Hep birlikte birkaç bin yıl ileri gidelim dostlarım! Daha o kadar çok sevinç ayrılmıştır ki insana, bunun kokusu bile gelmemektedir henüz günümüz insanına!
“Zavallı ruhların hava yerine düş soluyarak, tıpkı şekilsiz ağaçlar arasından ona doğru yüzercesine yaklaşan kül rengi, fantastik bir figür gibi amaçsızca oradan oraya dolaştığı, somut ama gerçek dışı yeni bir dünya.”
“Aramızda, neredeyse ölmeyi dilediğimiz o rüyasız gecelerin ya da dehşet ve biçimsiz mutluluklarla dolu gecelerin ardından daha güneş doğmadan uyanmamış olanımız yoktur herhalde. Böyle gecelerde beynin odacıklarından, gerçeğinden bile daha korkunç, sinsice pusuya yatmış bekleyen hayaletler sızar ve hastalıklı hayallerin musallat olduğu marazi zihinlerin sanatı olarak görülen Gotik sanata o bitmeyen zindeliğini veren bir yaşam gücünü beraberinde getirir. Böyle saatlerde titrek, beyaz parmaklar perdelerin arasından içeri süzülür. Hayali siyah nesneler, dilsiz gölgeler gelip odanın köşelerine yerleşir. Dışarıda, yaprakların arasında kuş kıpırtıları, işe giden insanların sesleri, tepelerden inip gelen ve sanki hem uyuyanları uyandırmaktan çekinen, hem de uykuyu mor mağarasından çekip almak istercesine sessiz evin etrafında gezinen rüzgârın iç çekişi ve hıçkırışı vardır. İnce, karanlık tül perdeler katman katman kalkar, nesneler esas renk ve biçimlerine kavuşur ve biz yeni doğan güneşin, dünyayı kadim deseninde yeniden yaratışına şahit oluruz. Soluk benizli, yorgun aynalar var olanı taklit etme görevlerine kaldıkları yerden devam eder. Sönmüş şamdanlar bıraktığımız yerde öylece durmaktadır; yanlarında incelediğimiz açık kitap, baloda yakamıza iliştirdiğimiz çiçek ya da okumaktan korktuğumuz –ya da aksine gereğinden fazla okuduğumuz– o mektup vardır. Bize hiçbir şey değişmemiş gibi gelir. Gecenin gerçekdışı gölgelerinin ardından alışkın olduğumuz gerçek yaşam çıkagelir. Kaldığımız yerden devam etmek zorundayızdır; bıkkınlık verici tektipleşmiş alışkanlıkların sürdürülebilmesi için gerekli çabayı devam ettirme zorunluluğu omuzlarımıza çöker. Bazen de bir sabah gözlerimizi, karanlıkta gönlümüze göre yeniden tasarlanmış bir dünyaya açmak için çılgınca bir istek duyarız; her
Sayfa 151 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu