Dünyanın bir köşesinde bir ihtilal olur, üç beş adam bir inanç adına hayatlarını tehlikeye atarlar, bir düzeni değiştirirler, yıkılmaz sanılanı bir anda yerle bir ederler, ardından dünyanın binlerce rahat koltuğunda, binlerce rahat insan bunun üstüne geviş getirirler. Eleştirirler, överler, ahkam keserler.
"Akıllı bir insan için hiçbir yer yabancı değildir; o, dünyanın her köşesinde kendine ait bir şeyler bulmayı ve nerede olursa olsun yaşamayı bilir."
(Bölüm: Vicdan Özgürlüğü, Sayfa 223)
Ama bu hayal gücünü ateşleyen bir şey değildi. Önemli olan bir kaçış olasılığıydı, bu acımasız törenin dışına doğru bir sıçrayıştı, umudun bütün şanslarını sunan çılgın bir koşuydu. Umut, nefes nefese koşarken bir sokağın köşesinde, arkadan yetişen bir kurşunla vurulmaktı elbette.