Vâbisa bin Ma’bed radıyallâhü anh şöyle anlattı:
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem’in meclisine gelmiştim. İyiye ve kötüye dâir her ne varsa sual ederek mâhiyetini anlamak istiyordum.
Ashâb-ı Kirâm’dan bir topluluk, Resûlullâh’ın huzûrunda oturmaktaydı. İnsanları yararak Resûlullah sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimizin yanına ulaşmaya çalıştım.
Oradakiler bana, “Resûlullâh’ı meşgul etme!” diye çıkıştılar.
Ben ise “Müsaade edin de Resûlullâh’a yaklaşayım, şu dünyada bana en sevgili şey, ona yakın olmaktır.” diyordum.
Fahr-i Âlem sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimiz, bunu işittiler ve “Yaklaş ey Vâbisa!” buyurdular.
Ben de Resûlullâh’ın huzûruna yaklaştım, hattâ o kadar yaklaştım ki dizlerim, dizlerine temas ediyordu.
Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, “Öğrenmek için geldiğin şeyi sana haber vereyim mi, yoksa kendin mi sormak istersin?” buyurdular.
“Siz bana haber veriniz yâ Resûlallah!” dedim.
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem: “İyi ve kötü nedir, bunu sual etmeye geldin.” buyurdular.
“Evet.” dedim.
Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, parmaklarını bitiştirip mübarek elleriyle hafifçe sadrıma vurarak buyurdular ki:
“Ey Vâbisa! Karşılaştığın bir hâlin hükmünü kalbine sor. İyi olan şey, kalbinin ve nefsinin (vicdanının) ondan dolayı aslâ ızdırap ve rahatsızlık duymamasıdır. Kötü ve vebâli olan şey ise vicdanını dâimâ rahatsız eder, kalbini karıştırır. İnsanlar bir şey hakkında sana, ‘Bunda mahzur yoktur.’ deseler bile, sen o şey hakkında, sana dediğim gibi hareket edersin.”
İSİMLERİMİZ: Erkek: Yahya, Kız: Büşra
29 Haziran 2026
Fazilet Takvimi