Diğer incelememde olduğu gibi bu incelememe de yazara PDF'ler için teşekkür ederek başlamak istiyorum. Okumak, yazmak, anlamak ve anlaşılmak bağlamında okurlara sağladığı kolaylık ve nezaket için bütün okurlar adına teşekkür ederim.
Mektuplar...
Sahipsiz mektuplar...
Sahibi olup da ulaşamayan mektuplar...
Sahibini tanımayan belki de bulamayan mektuplar...
Belki de sahibine kavuşan ama bizlerin bihaber olduğu mektuplar...
Bu mektuplar belki yazarın kendi iç dünyasının bi yansıması belki de başka bi kitabındaki kurgu karakterinin kaleminden tezahür eden nüanslar...bilemiyorum...
Sarhoşluk kelimesi yer alsaydı lügatimde, mektup sarhoşluğu yaşadığımı belirterek başlamak isterdim incelememe...
(Zira, okurken bir mektuptan diğerine koşaradım ilerledim. Zamana yaymayı tercih edebilirdim ama kitabı okuyup da bitirmek için sabırsızlıkla bekledim.)
Bu kelimenin(sarhoşluk) yerine mektup zehirlenmesi yaşadım diyesim geldi...o da çok ağır gelirdi...vazgeçtim... (Zira, bu eserin hakikatine haksızlık, okumak heyecanımı incitici olurdu.)
Bir mektuptan diğerine koşarken, e-kitap/pdf okumanın dezavantajları ile karşı karşıya geldim. Ekran süremi azaltmaya çalışırken, başımı telefondan kaldıramadım. Basımı yapılmış bi kitap olsaydı, kitapla daha derin bağ kurabilirdim. Ama olsun, okumak yolunun dikenine de gülüne de eyvallah.
İncelemeye gelecek olursak... Kimlerin hayatında mektuplar var ve ne kadar yer kaplıyor bilmiyorum. Ama mektupseverlerin gönlüne dokunacağını düşünüyorum. Buradaki karakterin, kendi içsel yolculuğunu yaşayan ve bulanlar arayanlardır minvalince kendini arayan ve bulmaya niyet ve gayret eden biri olduğu muhakkak... Yolu mübarek olsun.
Diğer incelemem ile karşılaştıracak olursam, burada beni huzursuz eden bi nüans ile karşılaşmadım. İçime daha çok sinen bi
bitti belki ama aksine yeni yaşanmaya başlıyor olduğunu düşünüyorum. hayatıma yeni başlık şükrü erbaş'tan geldi. durmadan tekrarlıyorum "sevgileriniz ayaküstü, ilgileriniz koşaradım".
Bütün Şiirleri 1Şükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202511,5bin okunma
Ben şiir yazmazsam
Yitirir dilini içimdeki çocuk
Dünya mahzun olur
Çıkarır giysilerini sözün teninden
İmge denen o esrarlı konuk (s.53).
İnsan Şükrü Erbaş'ın şiirlerini okudukça hayal ile gerçekliğin buluştuğu bir dünyada yüzer mi? Bir ömür boyu içinde taşıdığı çocukluğuna gidip gelir mi? Gökkubbe altında yaşananları duydukça yüreği acır, ruhu paramparça olur mu?
Onun şiirlerini her okuduğunda insan öfkelenir mi? Dostluğun, arkadaşlığın, aşkın, özlemin, umudun, acının, hüznün, yalnızlığın, ölümün kıyılarında dolaşır mı? İnsan bir yandan hayatın anlamını sorgularken, bir yandan da acısıyla tatlısıyla yaşamın her anına şükreder mi?
Evet, insan Şükrü Erbaş'ın şiirlerini her okuduğunda bu duyguların hepsini aynı anda yaşayabiliyor. Şiirlerinin herbir mısrasında kendini gördüğü anlam yüklü kelime bulutlarıyla karşılaşabiliyor. Nitekim o, kelimeleri öylesine ince, öylesine zarif kullanıyor ki okurken yüreğiniz dinleniyor, ruhunuz hafifliyor.
İyi ki yazmışsın Şükrü Erbaş. İyi ki kelimeleri ve biz okuyucularını mahzun bırakmamışsın. İyi ki içindeki çocuğu konuşturmuş ve anlam yüklü kelimeleri bizimle buluşturmuşsun. Sözün teninden giysilerini çıkaran kelimelerinle coşup sağanak sağanak kalplerimize yağmışsın...
İyi ki yazdığın herbir kelime ve mısrada şiirin şifa olduğunu bize göstermişsin. "Şiirin onu yazana değil, ona ihtiyacı olana ait olduğunu"¹ kulağımıza fısıldamışsın. "Yaşamak ağrısı" çektiğimiz şu dünyada bize bazen bir nefes, bazen bir liman olmuşsun. Kapanmayan yaralarımıza bazen ağrı kesici, bazen merhem olmuşsun...
