Yırtıcı ve sağır ruh, gel üstüne kalbimin,
Secde edilen kaplan, vurdumduymaz canavar;
Titrek parmaklarımı daldırma isteğim var
Sıklığına bir süre o kabarık yelenin;
Eteğinin içine, kokunla dolup taşan,
Keder yüklü başımı gömme arzusudur bu,
Solgun bir çiçek gibi, içe çekme arzusu,
Tatlı küf kokusunu ölmüş aşkımdan kalan.
Uyumak istiyorum! yaşamdan çok uyumak!
Bir uykunun içinde, daha tatlı ölümden,
Öpücük yayacağım hem de hiç çekinmeden
Senin güzel tenine, bir bakır kadar parlak.
Sıcak bir güz akşamı, gözümü kapayarak,
Ne vakit o ateşli göğsünü koklasam ben,
Mutlu kıyılar geçer gözlerimin önünden
Tekdüze bir güneşle göz alıcı ve parlak.
Yatıvermişti işte, okşatarak kendini,
Hazla gülümsüyordu bir divan üzerinden
Tatlı derin aşkıma, tıpkı bir deniz gibi
Kayalara çarparak ona doğru yükselen.
Gözünü bana dikmiş, sanki uysal bir kaplan,
Değişik tavırlarla, dalmış gibi bir düşe,
Ve şehvetle birleşen o temiz yüreklilik
Bir büyü katıyordu her yeni görünüşe.
Görkemli bedeninde zahmetsizce gezinmek;
Kocaman dizlerinin yamacında sürünmek,
Ve ara sıra, yazın, zararlı güneşlerin
Yorgun düşürüp onu, kırlara gittiğinde,
Uyumak gölgesinde yatıp göğüslerinin,
Huzurlu bir köy gibi bir dağın eteğinde.