📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ünlü matematikçi John Nash’in hayatını anlatan “Akıl Oyunları” isimli filmde Nash şizofreniden mustariptir. Bu yüzden filmde Nash’le birlikte başrolde halüsinasyonlar ve hayaller de vardır. Aslında şizofreni mağlup edilmesi zor bir düşmandır. Ama filmin bir yerinde Nash gördüğü hayallerin gerçekliğini sorgulayarak (Hayallerinde sürekli gördüğü kızın hiç büyümediğini keşfeder) o yenilmesi zor düşmana karşı kazanır. Hayatı manidar kılan ona karşı yaptığımız sorgulamalarda saklıdır.
Bıçakçı’nın ismi mahfuz karakteri de iç sesini okuruna duyururken gözünün önünden akan hayatı anlamlandırmaya çalışır. Aslında kahramanın mantığı basittir. Gözüne gelen her sahnenin analiz edilmesi ve o hayat görüngüsü üzerine bazı sonuçlara ulaşılması gereklidir. Böylelikle hayat daha anlamlı olacağından süregelen analitik değerlendirmelerin ardı arkası kesilmez. Tabii gerçeklik- illüzyon- sahtelik üçgeninin arasında kalan kahramanın sıradan bir işleyişle devam eden hayatı da söz konusudur.
Böylelikle bir günlüğe içini dökercesine yazılan hayat parçaları ironik, komik, trajik, garip şekillerle okurun önünde arz-ı endam eder. Bu özgün ve doğal iç dünyaya ait sunumda ilginç olan kahramanın mesleğidir. Aslında yazar iç dünyasında hayal ve halüsinasyona bulanmış bazı sahneleri görmezlikten gelerek silmeye çalışır. Gerçek dünyasında ise TV vasıtasıyla izleyiciye ulaşan sahnelerin bazılarını sansürleme işini yapar.
Ekranın üzerindeki düzenleme mi zor yoksa kapatılan gözlerin arkasındaki sahneleri mi silmek daha zor bilinmez ama kahramanın bocalamaları bile çok şey anlatır. Bir kere kahraman iç sesini okura duyururken olmadığı kadar doğaldır. Üstelik bunu test etmek de çok kolaydır. Misal anlatılan olaylara saçma denilebilecek anekdotlar en yalın halleriyle katılırlar. Böylelikle metnin deli