Bunu bir arkadaşım bana "Sen terimsiz felsefe yapıyorsun. Kendi türünü tanımak ve kimlerle benzerlik gösterdiğini bilmek ve temel kazanmak istemez misin?" vs. deyip bana önerme yapmıştı. İlk cümlesine alayla gülmüştüm tabi, abartma der gibi.
Bu alanın içine girmek bize düşünce ya da gelişim için zorundalık hissi verir miydi bilemedim, o an neden böyle düşündüğümü bilmediğim gibi. Ve bunun ihtimal olması bile beni itmişti.
Felsefe bilmek ile yapmak aynı şey değil. Bilme yönü kitapta bir süre sonra sıkıcı -Hilde ağzından anlatılmaya başlamasıyla- gelmeye başladı. Sadece bilgi yüklenmesini sevmiyorum: bana olanları öğretme, nasıl öğrenebileceğimi öğret.
Öncesine kadar gayet güzel ve zevkliydi. Şimdi ise sıkıştırılmış geliyor. Ve hep bilgi. Bilmekte önemli ama öğrenmekten daha önemli gelmiyor. Çünkü insan daha çok bildiğinin değil öğrenmeye çalıştığının peşinden gider. Böylece kendine özgü şeyler bulabilir ya da yapabilir...