Zira ruh olmadı mı, hiçbir şey yok!
İnsanın temel faaliyetleri,
bu faaliyetleri mümkün kılan temel araçlar
ve faaliyetleri yönlendiren temel prensipler,
temel değer ölçülerine nisbet içindedir.
“İyi, doğru, güzel” değerleri ise,
eşya ve hadiselerin ruha nisbet edilişidir.
Bir misal verirsek:
Bir şeyi değerlendirirken,
“Şunu bilmiyorum” derken bile,
onu bilmediğime dair bir ilk bilgiye sahibim...
Onu bilmek için faaliyet gösterirken,
tenkit ve değerlendirme şuuruyla faaliyet gösteriyorum;
ve her şeyden önce oluşan,
eleştiri – tenkid yapabilme şuurudur ki,
kaynağı ruhtur!
haziran 1989, 81 mevsimi, meseler - meseleler, ibda yay.·Kitabı okudu
Dedi ki: (102)
(Belli bir kültürel unsurlar bütününü hayâllerden ve remzî bir biçimde birbirine bağlayan ve dile getiren efsane, görünen şeylerin, görünmeyenin bir işareti olarak alındığını, bu dünyaya âit olanla, kutsal olanın içiçe girdiğini gösterdiği kadar, hâfızayı geliştirmek üzere kullanılan bir yol da olabilir. __Her hâlükârda, sözü kültürlerin
sistemleştirilmesinde, efsane, çok önemli bir yere sahiptir. Yazılı kültürlerde ise, sistemleştirme, çok daha akılcı bir biçimde, ideolojiler biçiminde yapılmaktadır.__
Bu arada unutmayalım ki, mitler, yazılı kültürlerde de hayatlarını sürdürmekte ve hattâ, ideolojilerin çekirdeğini oluşturabilmektedirler. Aslında, hâfızayı geliştirmeye
yarayan bir yol olmanın çok ötesinde bir mânâları var. Büyük bir ihtimalle, psiko-analiz tarafından gün ışığına çıkarılan, şuuraltı kaynaklardan beslenmektedirler.
Hattâ Jung'un ortak şuuraltı üzerine geliştirdiği teoriler, mitleri, ortak şuuraltı tarafından meydana getirilen ürünlerin ilk örneği olarak görmektedir.)
Sayfa 123 - 124 III. Levha, -Zaman ve Hürriyet-, İBDA Yayınları.
Dedi ki: (96)
(Şuur dışını şuura çıkarmak, insanın âlem çapında bir varlık oluşunu düşünce olmaktan çıkaracak, canlı bir yaşayış durumuna getirecektir; insanîliğini bir yaşayış olarak gerçekleştirmek demek olacaktır...)
Sayfa 122 - III. Levha, -Zaman ve Hürriyet-, İBDA Yayınları.