e

Eski Günler

0 üye
Takip
Küçüklük esasen kimsenin umurunda değil. Benim de. Biz yetişkinler kaybettiğimizin peşindeyiz. Zaman, sevgi, güzellik, masumiyet...
Sayfa 13 - M. Eren Pehlivan·Kitabı okudu
Eski Günler
“Eski günler, mutlu anılarla doluydu çoğunluk.”
Sayfa 149 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Eski Günler
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Hemen hemen hepimizin yaşadığı o güzel günlerden biri...
Banyodan çıkıp sobanın arkasına oturuyorsun.Yukarıdaki tellerin üzerinde okul kıyafetlerin asılı. Yüzün kalan sabundan gergin, yanakların annenin attığı keseden pembe. Baban soyduğu mandalinadan uzatıyor . Günlerden de pazar , yıl bilmem kaç .... Ah eskiler ah ne güzeldi ... Mutluluğun tadı vardı , herşeyin değeri vardı.O eski hüzünler bile güzeldi . En azından gerçekti, içtendi herşey ,herkes samimi ve doğaldı...😶🥀 Artık her şey fotoğraflarda kaldı.
Eski Günler
O güzel günlere dönmek isteyen tek ben miyim?
Büyümek bu muydu anne ? Bu kadar acı mıydı ? Sahi bir çocuk neden büyümek isterdi ki ? Tek derdi oyun oynamak olan çocuklardık biz , öyle oyuncaklarda da gözümüz yoktu . Büyüyünce ne olacağını sanıyorduk ki ? Bilseydik böyle olacağını ister miydik hiç büyümeyi ? Çocukken çok istedik ya büyümeyi ; şimdi çocuk olmak istesek olmaz mı anne ? Hem o zamanlar insanlar iyiydi , dostluklar sağlamdı , sevgiler gerçekti . O güzel günlere dönemez miyiz ? Söz akşam ezanından önce evde olurum.
Eski Günler
Kaybedilen duygular
İnsanlar istedikleri gibi, yalnız kalmışlardı. Sanki, yüce ülkü bırakmıştı onları. O güne dek onları besleyen, ısıtan yüce güç kaynağı, Claude Lorraine'in tablosundaki görkemli, insanlar kendine çağıran güneş gibi uzaklaşıyordu onlardan. İnsanlığın son günü gibiydi bu. Ve insanlar, birden yapayalnız kaldıkların anladılar. Yetim hissettiler kendilerini. Sevgili yavrum, ben insanları hiçbir zaman soysuzlaşmış, aptallaşmış düşünemedim. Yetim olduklarını sezinleyen insanlar birbirine daha bir sıkı, sevgiyle sarılabilirlerdi. Birbirleri için her şey olduklarını anlayıp el ele verebilirlerdi! Yüce ölümsüzlük ülküsü yitip giderdi, yerini başka şeyler alabilirdi. O an, ölümsüzlüğe beslenen o eski aşırı sevgi herkeste doğaya, barışa, insanlara, her çeşit bitkiye yönelebilirdi. Kendilerinin gelip geçici, ölümlü olduklarını anladıkları ölçüde, bambaşka, hiç de eskisine benzemeyen, önüne geçilmez bir sevgiyle severlerdi toprağı, hayatı. Doğada, o zamana dek akıllarına gelmeyen oluşumlar, sırlar görür, sezinlerlerdi. Çünkü doğaya yeni gözlerle, sevenin sevilene baktığı gözle bakarlardı. Sabahları uyanır uyanmaz, sevmek için acele ederek; günlerin çok kısa olduğunu, onlara yalnızca sevginin kalacağını sezinleyerek birbirlerini öpmeye koşarlardı. Birbiri için çalışırlar, herkes elindeki avcundakini çevresindeki insanlara verir, mutluluğu yalnızca bunda bulurdu. Her çocuk tüm insanların anneleri babaları olduğunu bilir, bunu hissederdi. Herkes batan güneşe bakarak, “Varsın yarın son günüm olsun,” diye geçirirdi içinden; “ölsem ne çıkar ki, onlar, onlardan sonra çocukları yaşayacak ya, bu yeter bana”. İşte bu onların birbirlerini böyle severek, birbirleri için içleri titreyerek yaşayacakları düşüncesi öteki dünyadaki buluşma üzerine düşüncelerini de değiştirirdi. Ah, yüreklerindeki
Eski Günler
Çocuktum, mutluydum. Sonra geçti...
Eski Günler