''Hanımım'' dedi. O nasıl teslimiyetti böyle! Örfün hakim olduğu yas geleneğine uymuyordu hiçbir şey. O güne dek böyle böyle bir ölüm karşısında yüzlerini yırtıp kanatan, saçını yolup atan anneler; entarisini tersine çevirip giyinen, koku sürünmeyen, gülmeyen, mükellef sofraları haram kılan, karanlık odalara kapanıp oturan kadınlar vardı. Ama sen onlardan ayrı olduğunu bir kez daha göstermiştin. Hamd doluydun. Kaderin hükmüne razı halinle O'na teslim olmuş, evladının yasını dua ve gözyaşıyla tutmuştun. Bizim gibi, Mekke halkı da buna şaşkındı.
Hadicenin gönlü O'nun gönlüdür;
O'nun dışındaki her şey ölüdür.
Ruhunda ne varsa hep O'ndan aldı.
Bir seziş, bir inanç, gök kadar derin...
İlk odur, birinci kaydı defterin;
Müslümanlıkta bir, kadınlıkta bir...
Hizmette, şefkatte, yakınlıkta bir...
Hadice, Hadice, büyük ve temiz;
Öz anneden daha aziz annemiz...
Müjdeler olsun ey amcamın oğlu! Bulunduğun yerde sebat et. Nefsimi kudretinde tutan zata yemin ederim ki sen gelecek son nebîsin. İşte ben de senin nebîliğini tasdik ederek sana inanan ilk insan oluyorum.
Efendimiz'in ilk vahiy tecrübesinin ardından Hatice validemiz, lisanından çıkan her bir cümle ile Efendimiz'in (sas) yüreğinde oluşan ateşlerin üzerine su serpiyor; her bir cümle ile Efendimiz'in kalbindeki fırtınaları dindiriyor ve dalgaları durulmuş bir okyanusa çeviriyordu.