Puan vermedi·512 syf.··
2026 250. kitabı
Necip Fazıl Kısakürek, modern Türk şiirinin ve mistisizminin en güçlü, en ödünsüz ve sarsıcı kalemlerinden biri olarak, tüm şiir serüvenini, ruh dünyasını ve entelektüel çilesini bu anıt eserde bir araya getiriyor. *Çile*, şairin sadece şiirlerini topladığı bir kitap değil; aynı zamanda varoluşun, mutlak hakikatin, ölümün, yalnızlığın ve yaratıcının peşinde bir ömür boyu süren o devasa ruhsal azabın poetik bir belgesidir. Kitap; "Allah", "İnsan", "Ölüm", "Şehir", "Hece" gibi felsefi ve tematik bölümlere ayrılarak, insanın bu dünyadaki gurbetini ve içsel çalkantılarını muazzam bir akustik ve matematiksel kusursuzlukla işler. Necip Fazıl, kelimeleri adeta birer kor ateş gibi kullanarak, insanın karanlık dehlizlerinden mistik bir aydınlığa uzanan o sancılı yolu betimler. Şiirlerinde madde ile mana, akıl ile kalp, sonsuzluk ile hiçlik arasındaki o amansız kavga, Türkçenin en asil ve en sert tonlarıyla yankılanır. Kitabın sonunda yer alan "Poetika" bölümü ise, onun şiir hakkındaki derin teorik görüşlerini ortaya koyarak eseri zirveye taşır. *Çile*; sıradan bir şiir seçkisi olmanın çok ötesinde, entelektüel ve manevi bir buhranın içinden doğmuş, okurun zihnini ve kalbini adeta bir fırtına gibi sarsan, Türk edebiyatının en görkemli ve zamansız mistik başyapıtlarından biridir.
ÇileNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 202325,2bin okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2026 8. kitabı
Sinan Akyüz’ün İncir Kuşları beni çok etkilemişti. Piruze’nin de böyle içime dokunacak , acıklı , beni etkisinde bırakacağını düşünerek okudum ve yanılmadım. Birini sevmenin , insanın ona güvenmesi , inanması, kimsenin lafını dinlememesi ve en kötüsü de herkesin haklı çıkması Piruze’nin ise aşk uğruna bir şeyler yaşaması beni üzdü. İlk başlarda Piruze’ye kızmıştım Sevim teyzesinin ona gerçekleri anlatması sakince belki dinler diye düşündüm ama sevgi insanın gözünü kör ediyor maalesef. Bir annenin çocuklarından ayrı kalması, dayak yemesi, iftira atılması, aldatılması ve en kötüsü de babasının eskisi gibi olmaması arkasında durmaması çok kötü. Kimsesiz kalıp bi şekilde kendi ayaklarının üzerinde durması beni çok etkiledi. Çocuklarını görmek için Şam’a gidip de dayak yemesi, hapise atılması ve en acısıda bunlara rağmen çocuklarını görememesi beni çok üzdü. Her şeye rağmen ayakta durabilmesi ve yıllar yıllar sonra 20 yıl sonra oğlunu görmesi beni çok etkiledi. Diğer kitabını hemen okuyup puzzle tamamlamak istiyorum. Keyifli okumalar .
PiruzeSinan Akyüz · Alfa Yayınevi · 202013,2bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
5/10
··
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 21:04
Kitabın qadağan olduğunu, burdakı yüksək puanını görəndə həyəcanlandım, yaxşı birşey gəlir deyə. Amma kitab heç bir hissəsində gözlədiyimi verə bilmədi, hər dəfə bundan sonra olar bundan sora olar dedim ve sona çatdım. Sadə sözler, qısa cümlələr, sadə bir hekayə. Kitab sadəcə kiminsə ölümüylə təsir gücü yaratmağa çalışır, amma ölümlər də dramatiklikdən çox kor gözə barmaq kimi oxuyucuya təqdim edilir. Yeni, " buna da kədərlənmə görüm" deyir sanki yazar və hər dəfə daha kəskin birşey çıxardır. Mən bəyənmədim, amma sadə, adi, cansıxıcı birşey istəyənlər oxuya bilər.
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,4bin okunma
Kabuğun Altında Kalanlar
9/10
·141 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Rüveyda Şener'in ikinci kitabı Kabuğun altındaki. Edebiyat dünyasında Dilsizler Bandosu eseriyle ismini duyuran yazar, yeni kitabını bu güçlü kökler üzerinde büyütüyor. İnsanların da ağaçlar gibi tutunacak bir vatan aradığı, gövdesine kazınan isimlerle yaralandığı, her sonbahar kaybedip her bahar yeniden doğduğu gerçeğini Kabuğun Altındaki 16 güçlü öyküyle dillendiriyor. Zahmetsizce oluşturulduğunu düşündüren sağlam kurgular, bir yerlerden aşina olduğumuz karakterlerin inandırıcılığını artırıyor. Eseri okurken Türkçenin parıltısıyla gözlerimiz kamaşıyor. Usta bir şoför gibi kullandığı kelimeler hikayeye istikâmet kazandırıyor. Dileriz bu velud kalem uzun yıllar yazmaya devam eder. Kabuğun Altındaki her yara ölümcül olmayabilir, yaşamak için sadece fedakarlık yapmak gerek diyerek,16 öyküyü içine alan Kabuğun Altındaki kitabının ilk öyküsü olan Bir Adım Öne'ye geçiyoruz. "Soluk soluğa uyandığı nice uykunun celladı, rahat bir vicdanınsa yargıcı olmuştu." Gaflet anları, insanın boynuna yağlı bir urgan gibi geçer ve unutmaya çalıştığı her an, her köşebaşında insanı yakalar. Öyküde de yer tutucu gencin aklında sadece baklava desenli atkıyla yer tutan bir ölü vardır. Bir gün çıkıp gelir ve katiline hesap sorar. Yazarın paylaştığı epigraftaki gibi zaman ölüleri gömer ve ansızın önünüze atacağı anahtarı kendinde saklar. Kumda Aslan Pençeleri; grafoloji denilen el yazısı üzerinden kişilikleri okuma ilmine yönelik, şizofreni özelliği gösteren bir ruhun hezeyanlarını ele alıyor. Yazarın psikolojik danışman olması karakterin paranoid hayallerinin anlatımını güçlü kılarken çağımız insanına da ayna tutuyor. Diploma, kurs, eğitim, kamp, etkinlik peşinde koşan buna rağmen arzu ettiği yaşama kavuşamayan modern insan çıkmazlarına... Üstelik belgeler çoğalsa da elalemin ilk basamağı
Edebiyat
Kabuğun AltındakiRüveyda Şener · Şule Yayınları · 20259 okunma
Spoiler İçerir!
