m

Mutlak Fikir

3 üye
Takip
İSLÂM: MUTLAK FİKİR, MUTLAK ÖLÇÜ...
Platon (Eflatun)Platon (Eflatun)’un “İyi İdeası” da doğrunun, güzelliğin ve adaletin kaynağı olan aşkın bir “İyi”yi zorunlu kılar. Bu, Mutlak’ın sezgisine dayanan bir işarettir. ZenonZenon, mekân ve hareket üzerine kurguladığı paradokslarla, şuurun ve düşüncenin sıfırdan başlayamayacağını gösterir. Salih MirzabeyoğluSalih Mirzabeyoğlu’nun yaptığı şey, bu köklü mânâyı felsefî dil içinde yeniden isimlendirmek ve merkeze almaktır. “Mutlak Fikir”, felsefî bir icât değil, İslâm’ın kendisini fikirler âlemindeki en yüksek ve merkezî konumuyla ifâdelendiren bir isimdir. Onun “kesin, tartışılmaz, apaçık” olması, İslâm’ın Tevhid hakikatiyle özdeşliğidir. Mirzabeyoğlu bu noktada çok nettir: Mutlak Fikir, eşittir İslâm. Çünkü yalnız İslâm, insana varlığı, doğruyu, iyiyi ve hayatı bütünlüklü şekilde gösterir. Yani Mutlak Fikir, felsefî bir “üst kavram” değil, vahyin bizzat kendisidir. Bu da İslâm’ın, sadece bir “din” değil, varlığın bütünüyle uyumlu mutlak ölçü olduğunu anlatır. -REHA KANSU, " Salih MirzabeyoğluSalih Mirzabeyoğlu’nun “Bütün Fikrin GerekliliğiBütün Fikrin Gerekliliği” Tezi (2)", besincidevre.org, 28 Mart 2026-
Mutlak Fikir
MUTLAK FİKİR, BİR ZARÛRET...
(...) İnsan faaliyetleri, gelişen, kurulan, çözülen ve çöken bir mâhiyettedir; Mutlaklık izâfesi, mümkün olmayan... Mutlak Fikir, bir zaruret; o, bu iddiada olan hangisidir ve ister kabul edersin, ister kabul etmzsin meselesi mahfuz, çerçevelediğimiz şekilde "Varlığının zarûrîliği", herkes için geçerli bir husustur...
Sayfa 464 - XXIX. TAKDİM (İMÂN ve İSLÂM ATLASI), -Bin Dörtyüz (Bütün Zamanlar)- İBDA Yayınları
Mutlak Fikir
Reklam
EFLATUN'DAN MİRZABEYOĞLU'NA...
3. baskısı yayına hazırlanan "Eflatun'dan Mirzabeyoğlu'na Diyalektik DüşünceDiyalektik Düşünce" kitabıma şöyle bir ek yapmayı düşünüyorum: Bir de İslâmî kesimden birisi bir kitap yazmış. Kitabında bazı Müslümanların İslâm’a “Mutlak Fikir-Bütün Fikir” dediklerini, bunun yanlış olduğunu, Hegel’den alındığını, Hegel’in de ateist olduğunu söylüyor. İbda’yı eleştiriyor; ateistten lâf almakla… Ama o kadar değil. Bu ibârenin Kur’ân’da ve sünnette olmadığını, İslâm’a böyle denemeyeceğini ifade ediyor. Âlâ. Yerinde bir tenkid olduğunu kabul edelim. Gerçekten de Müslümanlar İbda’ya ve onun getirdiği meselelere henüz çok uzaktan bakıyorlar. Olsun, baksınlar da varsın uzaktan baksınlar. Onlara yakını göstermek benim ve arkadaşlarımın görevi olsun. Bir kere burada Georg Wilhelm Friedrich HegelGeorg Wilhelm Friedrich Hegel’in adının geçirilmesi hoş olmamış. Sanki “Hegel’e hâkimim” pozu atılmış. Gerçekten Hegel’e hâkim olunsaydı bu türlü bir mevzu olmazdı. Nasıl ki Hristiyan da Allah’a inanıyor diye, sen Allah inancını Hristiyan’dan almış olmuyorsun (bu çirkin bir oryantalist mantıktır); bilakis Hristiyan’a, “Allah inancının hakikati bende, İslâm’da” demiş oluyorsun. Hegel’in Mutlak Fikir’i ile İbda’nın “Mutlak Fikir”i arasındaki bütün münasebet de budur. Hegel’in “mutlak”ı kendi izafiyetini mutlaklaştırma çabasıdır; İbda’nınki ise “Allah Resûlü ne buyurduysa bütün ve toplam O’ndadır” der. (Yâni taban tabana zıt!) “İslâm Mutlak Fikirdir” tâbirini ilk kullanan Salih MirzabeyoğluSalih Mirzabeyoğlu olmayabilir. Yanlış bilmiyorsam -ki çok istediğim halde henüz üzerinde çalışmaya vakit bulamadım- Roger GaraudyRoger Garaudy söylüyor bunu ilk. “Diğer dinler çağların arkasından sürüklenmişlerdir, bir tek İslâm çağları peşinden sürüklemiştir. İslâm çağlarüstü Mutlak Fikirdir” diyor. __Salih Mirzabeyoğlu tabiri ondan alıyor ve benimsiyor. (Ama yine de ihtiyat payı bırakayım: Mirzabeyoğlu,
Mutlak Fikir
- ÖLÇÜ VE ANLAYIŞLAR...
Kainatta herşeyin her şeyle alâkası içinde birşey söylemek için «herşeyi-bütünü söyleme, hayatın her ân yeniliği içinde herşey söylenemeyeceğine göre, «Bütün Fikir-Mutlak Fikir'e uygun söyleme şartı açık... Bu bir bedahet!.. O hâlde, «Bütün Fikre» uygun söyleme şartı gözönünde tutulmazsa, doğrudan doğruya «Bütün Fikir-Mutlak Fikir»'in kurulması gibi bir işe davranılmış olur ki, yukarıda işaretlediğimiz hakikatten dolayı böyle bir abes kendiliğinden görünüyor. «Mutlak Fikre uygun söyleme» şartını doğrudan doğruya «Mutlak Fikrin Gerekliliği» bahsine tatbik ederken, eşya ve hâdiseyi İslâmî bir ruh ve anlayışla değerlendirebilmenin muhakeme usulünü ve bu muhakeme usulüyle demetlenmiş meseleler sergisinde mevzuumuzu billurlaştırma yolunu tutmuş oluyoruz.
Haziran 2013, EKONOMİK-SOSYÂL TARİH METODOLOJİSİ VE FİZİK RUH’A TÂBİDİR HAKİKATİ, «USUL VE METOD», Kökler Derneği yay.
Mutlak Fikir
Doğru düşünce olmadan doğru düşünce faaliyeti olamayacağı gibi, «doğru düşünce» olmasaydı, «doğru düşünce olmadan doğru düşünce faaliyeti olmaz.» düşüncesi de olmayacak, varılanın «doğru» olup olmadığının bilinememesi bir yana, ne düşünce» ve ne de «doğru» diye birşeyden söz edilemeyecekti... Son tecridde, MUTLAK FİKRİN GEREKLİLİĞİ!..
Haziran 2013, EKONOMİK-SOSYÂL TARİH METODOLOJİSİ VE FİZİK RUH’A TÂBİDİR HAKİKATİ, «TOPLAYICI HÜKÜM», Kökler Derneği yay.
Mutlak Fikir
Reklam
Reklam