5/10
··
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 21:04
Kitabın qadağan olduğunu, burdakı yüksək puanını görəndə həyəcanlandım, yaxşı birşey gəlir deyə. Amma kitab heç bir hissəsində gözlədiyimi verə bilmədi, hər dəfə bundan sonra olar bundan sora olar dedim ve sona çatdım. Sadə sözler, qısa cümlələr, sadə bir hekayə. Kitab sadəcə kiminsə ölümüylə təsir gücü yaratmağa çalışır, amma ölümlər də dramatiklikdən çox kor gözə barmaq kimi oxuyucuya təqdim edilir. Yeni, " buna da kədərlənmə görüm" deyir sanki yazar və hər dəfə daha kəskin birşey çıxardır. Mən bəyənmədim, amma sadə, adi, cansıxıcı birşey istəyənlər oxuya bilər.
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,4bin okunma
Kabuğun Altında Kalanlar
9/10
·141 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Rüveyda Şener'in ikinci kitabı Kabuğun altındaki. Edebiyat dünyasında Dilsizler Bandosu eseriyle ismini duyuran yazar, yeni kitabını bu güçlü kökler üzerinde büyütüyor. İnsanların da ağaçlar gibi tutunacak bir vatan aradığı, gövdesine kazınan isimlerle yaralandığı, her sonbahar kaybedip her bahar yeniden doğduğu gerçeğini Kabuğun Altındaki 16 güçlü öyküyle dillendiriyor. Zahmetsizce oluşturulduğunu düşündüren sağlam kurgular, bir yerlerden aşina olduğumuz karakterlerin inandırıcılığını artırıyor. Eseri okurken Türkçenin parıltısıyla gözlerimiz kamaşıyor. Usta bir şoför gibi kullandığı kelimeler hikayeye istikâmet kazandırıyor. Dileriz bu velud kalem uzun yıllar yazmaya devam eder. Kabuğun Altındaki her yara ölümcül olmayabilir, yaşamak için sadece fedakarlık yapmak gerek diyerek,16 öyküyü içine alan Kabuğun Altındaki kitabının ilk öyküsü olan Bir Adım Öne'ye geçiyoruz. "Soluk soluğa uyandığı nice uykunun celladı, rahat bir vicdanınsa yargıcı olmuştu." Gaflet anları, insanın boynuna yağlı bir urgan gibi geçer ve unutmaya çalıştığı her an, her köşebaşında insanı yakalar. Öyküde de yer tutucu gencin aklında sadece baklava desenli atkıyla yer tutan bir ölü vardır. Bir gün çıkıp gelir ve katiline hesap sorar. Yazarın paylaştığı epigraftaki gibi zaman ölüleri gömer ve ansızın önünüze atacağı anahtarı kendinde saklar. Kumda Aslan Pençeleri; grafoloji denilen el yazısı üzerinden kişilikleri okuma ilmine yönelik, şizofreni özelliği gösteren bir ruhun hezeyanlarını ele alıyor. Yazarın psikolojik danışman olması karakterin paranoid hayallerinin anlatımını güçlü kılarken çağımız insanına da ayna tutuyor. Diploma, kurs, eğitim, kamp, etkinlik peşinde koşan buna rağmen arzu ettiği yaşama kavuşamayan modern insan çıkmazlarına... Üstelik belgeler çoğalsa da elalemin ilk basamağı
Edebiyat
Kabuğun AltındakiRüveyda Şener · Şule Yayınları · 20259 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Spoiler İçerir!
Puan vermedi·324 syf.·
2026 15. kitabı
Thomas Mann’ın bu öykü külliyatının kapağını kapattığımda masada kalan şey, alelade hikayeler değil; insanın bu sonlu dünyadaki o en büyük paradoksunun cerrahi bir titizlikle incelenmesidir. Öykülerin bütününde yükselen o ortak çığlık; toplumun, kuralların ve beklentilerin yarattığı parmaklıklar arasında uysallaştırılmaya çalışılan insanın, içindeki o kor gibi yanan vahşi arzularıyla verdiği hayatta kalma mücadelesidir. ​Thomas Mann, her bir öyküde insan ruhunun bir başka odasını ve o odanın nasıl birer zindana dönüştüğünü karakterleri üzerinden bize gösterir. Johannes Friedemann, dış dünyanın acımasızlığına karşı sanattan ve doğadan sahte bir kale inşa eden ama bastırdığı o devasa insani tutkuyla yüzleştiği an savunma mekanizmaları unufak olan bir adamdır. Onun trajedisi, toplumsal bir aşağılanma karşısında o yapay dengenin tamamen çökmesidir. Gardırop Hikâyesi’ndeki Albrecht Berlin ise modern dünyanın, zamanın ve toplumsal rollerin yarattığı boğuntudan kaçmak için düzeni temsil eden treni terk eden; gerçek dünyada bulamadığı lekesiz estetiği siyah bir gardırobun karanlığındaki masallarda arayan şizoid bir kaçışın temsilcisidir. Tristan öyküsündeki Detlev Spinell ise eylemsiz, ürkek ve kibirli bir elitizmi gösterir. O bir aşık değildir; kırılgan bir kadının trajik güzelliğini kendi zihinsel fantezisi için malzeme yapan bir estetik asalağıdır. Kadını ölüme kışkırtır ama hayatın o kaba, gürbüz gerçekliği karşısında arkasına bakmadan kaçacak kadar korkaktır. ​Külliyatın en olgun omurgasını oluşturan Tonio Kröger, ne tam bir burjuva ne de tam bir sanatçı olabilmiş, iki dünya arasında asılı kalmıştır. Sıradan insanların o saf, tasasız neşesini içten içe arzular ama zihni o toplumsal parmaklıkları bir kez gördüğü için o kalabalığa katılamaz. Yapabilecekken yapmamak onun
