belliydi, gündelik hayatın kalıplarına nihal de girip çıkacaktı. ona kişilik kazandıran tuhaf, aykırı yanlarını yontarak, yontulmasına izin vererek birer birer kalıpların biçimini alacaktı: serbest yaşayan üniversite öğrencisi, kendini adamış aşık, militan, mezun, yüksek lisans öğrencisi, saygın bir kurumda uzman yardımcısı, uzman, evli, çocuk sahibi, kartal, pendik.
gençliğimde bir lokantaya gittiğim zaman garsona, “iyi bir parça, çok iyi bir parça, filetodan, fazla da yağlı olmasın” derdim. garson, isteğime dikkatini vermek şöyle dursun belki de beni duymazdı bile ve sesimin mutfağa ulaşıp aşçıyı etkileme ihtimali daha da zayıftı, tut ki ulaştı, belki rostonun tamamında iyi bir parça yoktu. artık hiç bağırmıyorum.
benim bilgeliğim zum gebrauch für jedermann [herkesin kullanması için] değildir ve insanın ihtiyat ilkelerini kendine saklaması daima daha ihtiyatlıcadır.