"İNTIHAR ETMEYECEKSEK IÇELIM BARI"
'UNUTAMAYACAKSAK İÇELİM'
Kültleşmiş bir edebiyat cümlesi bireyi nasıl bu kadar sürüklüyor?
Roman akım olarak modernist katagorisindedir. Çoklu bakış açısı olan romanda, yalnızlık ön plana çıkmaktadır. Bireyin geniş bir çevrede olması yalnızlığı, bungunluğu örtmemektedir. BİR DÜĞÜN GECESİ, başlığı bizlere roman içinde bilgi veriyor. Saat 19.00 da başlayan düğün 23.00 da biter. Kitap 4 saatlik bir olaydan ibarettir, uzun olmasının sebebi ise geriye dönüşlerin, iç monologların fazlasıyla kullanılmasıdır. Baş karekter yok denilebilir. Herkes kendince başkarekterdir.
Tezel, romandaki tüm karakterler gibi yalnızlığa yani ruhsal bir yalnızlıktadır. Abisi ve ablasıyla arasında açık bir ilişki vardır. Devrimci bir anarşistti ama git gide arzusu azalmaktadır. Aynı zamanda ressamdırda. Benimde çok merek ettiğim bir nitelik taşıyor. Oda şu ki :yalnızlığın resmini bitirmişmiydi acaba.
Ömer, bir profesördür. Tezel in ablası olan Ayselle 20 yıllık bir evliliği vardır. Bu evlilik onu çok üzer ama aynı zamanda çokta mutlu eder.Kemdisi herkezce sevilir fiziksel olarak birde ruhsal alemine bakılması gerekir. Ömer bir roman yazacaktır. Ama kendi ağzıylada bu romanın baş kahramanı yok der.
Acaba yazar kendi kitabının bir baş kahramanın olmadığı mesajını Ömeri konuşturmasıylamı vermiştir. Merak konusu gerçekten.
Özetle bu roman bir baş yapıt niteliği taşımaktadır. ADALET AĞAOĞLU bu ülkenin en iyi romanlarından birini kaleme aldığı için gerçekten çok şanslıyız bu şansı onu ve eserlerini okuyarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim. Tavsiye etmekteyim.
Elbette ki, hayat yapılan işlerin niceliğiyle ölçülürse, daha az yaşanıyor, ama daha iyi bir hayat sürülüyordu. Şaheserleri hayranlıkla seyretmenin yarattığı soylu duygular ruhu zenginleştiriyor, sanat arkadan atlı kovalıyormuş gibi yapılmıyordu. Bir kilise iki asırda inşa ediliyor, bir ressam ömrü boyunca ancak bir iki tablo yapıyor, bir şair sadece tek bir seçkin eser meydana çıkarıyordu, ama asırlar boyunca takdir edilecek şaheserlerdi bunlar.
"Yatağımın Karşısında bir pencere var. odanın duvarları bomboş. Nasıl yaşadım 10 yıl? Bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? Ben ne yaptım? kimsede uyarmadı. İşte sonunda anlamsız bir oldum."
okuduğum muazzam kitaplardan biridir halamın bana aldığı çok anlamlı bir kitap okurken kendimi içinde hissettim tüm bu dünyada olan şeyler canımızı sıkmışken okuyup az da olsa kendimize getiren kitap bu kitabın ana fikrine karakterlerine ve sözlerine ayrı bayıldım animasyonu çizgi dizisi ayrı güzel küçük prensin gülüne olan ilgisi tilkinin ve yılanın öğütleri ayyaşın unutmak için içiyorum kardeşim deyip Efesleri gömmesi kralın şizoid egoist halleri gül'de az trip atmadı ağzını yediğim sanırım gül alıcam saksıda*