Seçme ÖykülerThomas Mann · Sabah Yayınları · 073 okunma
9/10
·144 syf.··
2026 33. kitabı
İkinci kitapla birlikte hikaye benim için bambaşka bir noktaya taşındı. İlk kitap beni tam anlamıyla etkileyememişti ama ikinci kitap beklentimi karşıladı. Seri inanılmaz akıcı, sayfalar su gibi akıp gitti. Lana’yı o kadar iyi anlıyor ve yaptıklarını o kadar haklı buluyorum ki… Logan ise tam bir green flag ama bir o kadar da kör. Gerçekler ortaya çıktığında vereceği tepkiyi çok merak ediyorum; oldukça sarsılacak gibi duruyor. Bu kitapta Lana’nın ne kadar ince bir çizgide yürüdüğünü daha net hissettim. Bir yandan her şey planladığı gibi ilerlerken, diğer yandan her an bir şeylerin ters gideceği hissi peşimi bırakmadı. O yüzden okurken sürekli diken üstündeydim. Bir de kitabın başından sonuna kadar içimde “Aralarında bir hain var ama kim?” hissi hiç kaybolmadı. Yine de ilk kitapta da söylediğim gibi, Lana’nın intikam sahnelerinin biraz daha detaylı işlenmesini isterdim. İntikam planının ardındaki duygusal yükü ve Lana’nın bununla nasıl başa çıktığını daha fazla görmek isterdim. Lindy’nin başına gelenler beni gerçekten üzdü. Yardım etmeye çalışırken mahvolan hayatlar… Lauren’in hikayesi ise yüreğimi burktu. Bunları okumak bile zorken, benzer şeylerin gerçek hayatta yaşanıyor olması çok daha sarsıcı. Lana, adaletin sağlanamadığı anlarda insanların içinde biriken öfkenin ve çaresizliğin sesi gibi. Kitabın sonunu tahmin etmiştim ve beklediğim gibi de oldu. Buna rağmen üçüncü kitap için aşırı sabırsızlanıyorum .
1000Kitap
Mindf*ck 2: SekteS. T. Abby · Artemis Yayınları · 202670 okunma
Puanım: 9.5 / 10
9/10
·189 syf.··
2026 48. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 10:17
Han Kang’ın Nobel ödülünü ne kadar hak ettiğini, insanın içine işleyen o benzersiz ve sarsıcı diliyle bir kez daha kanıtlayan, kısa ama aslında devasa bir roman bitirdim. Çocuk Geliyor, 1980 yılında Güney Kore’deki Gwangju öğrenci katliamının o kapkara gölgesinde, insan vahşetinin ve o vahşetin geride bıraktığı travmaların anatomisini çıkarıyor. Hikaye, katliamın tam ortasında arkadaşını kaybeden ve cesetlerin toplandığı salonda gönüllü olarak çalışan küçük Dong-ho’nun etrafında dönüyor. Han Kang, bu acıyı tek bir ağızdan değil; ölenlerin ruhlarından, geride kalan yaslı annelerden, işkence tezgahlarından geçmiş hayatta kalanlardan ve sansüre uğrayan editörlerden dinletiyor bize. Yazarın o vahşeti kör göze parmak bir ajitasyonla değil, adeta bir ağıt gibi, o kadar naif ve şiirsel anlatması acıyı daha da katlanılmaz kılıyor. Kitap boyunca "İnsan nedir? İnsanın vahşetinin bir sınırı var mıdır?" soruları zihninizde dönüp duruyor. Okurken boğazınız düğümleniyor, bazı sayfalarda nefes almakta zorlanıyorsunuz ama o edebi zarafet sizi bir şekilde kitabın sonuna kadar götürüyor. Kuru bir tarihi roman ya da siyasi bir metin değil bu; insan ruhunun, vicdanının ve asla unutulmaması gereken bir toplumsal hafızanın çığlığı. Kesinlikle her satırıyla sarsan, tortusu çok ağır ama bir o kadar da muazzam bir şaheser. "Sen öldükten sonra cenazeni kaldıramadım, bu yüzden hayatım bir cenaze törenine dönüştü."
1000Kitap
Çocuk GeliyorHan Kang · April Yayıncılık · 20242,126 okunma
Puan vermedi·95 syf.··
2025 13. kitabı
Kör baykuş hikayeden ziyade bir iç hesaplaşma deneyimi gibi sizde zihninizin en karanlık köşesinde bir yolculuğa çıkmak, varoluşun en çıprak acısı ile yüzleşmek istiyorsanız iyi bir tecrübe olabilir.
İnceleme
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,6bin okunma