Puan vermedi·324 syf.·
2026 15. kitabı
Thomas Mann’ın bu öykü külliyatının kapağını kapattığımda masada kalan şey, alelade hikayeler değil; insanın bu sonlu dünyadaki o en büyük paradoksunun cerrahi bir titizlikle incelenmesidir. Öykülerin bütününde yükselen o ortak çığlık; toplumun, kuralların ve beklentilerin yarattığı parmaklıklar arasında uysallaştırılmaya çalışılan insanın, içindeki o kor gibi yanan vahşi arzularıyla verdiği hayatta kalma mücadelesidir. ​Thomas Mann, her bir öyküde insan ruhunun bir başka odasını ve o odanın nasıl birer zindana dönüştüğünü karakterleri üzerinden bize gösterir. Johannes Friedemann, dış dünyanın acımasızlığına karşı sanattan ve doğadan sahte bir kale inşa eden ama bastırdığı o devasa insani tutkuyla yüzleştiği an savunma mekanizmaları unufak olan bir adamdır. Onun trajedisi, toplumsal bir aşağılanma karşısında o yapay dengenin tamamen çökmesidir. Gardırop Hikâyesi’ndeki Albrecht Berlin ise modern dünyanın, zamanın ve toplumsal rollerin yarattığı boğuntudan kaçmak için düzeni temsil eden treni terk eden; gerçek dünyada bulamadığı lekesiz estetiği siyah bir gardırobun karanlığındaki masallarda arayan şizoid bir kaçışın temsilcisidir. Tristan öyküsündeki Detlev Spinell ise eylemsiz, ürkek ve kibirli bir elitizmi gösterir. O bir aşık değildir; kırılgan bir kadının trajik güzelliğini kendi zihinsel fantezisi için malzeme yapan bir estetik asalağıdır. Kadını ölüme kışkırtır ama hayatın o kaba, gürbüz gerçekliği karşısında arkasına bakmadan kaçacak kadar korkaktır. ​Külliyatın en olgun omurgasını oluşturan Tonio Kröger, ne tam bir burjuva ne de tam bir sanatçı olabilmiş, iki dünya arasında asılı kalmıştır. Sıradan insanların o saf, tasasız neşesini içten içe arzular ama zihni o toplumsal parmaklıkları bir kez gördüğü için o kalabalığa katılamaz. Yapabilecekken yapmamak onun
Seçme ÖykülerThomas Mann · Sabah Yayınları · 073 okunma
9/10
·144 syf.··
2026 33. kitabı
İkinci kitapla birlikte hikaye benim için bambaşka bir noktaya taşındı. İlk kitap beni tam anlamıyla etkileyememişti ama ikinci kitap beklentimi karşıladı. Seri inanılmaz akıcı, sayfalar su gibi akıp gitti. Lana’yı o kadar iyi anlıyor ve yaptıklarını o kadar haklı buluyorum ki… Logan ise tam bir green flag ama bir o kadar da kör. Gerçekler ortaya çıktığında vereceği tepkiyi çok merak ediyorum; oldukça sarsılacak gibi duruyor. Bu kitapta Lana’nın ne kadar ince bir çizgide yürüdüğünü daha net hissettim. Bir yandan her şey planladığı gibi ilerlerken, diğer yandan her an bir şeylerin ters gideceği hissi peşimi bırakmadı. O yüzden okurken sürekli diken üstündeydim. Bir de kitabın başından sonuna kadar içimde “Aralarında bir hain var ama kim?” hissi hiç kaybolmadı. Yine de ilk kitapta da söylediğim gibi, Lana’nın intikam sahnelerinin biraz daha detaylı işlenmesini isterdim. İntikam planının ardındaki duygusal yükü ve Lana’nın bununla nasıl başa çıktığını daha fazla görmek isterdim. Lindy’nin başına gelenler beni gerçekten üzdü. Yardım etmeye çalışırken mahvolan hayatlar… Lauren’in hikayesi ise yüreğimi burktu. Bunları okumak bile zorken, benzer şeylerin gerçek hayatta yaşanıyor olması çok daha sarsıcı. Lana, adaletin sağlanamadığı anlarda insanların içinde biriken öfkenin ve çaresizliğin sesi gibi. Kitabın sonunu tahmin etmiştim ve beklediğim gibi de oldu. Buna rağmen üçüncü kitap için aşırı sabırsızlanıyorum .
1000Kitap
Mindf*ck 2: SekteS. T. Abby · Artemis Yayınları · 202670 okunma