DİKKAT Fazlasıyla acı içerir!..
Unutursunuz. Hayat böyle. Zamanla her şey siliniyor. Anılar köreliyor, acılar diniyor. (syf:214)
Çok tuhaf bir yolculuktu; aşırı akıcı bir kitaptı evet soluksuz okudum evet ama diğer taraftan sanki binlerce kez yaşlandım binlerce hayat yaşadım...
Kitap, bir üçlemenin tek bir çatı altına toplanmasıyla oluşturulmuş ve gerçekten çok iyi düşünülmüş tek seferde okumama rağmen kendimle çok kavga ettim aynı kişiler mi? Neler oluyor? ne okudum ben şimdi gibi bir ton soruyla savaştım.
İlk kitap, savaş yüzünden anneaneleriye yaşamak zorunda kalan ikizlerle başlıyor. Onların kendilerini eğitmesiyle, ayrılmaz bir bütün oluşlarıyla, kendi başlarına ürettikleri çözümlerle, neyin doğru neyin yanlış olduğunu o zor koşullarda akla hayale sığmayacak şekilde öğreniyorlar.
Evet anlatılanlar kan dondurucu, bir insanın başına bu kadarı da gelemez dedirtecek şekilde ama kurgu olduğuna inanmıyorum ve bu yazılanların kurgu olduğunu düşünerek vicdanımı rahatlatamam çünkü gerçek.
Bir şok ile bitirdiğim ilk kitabın ardından gelen ikinci bölüm bende duygularımı kaybettiğim hissine kapıldım. Neler olduğunu idrak etmekte çok zolandım.
Her şey bir kabusmuş ve uyandım desem ne kadar da güzel olurdu demi.
Herkes rahat bir nefes alır ve rahat bir şekilde uyuyabilirdi.. Amaa sevgili Agota o güçlü kalemine daha da yükleniyor ve üçüncü bölüme bomba gibi bir giriş yapıyor..
Kırk yıl düşünsem böyle bir son olacağını tahmin dahi edemezdim. Kim kimdi, kime ne oldu her şeyin daha da çıkmaz sokak olduğu bir yerdeyiz arkadaşlar. Bir ara soy ağacı falan yapmayı düşündüm :) o derece yani..
Kitabı bitirmek kolay kısmıydı.. Peki ya yaşananlar... Onları hazmetmek ne kadar kolay olur inanın bilmiyorum... Son kitapta Klaus yaşadıklarını tarif edecek bir kelime bulamıyor çünkü