Ruhun bedenle birbirinden farklı beş münasebeti vardır: anne karnında cenin iken, doğduğu anda, uykuda iken, mezarda; her ne kadar ruh berzahta bedenden ayrılıp ondan tecrid olsa da aralarındaki münasebet tamamen kesilecek derecede değildir. Mümin ölüye selâm verdiği zaman, onun ruhunun bedenine iâde edileceğine dair hadisler mevcuttur. Ruhun buradaki iâdesi özel bir iâdedir, bedenin kıyametten önce yaşayacağını gerektirmez. Nimet ve azab ruh ve bedene verilir. Bedenden ayrılan ruh nimet ve azab içerisinde olur. Bazen de nimet ve azabı ruh ve beden birlikte çekerler... Ruhun bedenle en kâmil münasebeti diriliş günündedir; önceki ruh ve beden münasebetinin bunun yanında bir değeri yoktur; çünkü onlarda “beden uyku, ölüm ve bozulmak” gibi özellikler aranmaz.
İnsani ruh, Ruh-i İlâhî ile bir ara varlıktır. Dolayısıyla hem bedene hem de ruha benzer tarafları vardır. İlâhî ruha benzerliği onun meleklik vasfına; yeryüzüne meyleden tarafı da hayvanlık vasfına sahip olmasını gerekli kılar.
2. Basım: 2022, 2. LEVHA, “RUHA DÂİR”, RUH NE’DİR, İBDA Yayınları