genç ve kusursuz kalırken ruhunun giderek çürümesi...
10/10
·
Beğendi
Merhabalar Kitapsevenherkes ailesi Bugün sizlere okuduktan sonra uzun süre etkisinden çıkamadığım bir kitaptan bahsetmek istiyorum: Dorian Gray'in Portresi. Bu kitap benim için yalnızca bir roman değil, insan ruhunun karanlık ve aydınlık yanlarını sorgulatan güçlü bir eser oldu. Oscar Wilde, güzellik, gençlik, haz, vicdan ve ahlak kavramlarını öyle etkileyici bir şekilde işliyor ki okurken sadece Dorian Gray'in hikâyesini takip etmiyor, aynı zamanda insan doğası üzerine de düşünmeye başlıyorsunuz. Kitap boyunca beni en çok etkileyen nokta, kötülüğün insanın içine sonradan yerleşen bir şey olarak değil, zaten var olan karanlık tarafın ortaya çıkışı şeklinde anlatılmasıydı. Dorian başlangıçta oldukça masum görünse de yaptığı seçimlerle yavaş yavaş ruhunu tüketiyor. Bu yönüyle eser bana, her insanın içinde iyilik kadar kötülük potansiyelinin de bulunduğunu ve bizi biz yapan şeyin seçimlerimiz olduğunu düşündürdü. Romanın en dikkat çekici karakterlerinden biri olan Lord Henry ise beni hem düşündürdü hem de zaman zaman oldukça sinirlendirdi. Özellikle kadınlar hakkındaki görüşleri ve yaptığı genellemeler günümüz okuru için oldukça rahatsız edici. Ancak karakteri sadece kendi düşünceleriyle değerlendirmemek gerektiğini düşünüyorum. Lord Henry'nin birçok söylemi aslında dönemin erkek egemen toplum yapısının ve kadınlara bakış açısının bir yansıması gibi duruyor. Bu nedenle karaktere kızarken bir yandan da dönemin zihniyetini de görmüş oluyoruz. Kitapla ilgili beni şaşırtan bir diğer nokta ise yayınlanma hikâyesiydi. Romanın ilk yayımlanan hâli dönemin ahlak anlayışına aykırı bulunduğu için sansüre uğramış. İlk baskıda yer alan yaklaşık 500 kelimelik bölüm çıkarılmış ve bazı ifadeler değiştirilmiş. Özellikle Dorian ile Basil arasındaki ilişkinin duygusal boyutunu
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201899,3bin okunma
10/10
·1025 syf.··
2026 2. kitabı
Karamazov Kardeşler Dostoyevski'nin ustalık eseri. Esas olarak Fyodor Pavloviç'in öldürülmesini, öldürülmeye giden süreci ve sonrasını işliyor. Gerçekçiliği dibine kadar hissediyorsunuz. Olaylar, karakterler ilmek ilmek işleniyor. Yan karakterler bile derinlemesine irdeleniyor. Hikayeler birbirine kenetlenip ana hikayeye bağlanıyor. Kitapta dine, ahlaka dair sorgulamalar fazlasıyla mevcut ve kitap bu konularda oldukça doyurucu. Ivan'ın isyanı, engizisyon hikayesi, Alyoşa'nın Staretz'in ölümü sonrası yaşadığı hayal kırıklığı ve dönüşümü, Alyoşa yüzbaş Snigrev konuşması ve başka çarpıcı hikayeler mevcut kitapta. Ben Fyodor Pavloviç ve Rakitin dışında bütün karakterleri sevdim aslında. En sevdiğim karakter Alyoşa. İnsanlara yaklaşımı yargılamayışı, iyi hassas kalpli oluşu çok yüce geldi. Bence manastıra inanmaktan ziyade dünyadaki kötülük , çirkinlik ve ahlaksızlıktan kaçmak için sığındı ve staretze olan hayranlığı ve kilisenin Alyoşa'ya annesini hatırlatması bunda etkili oldu. Dimitri cesaret ve tutkuyu Ivan akılcılığı Alyoşa ise maneviyatı simgeliyor. Kıskançlığın insanı ne kadar kötü durumlara düşürdüğünü Dimitriden anlıyoruz. Dimitri'nin sorgulanması, mahkeme süreçleri çok gerçekçi ve müthişti. Sanki gerçek bir sorgu ve mahkeme gibiydi. Beni en çok etkileyen kısım Yüzbaşı Snigrev ve oğlunun hikayesi, birbirlerine sevgileri, oğlunun babasını sonuna kadar savunması, baba oğulun diz çöküp ağlaşmaları, birbirlerine destek olmaları. Fakir Snigrev bize babalığın aslında babalığınparayla, maddiyatla olmadığını yüzümüze tokat gibi çarpıyor. Kitabın mesajını aslında Alyoşa son sayfalarda söylüyor. "Şunu bilin ki hayatımızda en yüce, en güçlü ve faydalı dayanağımız ana baba evinden kalma hatıralarımızdır. Size sık sık terbiyenizden söz
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,4bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kendi yarattığı kötülükleri kovalamak isteyenlere
8/10
·272 syf.··
2026 1. kitabı
Korku,gerilim beklerken dram,kovalamaca ve sorgulamayla geçen bir kitap. İyilik-kötülük arasında düşünürken kime ve neye üzüleceğinizi şaşırıyorsunuz. Mary Shelley Frankenstein ya da Modern Prometheus Aynı isimle çekilmiş bütün filmlerden güzel diyebilirim. Kesinlikle okunması gereken klasiklerden...
