenen de ruhen de. Sanırım ki ruhunun acı çekmesine siz de oldukça çaba harcamışsınız.