Bazı okurlar, kitap okurken elinde defteri hazırda beklerler; notlar alırlar, dönüp tekrar tekrar okurlar. Ben senelerdir kitap okuduğum halde, böyle bir yolu pek tercih etmedim. ( Belki de okul yıllarımı ve ders çalışma psikolojisini hatırlattığı içindir)
Kitap hakkında daha teorik ve daha detaylı inceleme yapanlar olduğu için, bilmediğim mevzularda fazla söz sahibi olmak istemem; Ama bu kitabı okurken o kadar çok yeni bilgiyle karşılaştım ve o kadar çok öğrenme isteği duydum ki, notlar da aldım, geriye dönüp okudum da. Hatta Google açıktı hep bir yanımda bile diyebilirim, öğrendiğim yeni sözcükler ( Özellikle tür isimleri) beni çok heyecanlandırdı.
Hani okul çağlarında hepimizin sevdiği hocalar olur; anlattığı ne kadar sıkıcı ve karmaşık dahi olsa, kullandığı dil ve üslupla dersten mutlu ve öğrenmiş çıkmanızı sağlar, anlattıkları direkt gözünüzün ününde canlanır. Hah işte! Bu kitap tam da öyleydi, kaldı ki ben tarihi zaten severdim, sevmeseydim de şayet kitabı yine rahatlıkla okuyabilirdim Sırf bu yüzden bir önyargınız varsa, resetleyiniz lütfen; bu bir ders kitabı değil. (Yazarı bir Akademisyen olmasına rağmen.)
Sıkılmadan okursunuz, değişik şeyler öğrenirsiniz, belki bir aşk romanı değildir pek çoğunun önceliklerine göre ama, İnsanoğlu nasıl "iNSAN-OĞLU" oldu onu bilebilirsiniz, EVRİM kelimesinin çok da korkulacak bir şey olmadığını görebilirsiniz, değişik türleri araştırıp şaşırabilirsiniz; okuyunuz bence.
Niye bu kadar geç bitirdim?
Cümleleri bitirmeye kıyamadım desem tam yerinde bir anlatım olur. Pandemi ve işsizliğin getirdiği günlük yaşamın şekil bozukluğu da var tabi...
Misler gibi kafa açan eşsiz bir kitap. En az iki kez okunmalı.