Duygu ve Düşünce
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202021,8bin okunma
Puan vermedi·303 syf.··
Beğendi
·
2026 60. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:30
Selam. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Albert Camus “Veba” oldu. Yazardan bugüne kadar okuduğum en akıcı ve özümsemesi en rahat romandı. Cezayir'in Oran kasabasında bir hastalık salgını baş gösterir. Fare leşleri kasabanın sokaklarında rastlanır. Bir zaman sonra leşlerin çoğalmasıyla insanların korkusu ve huzursuzluğu artmaya başlar. Ve anlaşılır ki kasaba halkı bir veba salgınıyla karşı karşıyadır. Şehrin karantinaya alınmasıyla insanlar, bir yandan salgınla boğuşma bir yandan sevdiklerini görememe hatta cenazelerine bile katılamama, ölüm korkusu sarar. Camus, romanda “umutsuzluğa kapılma”yı değil, ölümün her an gelebileceğine birlik ve beraberlikle umudu yeşerterek yaşamdan vazgeçmemeye dikkat çeker. Geçmiş çağlarda bu salgınlar yaşandı elbet ama yakın tarihimizde evet koronavirüs salgını bizlerinde ne yazık ki tecrübe ettiği, karantina altına girdiğimiz zamanları hatırlattı bana. Okurken o sıkışmışlığı hissetmek, hem psikolojik hem ekonomik buhranları, endişe dolu anları tekrar anımsamak acıttı. #kitapalıntıları &Bir savaş patladığında insanlar, “uzun sürmez bu, çok aptalca!” derler. Ve kuşkusuz bir savaş çok aptalcadır, ancak bu onun uzun sürmesini engellemez. &Felaket insana yakışmaz, onun için felaket gerçekdışıdır, geçip gidecek kötü bir rüyadır, denir. Ancak her zaman da geçip gitmez... &Kendilerini özgür sanıyorlardı, oysa felaketler oldukça kimse asla özgür olmayacak. &Evet sürekli olarak içimizde taşıdığımız o boşluk, o belirgin heyecan, mantıksızca geriye dönme ya da zamanın akışını hızlandırma isteği, belleğin o yanan okları; işte buydu sürgün duygusu. &Dünyadaki kötülük neredeyse her zaman cehaletten kaynaklanır ve eğer aydınlatılmamışsa, iyi niyet de kötülük kadar zarar verebilir.
Edebiyat & Roman
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202024,6bin okunma
10/10
·1552 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 23:42
Edmond, bütün servetin kaybettiğin şeyin yanında eksik kalıyor. Suç işlenir, zaman akıp geçer, suçu işleyenler iyi yerlere gelir ama geçmiş insanın yakasını hiç bırakır mı? Monte Cristo Kontu severek okuduğum ve her karakter üzerinden kişilik tahlili yapılacak harika bir roman! Romandaki yan karakterler bile olayların gidişatını etkileyebiliyor tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi. Saf kötüler, çıkarları uğruna kötülük yapanlar, kötülük karşısında sessiz kalanlar, iyiler ve hiçbir kötülüğe aklı ermeyenler… Çok şey yazılır da büyüsünü bozmak istemiyorum. Bu şaheser bir yıl boşuna beklemiş kütüphanemde. Ve itiraf etmeliyim ki Edmond Dantès’in mutlu sona ulaşması beni rahatlattı. Eğer roman farklı bitseydi, hayatın adaletsizliğinin kitaba da sirayet ettiğini hissedecek ve buna gerçekten üzülecektim.
Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)Alexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202037,2bin okunma
İnsanlığın masumiyetini kaybettiği yer
10/10
·644 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 20:01
İlk cümleyi kurmak bile zor; belki de bembeyaz bir sayfayı katletmenin ilk adımı bu. Neyse, deneyeceğim. İnsanlık tarihinin, hangi din olursa olsun, en çok bilinen ilk hikâyesi Adem ile Havva ve o malum elma meselesidir. Hemen ardından ise Habil ile Kabil gelir. Bilinen en eski, en kadim hikâye; insanlığa dair en kıymetli ders, en sarsıcı kıssa... Anladığım kadarıyla John Steinbeck'in kendi aile hayatından da izler taşıyan bu eser, tam da bu Kabil ve Habil öyküsünü karakterler ve nesiller üzerinden muazzam bir şekilde yeniden yorumluyor. "Kötülük doğuştan mı gelir? Kalıtımsal bir geçiş var mıdır, yoksa sonradan mı kötü oluruz?" Bu ağır soruları okurken her satırda tepenizde hissediyorsunuz. Hakkında yazacak, söyleyecek o kadar çok şey var ki... Başlamadan önce o sayfa sayısı beni yorar diye korkmuştum ama inanılmaz güzel aktı. Kapağını her kapattığımda, bir an önce kitabın evrenine geri dönme isteği uyandırdı içimde. Bir kitaba 10/10 vermek pek âdetim değildir ama okurken defalarca kez "Keşke böyle bir şeyi ben yazmış olsaydım" dedim içimden... Kendimi bununla avuturken, sözlerimi kitabın isminin taşıdığı o derin anlamla bitirmek isterim: "Cennetin Doğusu" sadece coğrafi bir yer değil; insanın cennetten kovulduktan sonraki varoluş hâlinin ta kendisi. Kusurlu, acı çeken ama tüm bunlara rağmen seçim yapma özgürlüğüne sahip insanın metaforu. Aslında bu kitabı çok daha detaylı ve derinlemesine incelemek gerek. Ama uzun lafın kısası; buraya kadar okuduysan arkadaşım, git ve bu kitabı oku. Hadi, kapat burayı da okumaya başla ya da en azından hemen sipariş ver. :)
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · İletişim Yayınevi · 202411,5bin okunma