Giriş Yap
Dündar Taşer'den
"Türkiye, halkla aydını arasındaki zıtlığı gideremezse durumu iyi olmaz. Ne siyasî ne de ekonomik atılım yapabilir."
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Ra'd - 28
"Gerçi muvaffak olmak, mesud olmak demek değildir."
İradeye hakim olabilmek
Çünkü insanın kıymet ve kuvveti, bilgisinin genişliğinde olmaktan çok, benliğine sahip ve iradesine hakim olabilmesinde; iyi huylarında ve ruhi terbiyesindedir. İrade ve ruh terbiyesi ise, ayrı bir iştir. Bu, ders ve kitap okuyup ezberlemekle elde edilmez. Bununla beraber, herkes biliyor ki, haddini aşkın sınıf mevcudu ile dolup taşan mekteplerimizin hiç meşgul olmadığı işlerden biri budur.
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Maalesef örneksizlik ne zor...
İtiraf edeyim ki bu kitap, yukarıda sıraladığım eserler gibi, bir ihtisas eseri değildir. Sadece fikrî çalışma atölyesinin genç ve tecrübesiz çırakları için faydalı olabilecek bir rehberdir. Fakat okuyucum! Biliyor musun ki, bunlar bedenî işte çalışan çıraklardan daha güç ve geri durumdadır? Düşün ki, zanaata giren bir çocuk, bir usta yanında ve onun daima gözü önünde çalışır. Öğrenmiş ve yetişmiş bir adamın nasıl çalışıp iş gördüğünü; el maharetiyle kol kuvvetinin zekâ ve irade emrinde nasıl birleşip iş başardığını gözleri ile görür. İş çıkarmanın ve verimli çalışıp muvaffak olmanın zevkini tadar. Ustasından çalışmanın usulünü ve güçlüklerini yenmenin kolaylığını öğrenir. Hatta genç yaşının icabı olarak, geçirdiği ruhi buhran anlarında ustayı daima yanı başında, manevi bir kuvvet ve destek olarak bulur. Fikri çalışma çırakları ise, bu faydalardan ve böyle bir manevi destekten mahrumdur. Bunlar, zanaatta usta yerini tutması lazım gelenler, hocaları ile omuz omuza beraber çalışmazlar. Hocanın nasıl çalıştığını görmezler bile. Hoca ile yalnız yoklamalarda ve nihayet, imtihan masasında baş başa kalırlar. Ve o zaman ise, hocaları sorduğu şeylere cevap alamayınca, onlara sadece "Çalışmamışsın!" yahut "Öğrenmemişsin!" der ve geçer. Fakat nasıl çalışmak lazım geldiğini ve öğrenmenin usulünün ne olduğunu bu tecrübesiz çıraklar kendileri düşünüp keşfetmeye ve muhtaç oldukları manevi desteği kendilerinde arayıp bulmaya mecburdurlar. Bulamazlarsa yanar giderler. Bu yüzden heder olan gençlerin sayısını Allah bilir. Gençlerimizin bir çoğunun usanıp bezmesinin, cesaretinin kırılıp ruhi perişanlığa düşmesinin sebeplerinden biri ve belki başlıcası budur. Yani bir taraftan çalışıp öğrenmenin yolunu ve usulünü bilmemezlik, diğer taraftan da manevi destekten mahrumluktur. Eminim ki, bu boşluğu ve mahrumluğu bugün her genç duyuyor ve acısını çekiyor. Bunu bizler de duyduk ve çektik. Çünkü bizler de talebe olduk ve fikri hayatın çıraklığını yaptık.
erken kalkan yol alır
Fakat, dikkat et okuyucum! Öğrendiklerimle amel ettim ve ediyorum diyemem. İlim maalesef ameli müstelzim değildir. İnsan, mesela sigara ve içkinin sıhhat için ne kadar zararlı şeyler olduğunu bilir de bilgisiyle amel edip bu iptilalardan kolayca vazgeçemez. Zira ilmin kaynağı zekâ, amelinki ise iradedir. İrade terbiyesinin hakkiyle mahsul verebilmesi için ona erken başlamak lazımdır. İtiyatlar kökleştikten ve huylar iyice yerleştikten sonra bu terbiye gayet güçleşmekte ve mahsul vermek için bir Eyüp sabrı istemektedir.
Reklam
·
Reklamlar hakkında
26 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.28.6