Yirmi iki gün yirmi iki gece aralıksız devam eden büyük ve kanlı Sakarya Meydan Savaşı yeni Türk Devleti'nin tarihin, dünya tarihinde pek az rastlanan büyük bir meydan savaşı örneği kaydetti.
Cemal uykuda konuşuyor gibi, "Çanakkale'de bunlar girmesin diye saatte on bin Türk'ün şehit düştüğü harpler yaptık." dedi.
İhsan bârid ve sakin, "Yine girdiler..." dedi.
"Marifet biz kapıları beklerken girmekti, şimdi nideyim..."
Kitabı lise düzeyindeki okurlara tavsiye ediyorum. Üniversite ve üstü düzeyde bir okur için çiğ kalabilir.
Türkiye'de örneğine pek rastlamadığım ancak öğrendiğime göre Rusya'da ve Asya ülkerinde oldukça yaygın olan bir roman türü "belgeli roman" hakkında belgelere veya tanıklara dayalı bilgilerin olduğu konularda boşlukların kurgu ile doldurularak bir aktarım ortaya koyulmasıdır.
Çamlıca'nın üç gülü eski Hariciye Nazırı Hulusi beyin üç kızının etrafına Milli Mücadelede İstanbul anlatılmış ancak burada hoşlanmadığım net bir kurgu olmayışı. Bir diğer meselede konuların dağınık aktarılışı. Yazar hazır burda bundan bahsediyorum işin sonunuda burda yazayım demiş sanki. Bundan ötürü kitabın içine girilmiyor.
İstanbulda Milli Mücadele sırasinda Ankaraya giden yardımlar heyecan katılarak anlatılmaya çalışılmış ancak buda çok aktarılamamış.
Sevdiğim kısımsa Modernleşme döneminin kadın algısını çok iyi yansıtan paragraflar vardı. Dönemde bir kadının okuması ve evlendirilmasi konusuna çok iyi değinilmiş. Kitabın bu kısmından ve diğer bilgilerime dayanarak zihniyette bir arpa boyu yol alamamışız.
Türkiye yenikti, bitkindi ama herhangi bir Orta Doğu veya koloni ülkesinde olmayan bir büyük özelliği vardı; eski bir devletin ve askeri bir toplumun yüksek ve hızlı örgütlenme kabiliyeti.