Efendim Zümrüt Ayna kitabı 99 senesinin yazılarından oluşan bir kitapmış. Kolaya kaçmışlar. Ama kitap şöyle başlamış; Ahmet Necdet Sezer Bey’den bahsetmiş. Eski Cumhurbaşkanlarımızdan.
Sezer üniversite nedir, nasıl yönetilir konusunda hiçbir fikri olmayan bir adamdı. Entelektüel bir tarafı bulunmayan bir adamdı, diyerek yani sözüm ona biraz kitaplarını okuduğunuzda göreceksiniz, Türkiye’de adam yok. Bir tek Celal hoca var. Onu merkeze alıyoruz.
Bir her seferinde geri dönüp, ya bilim felsefesi hadi hoca, hadi bir şey anlat da şu ateizmin güzelliklerinden hep yardıra yardıra anlatıyorsun ya, bak biraz düzgün bir şey çıksın diye arıyoruz şimdi. Ama dakika bir gol bir, sayfanın daha başında siyasetle başladık konumuza.
Abdullah Gül Bey’den de bahsediyor. Sezer’in kelimenin gerçek manasında simetriği diyor. Tek farkı Abdullah Bey’in İngilizce bilmesi diye ifade ediyor.
Enteresan bir şekilde Türk üniversite tarihinde, Türk akademi tarihinde altın harflerin tersinde, simetrisinde simsiyah harflerle yazılmış Kemal Gürüz’den uluslararası şöhret sahibi büyük bir eğitimcinin artık YÖK’ün başında bulunduğunu anlatmaktan geri durmayarak bir Kemal Gürüz hikayesi dinliyoruz. Hiç öyle bir adam olmadığını da bilmekle beraber.
Sonra, hani dedim ya filmin başında, kullanmayı hiç aklıma getiremeyeceğim o iğrenç replikte o küçük çocuğa Allahsız diye tabir ediyordu ya mahallenin bıçkın delikanlısı. YÖK’le geldik inkalar mayalara geçtik. Hoop geri dönüyoruz, sayfa daha üç. Bir edebiyat, en azından bir yazım akışı eğer bilimsel bir makale yazmışsanız konular arası geçiş, tez, antitez yok. Bunların hiçbiri yok Celal amcada.
Poscidon’a 1000 boğa kurban et bir şey olmaz. Ediyorlar yine deprem oluyor. Sonra bir dakika diyorlar, bu böyle olmaz. Bunu da ilk söyleyen Miletoslu Tales. Tales Mısır’a