Puan vermedi
Tarihin tozlu raflarına saklanmış bir kahramanın hikayesini okumak istersen senin için bu kitabı okudum... Her köşesinde bir kahraman yatan aziz vatanımda böyle unutulmuş o kadar çok hikaye var ki... Hamit Çavuş onlardan bir tanesi... Gözünü kırpmadan cepheden cepheye dolaşmış, esir düşmüş kaçmış yine birliğine gidip savaşmaya devam etmiş. Sevdiğini arkada gözü yaşlı bırakan yiğit mert delikanlıların hepsi ülkenin her karışını kanlarıyla sulamış. Ne bir pişmanlık ne bir umutsuzluk. Açlığa, susuzluga esir kaldıklarında turlu işkencelere maruz kalsalar da bu vatanın tek bir karışından vazgecmemişler! Türk Damarı bu vazgeçmeyişin, inadın adını almış... Damarlarımızdaki kan ne Ermeni ne Rus ne de bir Yunan egemenliğine boyun eğmemiş... İsmet Paşa'nın elinden madalyayı alırken aklına köyü, sevdiği Vesilesi gelmiş Hamit çavuşun o ana kadar en büyük sevdası vatan aşkıydı. ''Oysa ki herkes kendi sevdasında bir kahramandı." Hasret gittiği Vesilesine bir daha sarılamadı. Onun yokluğuna dayanamayıp hasta olmuştu Mezarında ağlarken bir dervişle karşılaştı Hamit çavuş yüreğini soğutacak o cümleyi derviştwn duydu. "Hayat hesapla değil nasiple yaşanır." Tüyleri diken diken eden, okurken bir kez daha milli şuurla dolduran bir okumaydı. Kaleminize sağlık
Türk DamarıAlim Serkan Cesur · İkinci Adam Yayınları · 20269 okunma
10/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 232. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 15:41
Bu büyük kalabalığın içinde, paradoksal biçimde derin bir yalnızlık yaşıyoruz. Hepimiz birbirimize bu kadar "bağlıyken" hiç olmadığı kadar kopuk hissediyoruz. İşte bu yüzden ilişkilerden konuşmak bugün her zamankinden daha hayati. Çünkü dijital gürültünün ortasında hâlâ bizi hayata bağlayan, iyileştiren, güçlendiren şey; birinin gözlerimizin içine bakarak “Seni anlıyorum" demesi. Bir yandan ülke olarak büyük travmaların, şiddetin, kadın cinayetlerinin, ekonomik zorlukların ve umutsuzluğun içinden geçiyoruz. Diğer yandan dizilerde, kitaplarda, sosyal medyada psikiyatri ve psikoloji hiç olmadığı kadar popüler. “Terapi", "farkındalık", “iyi hisset", "anda kal" gibi kelimeler hayatımızın her köşesinde dolaşıyor. Psikiyatriye artan ilgiyi konuşurken, Gülseren Hanım bir yerde şöyle diyor: “Bu çağda insanların içini en çok acıtan şeylere çareyi psikiyatri bilimi arıyor." Bu kitap ne sadece bir "ünlü psikiyatrist portresi" ne de sadece teorik bir psikoloji kitabı. Evet, bir portre var; çünkü bu söyleşide Gülseren Budayıcıoğlu'nun çocukluğunu, gençliğini, meslek seçimlerini, Görünmeyen Kadınlar'ın nasıl ortaya çıktığını, Irvin Yalom'dan nasıl ilham aldığını, yazarlığa nasıl adım attığını, eleştirilerle nasıl baş ettiğini de dinliyoruz. Ama tüm bunlar, asıl meselemiz olan "insan ve ilişkiler" in etrafında dönüyor.
