Şeytanın her iki metotla da gayesi kişiyi doğru yoldan ayırmaktır. Birincisinde ibadetlere yaklaşmama telkinini, ikincisinde de çok ileri giderek haddi aşma telkinini salık verir.
Salim b. Abdullah rivayetine şöyle devam eder:
"Şeytan Musa (aleyhisselam) ile karşılaşır ve : 'Ey Musa! Allah-u Teâlâ seni Peygamberliğe seçip seninle konuştu. Ben de onun yarattığı günahkar biriyim. Tövbe etmek istiyorum, tövbemin kabulü için Rabbine dua et' der. Musa ( aleyhisselam) Rabbine dua eder, Allah-u Teâlâ Musa (aleyhisselam)'a ihtiyacını giderdiğini söyler. Musa (aleyhisselam) şeytanla karşılaşınca ona:
'Git Âdem (aleyhisselam)'ın kabrine secde et, Allah tövbeni kabul eder' der. Ancak şeytan kibirlenerek hiddetlenir ve: 'Ben o hayattayken secde etmedim, öldükten sonra mı ona secde edecekmişim' der.
Daha sonra Musa (aleyhisselam)'a: 'Benim için Rabbine yalvardığından dolayı üzerimde hakkın oldu, sana tavsiyede
bulunacağım. Ben insanları üç yerde helak edemem. Beni, helak edemeyeceğim üç yerde hatırla. Kızdığında beni hatırla çünkü ben kan gibi damarlarında dolaşırım. Kalplere vesveseyi ben veririm ve gözüm senin üstündedir. Düşmanla karşılaştığında beni hatırla; zira ben insan düşmanla karşılaşınca karısını, çocuklarını ve ailesini hatırlatırım da savaştan kaçar. Sakın mahrem olmayan bir kadınla baş başa kalma; zira ben onun sana senin ona olan elçinizim' der."