Ve Japonya... Bir Amerikalı muharrir, "Japonya'nın tuttuğu yeni yol" isimli büyük alâka doğuran yazısında, sessiz, sedasız ve siyasî ihtilatlardan uzak vaziyette muayyen ve gayet şuurlu bir istikamette ilerleyen Japonya'yı ele almış ve üzerindeki örtüleri kaldırıcı bir teşhise varmıştır... Japonya'nın, "dünya kamu düzeni"nde, kendini teklif edici bir hayat tarzı yerine, güçler dengesi içinde kuvvetli bir ekonomik dev olarak etkileyici rolü ve bunun siyasî plândaki bugünkü ve yarınki mânâlarını heceleyebilmek gayesi bakımından, hâlen tazeliğini koruyan teşhisleri naklen veriyoruz:
"İkinci Dünya Savaşı'nda kollarından birçokları budanan Japon ahtapotu, yaralarını tez zamanda sarmış ve bütün gücünü iktisadî sahada yeni bir iç sıhhat ve kuvvet kazanmaya dökmüştür. Almanya ile diz dize bugün Japonya'nın eriştiği iktisadi ve sınaî potansiyel, eşine savaşı kazanmış veya savaş dışı kalmış hiçbir millete rastlanamaz seviyededir. Öyle ki, insanın "acaba harbe girip kaybettiği için mi bu ruhî şahlanışa iktidar kazandı?" diyeceği geliyor... Japon milleti son derece haysiyetine düşkün, o nisbette de acze düşünce boyun eğmeyi ve intikam gününü beklemeyi bilen bir topluluktur. Bu bakımdan kendisine milyonlarca kayıba mâl olan Hiroşima felaketini unutmasına imkân yoktur. Onda, sarı bir öfke halinde içine çekilen bu hınç, bir gün, kırmızı öfkeye dönüp, Batı âleminden hesap soracağı şartları buluncaya kadar, onu, teknik, sınai ve iktisadi sahada harikalar doğurmaya yöneltmiştir. Japonya'nın hesap isteyeceği Batı temsilcileri ise, Amerika olduğu kadar Rusya ve Rusya olduğu kadar Amerika'dan başkası olamaz. Halbuki Amerika ile Rusya'nın karşılıklı vaziyetleri malûm... Japonya her hâlde Amerika'yı tecilli düşman kabul edecek ve önce öbürünü dize getirmeyi, bilhassa Asya hâkimiyeti ve
Şubat 1995, 2. Levha / DÜNYA KAMU DÜZENİ, BİZ VE ONLAR, İbda Yay.