Özgürlük, bir insanın kaldırmayacağı kadar ağır bir yük, kaçmaya çalıştığı bir şey haline gelebilir mi? Nasıl oluyor da, özgürlük pek çok kişinin ulaşmak için can attığı bir amaç ve çok kişi için de bir tehdit oluşturuyor?
Acaba, doğuştan gelen bir özgürlük isteğinden başka, güdüsel bir boyun eğme isteği de olamaz mı? Eğer bu istek yoksa, bugün birçok kişinin gösterdiği, "lidere hayranlık" olgusunu nasıl açıklayacağız? Boyun eğme, daima kamu önüne çıkmış, elle tutulur bir yetkeletr, içsel zorlanımlara ya da kamuoyu gibi anonim yetkelere boyun eğme de söz konusu mu? Boyun eğmek, kabullenmek ediminde gizli bir doyum var mı, varsa bunun özü nedir?
Çağdaş insan hala kaygılı; özgürlüğünü çeşit çeşit diktatöre teslim etmeye doğru gidiyor ya da kendisini makinenin küçücük bir çarkına dönüştürmüş, karnı tok, sırtı pek, ama özgür bir insan değil de bir robot haline gelerek bu özgürlüğü yitirmek yönünde ilerletiliyor.
Onun için yurtseverlerin ereği, yönetenin topluluk üzerinde kullanmasına izin verilecek iktidarına sınırlar koymaktı; onların özgürlükten kastettikleri şey, işte bu sınırlama idi.