Yüksek tepelerden, ağaçlıklı yollardan kıvrıla kıvrıla inersiniz aşağılara doğru. Sonra birden otomobilin açık penceresinden deniz kokusu gelir. Bu denizin yolcuları karşılamasıdır. Denizi olmayan bir iklimden denizi olana geçtiğinizi anlarsınız. Denizin nemli, tuzlu kokusu… Yanında denize dair bildiğiniz ne kadar şey varsa getirir hafızanıza bırakır. Güzeldir bunu yaşamak, denizin uzun süredir görmediğiniz çok sevgili bir dost gibi aniden gelip boynunuza sarılıvermesi…Hayatı kokularla yaşamak, şeyleri kokularından bilmek, bazı duyguları size o duyguları yaşatan şeylerin kokularıyla hatırlamak… Hâlâ böyle şeyler var mı hayatımızda? Kokuları, bizde bıraktıkları izlerle, hatıralarla, zamanlarla birlikte hafızamızda biriktiriyor muyuz hâlâ? Sanki pek fazla yapmıyoruz bunu artık. Belki büyük şehirlerin içinde daha çok makine, asfalt, beton, is, kir bulunan baskın kokuları siliyor kendini sakınan, bağırgan olmayan, buna ihtiyaç duymayan başka kokuları. Ne yazık? Yüzlerce şiir ilk adımını bir şeylerin kokusuyla atmıştır oysa. Birçok roman içine nice kokuların karıştığı tasvirlerle açılır. Nice öyküyü içindeki kokular olmadan düşünemezsiniz. Hayatı kavrarken, şeyleri kavrarken, yaşadıklarımızı hafızamıza kaydederken bütün bu karakteristik ayrıntılara ihtiyacımız var. Yoksa tam olmaz hiçbir şey, eksik kalır. Eksik kalırız. Kokuları özenle, oldukları gibi saklamalıyız içimizde. Kokulardan hayatı okumayı bırakmamalıyız. Çünkü hayatı hayat kılan her şeyin kendince bir kokusu var ve böyle olmasının da mutlaka sebebi var.Frédéric Gros, "Yürümenin Felsefesi" kitabında: **“Bir kitabı neye dayanarak değerlendiririz? Kokusuna göre, zira bir dolu kitabın üstüne okuma salonlarının veya masalarının o küf kokusu sinmiştir. Havasız, ışıksız odalar… Rafların arasına doğru düzgün nüfuz edemeyen
"Kokusu burun direklerini kırıyordu bu dünyanın. Her şey pis. Her şey yapışkan. Çıkar düzmeceleri. Kolay zevkler. Baştan başa yalan, düzen dolu bir dünya. Dostluk, arkadaşlık, sevgi diye, mezbelenin önüne yaldızlı bir tahta perde çekmişler; ya kokusu?"