Erkek sperm, kadın yumurta... Sperm hareketlidir, içsel, dinamik ve enerjik... Yumurta pasiftir, sabittir, hareketsizdir. Sperm yumurtaya özünü verir, aktarır. Yumurta alıcıdır. Ardından hızla o spermin verdiği özü kendi içinde böler, çoğaltır bereketlendirir ve bir bebek meydana getirir. Yani önce çoğaltır sonra şekillendirir ve doğumla onu meydana getirir. Doğumun özünü veren Tanrı'dır, doğuran ve yaşatansa Tanrıça...
Tohumu toprağa ekersin, beslersin, toprak tohumu ağaç yapar meyve verdirir... İnsanlar bunun için ona 'toprak ana' derler. Kadim zamanlarda ve semavi dinlerde kadın toprağa ve toprak da rahim'e benzetilirdi bu yüzden.
Hıristiyanlıkta 'Meryem Ana', Yahudilikte 'Shechina', İslam'da Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla... Rahman ve Rahim hemen hemen aynı manaya gelir lâkin Rahman eril, Rahim dişildir.
Yolun kendisi olmadan yolu takip edemeyiz. Thomas İncili'nde ne deniyordu: "İkiyi bir haline getirdiğiniz ve dışı iç ve yukarıyı aşağısı yaptığınız ve erkek ile dişiyi aynı şey haline getirdiğiniz böylece erkek erkek olmadığı ya da dişi dişi olmadığı zaman krallığa gireceksiniz...
İçinizdeki şeyi meydana getirirseniz, meydana getirdiğiniz şey sizi kurtaracaktır. İçinizdeki şeyi meydana getiremezseniz meydana getiremediğiniz şey sizi yok edecektir."
Evet, et ve kan Tanrı'nın krallığının varisi olamaz.
Sanırım ne tek başına iyilik, ne de tek başına kötülük diye bir şey vardır. Bunlar birbirlerinin gölgesi olduğundan, biri olmadan diğeri var olamazdı: İyilik ve kötülük birbirlerinin ayrılmaz parçasıdır.
İnsanın kozmik dengeyi kavramasıyla birlikte, zıtlarıyla birlikte aynı seyrin parçası oluşunu kabullenmesi gerekir. Bu “olgun insan” modelinin tarifidir.