Özcesi, Şükrü Erbaş'ın okurken insanın kalbini ve ruhunu sarıp sarmalayan " Bütün Şiirleri 1"ni tüm okurlara içtenlikle öneriyorum. İncelememe onun;
Koşaradım tükeniyorsunuz insan kardeşlerim
Koşardım
Duymadan bir gün olsun dünyayı iliklerinizde...(s.58)²
Gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim
Ne bir ortak sevinciniz kaldı sizi çoğaltacak
Ne bir içten dostunuz var acınızı alacak
Unuttunuz nicedir paylaşmanın mutluluğunu;
Toprağı rüzgârı denizi göğü
O her zaman bir insanla anlamlı
Tükenmez bir hazine gibi kendini sunan doğayı
Unuttunuz, gömülüp günlük çıkarların
Ve ucuz korkuların kör kuyularına
Daraldıkça daraldı dünyaya açılan pencereniz.
Fırlayıp ilk ışıklarıyla günün dağınık yataklardan
Koşaradım gidiyorsunuz işinize değişmeyen yollardan
Kurulmuş saatler gibi günboyu çalışıp tekdüze
Uzayan gölgelerle koşaradım dönüyorsunuz evinize.
Ne kadar uzaksa bir felaket sizden o kadar mutlusunuz
Unuttunuz başkalarının acısını duymayı
Küçük çıkarların büyük kurnazları
Alışverişe döndü tüm ilişkileriniz, hesaplı, planlı
Sevgileriniz ayaküstü, ilgileriniz koşaradım
Unuttunuz konuşmayı kendinizi vererek
Düşünmeden bir başka şeyi, içten yalın dürüst
Dışa vurmayı duygularınızı
Unuttunuz, neydi bir ince söze yakışan en güzel davranış.
Gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim -Ki bu en büyük kötülüktür size-
Yıkanmıyor bir kez olsun yüreğiniz yağmurlarla
Denizler boşuna devinip duruyor bir çarşaf gibi
Gerip ufkunuza mavisini, çiçekler her bahar
Uyanışın türküsünü söylüyor da görmüyorsunuz.
Herkese merhaba
Bu kitapta Şükrü Erbaş'ın ilk şiirlerini okuyoruz
Bu kitaba bayıldım. Normalde şairin 4 ayrı kitap olarak yayımlanmış. Yayınevinin değişmesi ile bu kitaplar tek bir kitapta toplanmış. Ayrı bölümler haline gelmişler. İsimleri;Küçük Acılar,Aykırı Yaşamak,Yolculuk,Kimliksiz Değişim şiirlerinde aşk, sevgi, ölüm, özlem, yalnızlık, sistem eleştirisi, toplumsal sorunlar,çocuk gibi birçok konuya yer vermiştir. Hepsi bir aradaydı beni hiç rahatsız etmedi. Dili sade kitap akıcıydı. Şairi tanımak istiyorsanız bu kitapla tanışabilir. Altını çizdiğim şiir sayısı fazla ama bir şiirini çok sevdim tam günümüz insan ilişkisine değinmiş argo kelime kullanmadan eleştiri yapılıyormuş. En sevdiğim şiiri Koşaradım
Şairi tanımak istiyorsanız ve şairi seviyorsanız bu kitabı okuyabilirsiniz
Bütün Şiirleri 1Şükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202511,5bin okunma
》Eşinden Ömür Hanım diye bahsettiğini duyduğum günden beri ilgimi çeken bir şair Şükrü Erbaş. Tek tek bir sürü şiirini okusam da kitap olarak bir türlü okumaya fırsat bulamamıştım. Zamanı gelmişti.
》Kendisi sağlam kalemlerimizden biri olmasının yanında eşi Hatice Hanım'a duyduğu büyük aşkla da romantiklerin gözbebeklerinden. Harflerden binlerce Hatice yaratmak olarak tanımlıyor şiir yazmayı. Hatice Hanım gibi sevilmek kimbilir ne güzeldir...
》Normalde 4 ayrı kitap olarak yayımlanmış. Yayınevinin değişmesi ile bu kitaplar tek bir kitapta toplanmış. Sanki ayrı bölümler haline gelmişler. İsimleri:
Küçük Acılar
Aykırı Yaşamak
Yolculuk
Kimliksiz Değişim
》Şair şiirlerinde aşk, sevgi, ölüm, özlem, yalnızlık, sistem eleştirisi, toplumsal sorunlar gibi birçok konuya yer vermiş. Betimlemeleri kimi yerlerde karmaşık olsa da bana çok sempatik geldi. Bazen okurken acaba ne demek istiyor dediğim yerler de olmadı değil. Ama her insanın kendini bulacağı bir şiir var bu kitabın içinde. Benim de vardı bir sürü ve bu sevdiğim alıntılarla da incelememi bitiriyorum:
Dilimden düşürmediğim bir şarkı gibi
Sen ol sesimin konak yerlerinde
Yeter...
Aklı yüreğinden utana utana
-Yaşasa bile insan-
Yaşamanın bir anlamı kalır mı?
Güven içinde olduğumu bilmem hiç
Sevildiğimi, önem verildiğimi
Benim başkalarını aradığım gibi
Arandığımı bilmem...
Kimselerin vakit ayırmadığı biriyim
Biliyorum.
Sıradan bir alışkanlık, körleşmiş
Bir küçücük ayrıntıyım
Biliyorum.