Hayata Dair
Anlaşılmak ŞifadırGülseren Budayıcıoğlu · Doğan Kitap · 202630 okunma
Reklam
Puan vermedi·72 syf.··
2026 68. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 14:21
Herkese merhabalar Bugün sizlere kalemini çok sevdiğim STEFAN ZWEİG kaleminden çıkmış #unutulmuşdüşler kitabı ile geldim.. Başka bir yayınevinden başka bir isimle okumuşum daha önce bu kitabı ama Kitabımız iki öyküden oluşuyor. .... Stefan Zweig yine birkaç sayfalık bir hikâyenin içine koca bir insanlık hâlini sığdırmış. Unutulmuş Düşler, sadece yarım kalmış bir aşkın değil; zamanında cesaret edemediğimiz seçimlerin, susturduğumuz duyguların ve “ya öyle olsaydı?” diye içimizde büyüttüğümüz ihtimallerin hikâyesi. Bazen hayat bize güvenli olanı seçtirir; mantığı, düzeni, alışılmış olanı… Ama kalbimizin bir köşesinde hep başka bir hayatın, başka bir kararın, başka bir “biz”in sesi kalır. Zweig, bir insanın yıllar sonra geçmişiyle karşılaşmasını anlatırken aslında hepimize şu soruyu sorduruyor: Gerçekten istediğimiz hayatı mı yaşıyoruz, yoksa bize uygun görülen hayatı mı? Kitabı okurken karakterlerin pişmanlıklarına değil, insanın kendi içinde sakladığı cesaretsizliğe dokunuyoruz. Çünkü bazen kaybettiğimiz şey bir insan değil; yaşayamadığımız bir ihtimal oluyor... Kitaplarla kalın canım arkadaşlarım #reklamdegil #leylanınkitapları
Unutulmuş DüşlerStefan Zweig · Puslu Yayıncılık · 20191,299 okunma
Ela Gözlü Pars Celile
8/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 20:49
Osmanlı’nın son demleri, Cumhuriyetin ilk yılları.. Nazım Hikmet’in annesi, Osmanlı’nın ilk kadın nü ressamı olan Celile Uğuraldım’ın biyografisini sunan bir Osman Balcıgil romanı. Dönemin siyasi olayları, milli mücadelesi bunun yanı sıra hayal kırıklıklarıyla son bulan aşklar.. Kitaba başlayınca o dönemin içine çekildiğinizi hissettiren anlatımı, Yahya Kemal, Halide Edip, Yakup Kadri ve bir çok isimle karşılacağınız, Nazım’ın zorlu geçen dönemlerine karşılık her daim arkasında duran ve savaşan annesi Celile.. Acaba ne olacak derken sonunda kitabın bittiğini farkedeceğiniz bir kitap. Ela gözlü pars Celile, her zaman aklımın bir köşesinde kalacaksın. Osman Balcıgil
1000Kitap
CelileOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20166,8bin okunma
Nükte ve Hiciv Üzerine
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 14:54
Kalender Arslan – Gedikteki Taşlar Adından da anlaşılacağı gibi, "lafı gediğine koymak" deyiminin en güzel örneklerini bir araya getiren, nükte ve hiciv dolu harika bir eser. Kitapta; • Şair Eşref • Namık Kemal • Ruhsatî • Mehmet Âkif Ersoy • Ahmet Haşim • Aziz Nesin ve daha birçok önemli ismin zekâ dolu sözleri, nükteleri ve hiciv örnekleri yer alıyor. Okurken hem düşündüren hem de bol bol tebessüm ettiren bir kitap oldu benim için. 144 sayfadan oluşan eser, elinize aldığınızda kısa sürede bitirmek isteyeceğiniz kadar akıcı. Tavsiye üzerine almıştım. Şimdi ise kitaplığımın en özel köşesinde yerini aldı. Nükteyi, hicvi ve edebiyatın ince zekâsını seven herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. #Kitap #KitapTavsiyesi #KalenderArslan #GediktekiTaşlar #OkudumBitti #Kitapsever #Edebiyat #Hiciv #Nükte
1000Kitap
Gedikteki TaşlarKalender Arslan · Su Yayınevi · 20261 okunma
10/10
·102 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
Herkese merhaba Bugün sizlere benim gibi öykü okumayı sevenler için şahane bir tavsiye ile geldim. Ben her zaman söylerim, bazı kitapların ruhu vardır diye, sayfaları çevirdikçe karakterlerin hikayeleri sarıp sarmalar okuru ve her bir satırda kendimizden bir parça buluruz, bazen karşımıza çıkan bir cümle ile hem hayatı hemde kendimizi sorgularken, bazen de gün yüzüne çıkmasını istemediğimiz duyguları kimse görmesin diye bir maskenin ardına saklayıp hiç olmamış gibi gösterirken, hayatımız boyunca bizi etkisi altına alan olaylar ile yüzleşip sessiz bir kabullenişe geçtiğimiz zamanların acımasız hissini hatırlarız yeniden. Bulutuyla dolaşan kadın içinde birbirinden güzel ve etkileyici on dört tane öykünün olduğu çok güzel bir eser. Öykülerin hepsi çok kıymetli ama benim favorilerim Erguvan zamanı, İri bir sinopsis"uzaklarda", Maske, kitaba ismini veren Bulutuyla dolaşan kadın ve Kız saçı öyküsü oldu çünkü, Kız saçı öyküsünde karakterimiz dolabın bir köşesinde anneannesinin bir bezin içinde sakladığı saç örgüsünü bulunca geçmişine yaptığı yolculuğu ve saç örmenin hatta saçı uzatmanın ve kesmenin ne anlama geldiğini anlatıyor. Bu güzel eseri herkesin okumasını tavsiye ederim, ben yazarın diğer eserlerini de en kısa zamanda temin edip okuyacağım
Bulutuyla Dolaşan KadınMuazzez Çörtelek · Yitik Ülke Yayınları · 202511 okunma
Reklam
Reklam