"Kadınlara karşı her zaman anlayışlı davranmak gerektiğini ve fazla şey isteyince her şeyi yitirebileceğimizi bildiğim için, uzlaşmaya istekli görünmek istedim."
Bir keresinde yedi yargıç bile iki tarafı uzlaştıramamış, ama taraflar karşı karşıya gelince, birinin aklına "eğer" gelmiş. Yani şöyle, "eğer sen öyle dediysen, ben de böyle derim," gibi. Böylece el sıkışıp kardeşlik yemini etmişler. İşte bu "eğer" yok mu, en güzel arabulucu; "eğer" deyip de geçme.
Düşünür Arne Johan Vetlesen, araştırma komisyonlarının, savaştan sonraki uzlaştırma süreçlerinin zayıf noktası kurbanlardan beklenenin, saldırganlardan beklenenle aynı olmasıdır ve burada bir haksızlık söz konusudur der.
"Dünyada, uğruna ölebileceğin işleri bul ve zamanını, tüm yaşamını bunlara ver. Bu şekilde her gün, mümkün olduğunca fazla zamanını iç benliğinle bir uyum içinde geçirmiş olursun."