Sanatta önemli olan farklı bir bakış açısı yakalayabilmek, farklı bir biçim kurabilmek, denenmemiş olanı denemek, yaratılmamış olanı yaratmaktır. O ünlü deyişi herkes anımsar: "Güneşin altında yaşanan her konu, her olay yazılmıştır." Aşk, cinsel isteğin önüne ilk engeller konulduğu günden beri işlene gelmektedir. Kahramanlık, insanoğlu korkusunun farkına vardığı andan beri sanatın konusu olmuştur. Açlık, yoksulluk, mağaradaki atalarımızın av bulamaması sonucu birbirlerini yemesinden tutun da, açgözlü sınıfların yoksulları acımasızca sömürmesine kadar hemen her zaman sanat yapıtlarında ele alınmıştır; ihanet, kıskançlık, kötülük, şiddet, Kabil'in Habil'i öldürmesinden beri yaratıcıların malzemesi olmayı sürdürmektedir. Ama bütün temalar binlerce kez işlenmesine rağmen sanat kendine yeni yollar açarak, yeni yaratım biçimleri bularak, ayrıksı olanakları deneyerek farklı olana ulaşmayı sürdürüyor. Bunun nedeni,
sanatın temel sorusunun neyi konu aldığı değil, ele aldığı konuyu nasıl biçimlendirdiğidir. Bu yüzden sanatta önemli olan, değerli olan, kalıcı olan, özgünlüğü yakalayabilmektir.